<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>Harunyahya.NET RSS</title>
<description>Harunyahya.NET İçeriği</description>
<link>http://www.harunyahya.net</link>
<language>tr</language>
<category>harunyahya</category>

<item>
<category>Haber</category>
<pubDate>2010-02-26</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Canlı Yayın Programı</title>
<description><![CDATA[<center><b>9 Şubat 2010 Salı Saat 22:00</b>'de<br><b>Kocaeli TV'de</b><br>106.4 <b>Mavi Karadeniz Radyo</b>'da CANLI YAYIN</center> <br><br><b><i>Kocaeli Tv: </i></b> T2A 11862 H Doğu S/R: 27500 Fec:5/6 D-smart: 180<br><br>Tüm canlı yayınları Mavi Karadeniz Radyo 106.4 frekansından ve Marmara FM 105.2 frekansından dinleyebilirsiniz.<br><br><b>İnternet sitesi:</b><br><a href="http://www.harunyahya.tv" class="SidesTableText" target="_blank">HarunYahya.TV</a> ve <a href="http://www.harunyahya.fm" class="SidesTableText" target="_blank">HarunYahya.FM</a><br><br>Macintosh kullanıcıları (dilerlerse Windows veya Linux kullanıcıları da) film gösterim programlarında link yerine <b><a href="mms://yayin.harunyahya.tv/HarunYahyaLive" class="SidesTableText" target="_blank">mms://yayin.harunyahya.tv/HarunYahyaLive</a></b><br>ekleyerek izleyebilirler.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/11835</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-09</pubDate>
<title>Araf Suresi'nden Açıklamalar: Duadaki Sırlar, Duanın Derinliğini Kavramak ve Allah'a Tutkuyla ve Aşkla Dua Etmek</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15721" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar`ın 17 Ocak 2010 Tarihli Kanal 35, TV Kayseri ve Kanal Avrupa Röportajından</b></a><br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Efendim Araf Suresi`ni açmışsın. Cenab-ı Allah diyor ki 55. ayette ``<b>Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin</b>`` diyor şeytandan Allah`a sığınırım. ``<b>Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez</b>``. Bakın ``<b>yalvara yalvara için için dua edin</b>``. Duada bir sır vardır. Yani insanlar diyor ki, hani mesela dua ediyorum ama olmuyor işte şöyle oluyor, böyle oluyor diyor. Şimdi her dua bir kere kabul olur. Ama Allah -yani onun sevabını alır, duanın sevabını alır- meydana getirmiyorsa onda mutlaka bir hayır vardır. Mesela diyor ki, üniversite imtihanını illa kazanacağım. Kazanırsın çok mutsuz bir yola girersin, o senin için bir hayırdır. Orada hayır göreceksin.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16148</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-09</pubDate>
<title>Cennetin Sadece Kıyafetleri ve Yiyecekleriyle Mutlu Olmayız, Allah Aşkı ve Allah Sevgisiyle Mutlu Olacağız İnşaAllah.</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15721" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar`ın 17 Ocak 2010 Tarihli Kanal 35, TV Kayseri ve Kanal Avrupa Röportajından</b></a><br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Bütün mesele müminlerin birbirini sevmesinde. İnsanların birbirine şefkatle yaklaşmasında. Kardeşçe yaşamamız... Zaten Kıyamet`e çok az bir vakit kaldı. Dünya; Pir-i Fani Dünya. Son anlarındayız Dünya`nın. Sevgi ile, muhabbet ile, Allah`ın Kitabı`na sarılacağız, Allah`a sıkı sıkıya sarılacağız. Cenab-ı Allah`tan rahmetini, Cennet`ini, rızasını talep edeceğiz. Ama hepsinin üzerinde rızasını isteyeceğiz. Allah`ın rızasına kavuşursak, Allah`ın izniyle zaten her şey tamam demektir. Ama müminin tek amacı, Allah`ın rızası olacak.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16147</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-02-09</pubDate>
<title>hazretihizir.com</title>
<description><![CDATA[<b>Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.</b> (Kehf Suresi, 65)<br><b><br>Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"</b> (Kehf Suresi, 66)<br><b><br>Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."</b> (Kehf Suresi, 67)<br><br>Yüce Allah, Kuran'ın birçok ayetinde peygamberlerine ve bazı elçilerine özel ilimler lütfettiğini bildirmektedir. Gayb bilgisi, ilm-i ledün, hikmet ve anlatım çarpıcılığı gibi üstün ilimleri dilediği kullarına veren Rabbimiz, Bu rahmetiyle tüm hayatları boyunca olduğu gibi, tebliğleri süresince de elçilerini desteklemiştir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15594</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-09</pubDate>
<title>Mümin Ahlakı</title>
<description><![CDATA[Tarih boyunca yeryüzünde bozgunculuk çıkaran, insanlara çeşitli şekillerde zulmeden, bulundukları toplumlara huzursuzluk, güvensizlik, iftira, kavga, çekişme, kıskançlık gibi kötülükler getiren ve tüm bu kötülüklerin toplum içinde gelişip yayılması için el ele veren şer odakları olmuştur. Bir kişi bu kötülüklerden rahatsızlık duyuyor ve dünyadan yok olmasını istiyorsa; bu o kişinin vicdan sahibi, duyarlı bir insan olduğunu gösterir. Ancak kötülüklerden rahatsızlık duyan bir kişinin mutlaka güzel ahlakın yayılması ve kötülüklerin son bulması için iyilerle ittifak etmesi gerekir. Çünkü unutmayın ki zulme rıza göstermek, kötülüklere seyirci kalmak da zulme ortak olmaktır.<br><br><b>``BANA DOKUNMAYAN YILAN BIN YIL YAŞASIN`` MANTIĞI IYILERIN ITTIFAKINA ZARAR VERIR''</b><br><br>Günümüzde kötüler ve kötülükler dıştan bakıldığında hem sayıca fazla, hem de maddi imkan olarak güçlü görünmekte ve yeryüzünde birçok insanın sıkıntı ve acı içinde yaşamasına neden olmaktadır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16143</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-09</pubDate>
<title>İlmi Mercek Sayı 67: Darwinistler Neleri Düşünemez</title>
<description><![CDATA[<ol><li>Darwinistler, midedeki bir takım hücrelerin besinleri parçalamak için asit salgılarken, bu hücrelerin yanıbaşında bulunan başka hücrelerin de yapışkan bir sıvı salgıladığını, mukus adı verilen bu sıvının midenin yüzeyini örterek mide duvarını asitlere karşı bir kalkan gibi koruduğunu ve enzimlerin mideye zarar vermesini engellediğini düşünmezler.<br><li>Darwinistler, traş bıçağını eritebilecek güçte olan mide asitlerinin mideyi çok kısa bir süre içinde tahrip edeceğinden, bu maddenin değil milyonlarca yıl, 2-3 gün hatta daha kısa bir süre için bile midede beklemesinin imkansız olduğunu, asitin ve mideyi asitten koruyacak mukusun beraber var olmaları gerektiğini düşünmezler.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16000</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-09</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne oldu?</title>
<description><![CDATA[<b>MPL TV, 21 Kasım 2008<br><br>Adnan Oktar :</b> <b>DÜNYANIN YENİ BİR OSMANLI'YA, MODERN BİR OSMANLI'YA OLAN İHTİYACI, İNSANIN SUYA İHTİYACI GİBİ.</b> Yani, <b>Türk-İslam Birliği. </b>Türkiye'nin liderliğinde, Türk devletlerinin desteğinde büyük bir Türk-İslam Birliği. Bu, dünyanın adeta cennet hayatına dönmesi demektir. Ekonomik yönden fevkalade zengin olması demektir. Avrupa'nın, Amerika'nın, Rusya'nın ve Çin'in… Çünkü bütün İslam ülkelerinin, bütün Türk ülkelerinin petrolü ve madenleri bu ülkelere akacaktır. Oralardan alınacak teknik aletlerle, teknik imkanlarla onlar da ticaretlerini geliştirmiş olacaklardır. Gelip hastaneler kuracaklar, tesisler, yollar açacaklar. Biz gideceğiz onların işyerlerinde, diğer uygun çalışma yapılacak yerlerinde faydalı çalışmalar yapacağız. Karşılıklı hem teknoloji, hem bilim, hem sanat alışverişi olacak. Terör ani şekilde duracaktır. Kökünden ve kesinlikle duracaktır. Teröre harcama diye bir konu olmayacaktır. Bunun sonucunda huzur ve istikrar da olacağı için bereket ve bolluk rivayetlerin açıklaması ile yani yağmur gibi olacak. Müthiş bir ferahlık olacaktır. <b>Çağımız Osmanlı çağıdır. Türklük çağıdır. Türk-İslam Birliği çağıdır.</b> İslam'ın sosyal adaletinin, güzel ahlakının hakim olma çağıdır. Bunların hepsini önümüzdeki 10 yıl 15 yıl içerisinde göreceğiz inşaAllah.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15999</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-09</pubDate>
<title>İlmi Mercek Sayı 67: Türk-İslam Birliği Yolunda</title>
<description><![CDATA[Sayın Adnan Oktar'ın, son yıllarda Türk  İslam Birliği'nin ivedilikle kurulması gerektiğine dair yaptığı önemli açıklamalar gerek ülkemizde gerekse yurtdışında yakından takip edilmektedir. Bu açıklamalarda en dikkat çeken noktalardan biri de, ``Türk İslam Birliği'ne dahil olacak  ülkeler arasında vizelerin kaldırılacak olması``dır. Nitekim son aylarda başta Suriye olmak üzere, Libya, Ürdün, Arnavutluk gibi ülkelerle Türkiye arasında vizeler kaldırılmaya başlanmıştır. <br><br>İşte geçtiğimiz ay bu konuda yaşanan gelişmelerden bazıları:<br><br><b>Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: ``Azerbaycan ile Vizeler Kaldırılacak``</b><br><br>Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı açıklamaya göre, Ankara'yı ziyaret edecek olan Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ile vize uygulamasının karşılıklı olarak kaldırılması konusunda görüşme yapılacak.<br>Atina'da Azeri bir gazetecinin sorusunu yanıtlayan Sayın Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan Türkiye ilişkilerinin kapsamlı ve derin olduğunu vurgularken "Biz Azerbaycan'la ilişkilerimizin kapsamı ve derinliği düşünüldüğünde vizenin kalkması gerektiğini düşünüyoruz. ‹nşaAllah bu konuda da olumlu gelişmeler olacaktır" açıklamasında bulundu. <a href="http://www. internethaber.com" class="SidesTableText" target="_blank">internethaber.com</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15921</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-08</pubDate>
<title>Bütün İslam Alemi Dua Ettiğinde Allah'ın İzniyle Çok Kısa Sürede İslam'ın Dünyaya Hakim Olduğu Görülecek</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15721" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar`ın 17 Ocak 2010 Tarihli Kanal 35, TV Kayseri ve Kanal Avrupa Röportajından</b></a><br><b><br>ADNAN OKTAR:</b> Avrupa`daki yiğit kardeşlerimiz şu an bizleri izliyorlar. Azerbaycan`dan izliyorlar. Bütün Türkiye şu an izliyor. Hepsi gece gündüz dua etsinler. Ya Rabbi bize Türk İslam Birliğini nasip et. Ya Rabbi bize Mehdi (a.s)`yi nasip et. Ya Rabbi bize Mesih İsa (a.s)`yı nasip et. Ya Rabbi dünyada dirlik düzenlik nasip et. Biz görelim diyecekler Ya Rabbi. Bize gözlerimizle görmeyi nasip et diyecekler. İnşaAllah. Yoğun dua etsinler. Herkesi duaya teşvik etsinler. Bakın kısa sürede İslam`ın dünyaya hakim olduğunu görecekler. Bütün İslam alemi dua ettiğinde yani ay, yıl hesabıyla hakim olacak söyleyeyim. Yani çok kısa bir süre kaldı inşaAllah. Sadece dua. O kadar. Yani dediğimin doğru olduğunu görecekler. Yani Hocamız demişti hakikaten diyecekler. Hayret edecekler. İnşaAllah.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16087</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-08</pubDate>
<title>Bazı TV Programları İnsanları Uyuşturmaya, Allah'ı, Ahireti, Ölümü Unutturmaya Neden Olabilir. Vakit Müslüman için Çok Kıymetlidir.</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15721" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar`ın 17 Ocak 2010 Tarihli Kanal 35, TV Kayseri ve Kanal Avrupa Röportajından</b></a><br><b><br>SUNUCU:</b> ``Hayırlı günler. Hocam işten geldikten sonra sizin programınızın başlamasını iple çekiyorum ki sizi dinlemeye başlayıp Allah`ı düşündüğümden beri Allah kalbimde bir ferahlık, hoşluk hissi yaratıyor elhamdülillah. Hocam benim rahatsız olduğum bir konu var. Televizyonu açtığımda dizi adı altında insanların bir biriyle çekişmesi, huzursuzluk hikâyeleri, ağlayan kavga eden insan tipi sürekli yaklaşık her kanalda arka arkaya tekrar bölümleri defalarca izlettirilerek bizlere sunuluyor. Sonra internete bakıyorum. Bu seferde forumlarda dizilerdeki kişiler, hikâyeler hakkında uzun uzun yazışmalar oluyor. Hocam Ahir Zaman`da Kıyamet alametleri bu kadar oluşmuşken, Hz. Mehdi (a.s) zuhur etmişken yani son derece önemli bu dönemde, bazı kişilerin bu konuda son derece yoğun ilgilenmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?``.<br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Evet ben bazen gazetelerde de görüyorum, televizyonda da görüyorum. İşte ``Naciye kavuşacak mı? Hüsnü ne yaptı? Hüsnü bu ızdıraptan kurtulacak mı? Milyonlar heyecanla bekliyor…`` Yani kardeşim bize ne Naciye`den Hüsnü`den bilmem şunun kavuşmasından. Hayali olaylarla niye biz heyecanla bekleyelim? Niye bekleyeceğiz heyecanla? Biz heyecanla Hz. Mehdi (a.s)`yi bekliyoruz. Heyecanla Hz. Mesih(a.s)`i bekliyoruz. Allah`ın rızasını istiyoruz. Biz bununla mutlu oluruz, sevinçli oluruz değil mi?]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16086</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-02-08</pubDate>
<title>apacikdusmanseytan.com</title>
<description><![CDATA[Her kim olursanız olun sonsuz bir azap çekmenizi isteyen, bütün varlığını buna adamış olan, son derece tehlikeli bir düşmanınız var: Şeytan. Bir başka deyişle, Allah'ın lanetlediği ve huzurundan kovduğu İblis ve onun takipçileri.<br><br>O en büyük düşmanınız. Bir efsane ya da bir masal değil, gerçeğin ta kendisi. İnsanlık tarihinin her aşamasında var oldu. Yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanı ateşin içine çekti ve halen çekiyor. Hiçbir zaman ayırım yapmaz. Genç, yaşlı, kadın, erkek, devlet başkanı veya dilenci fark etmez. Her insan bu düşmanın hedefidir.<br><br>Bu yazıyı okurken de sizi gözlüyor ve planlar yapıyor. Tek arzusu var; olabildiği kadar çok insanı -siz de dahil- kendisiyle beraber cehenneme sürüklemek.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15452</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-08</pubDate>
<title>100 Trilyon  Mikro Kaloriferi Yöneten Tiroksin Hormonu </title>
<description><![CDATA[İnsan vücudu bir fabrika gibidir. Bu fabrikanın veriminden sorumlu yöneticisi ise tiroid bezidir. Tiroid bezi salgıladığı tiroksin hormonu yardımıyla 100 trilyon hücrenin çalışma ritmini teker, teker düzenler hızlarını ayarlar. Örneğin bu yazıyı okuyabilmeniz için beden ısınızın mutlak bir değerde olması gerekir. Bu ısının aşırı derecede düşmesi veya yükselmesinin sonucu ölüm olur. Bu yüzden vücut ısınızın belirli bir seviyede olmasını düzenleyen birçok sistem yaratılmış ve doğuştan vücudunuza yerleştirilmiştir. Bu olağanüstü sistemlerden biri de tiroksin hormonudur. <br><br>Vücut hücrelerinin faaliyetleri sonucunda belirli bir ısı açığa çıkar. 100 trilyon hücrenin faaliyeti sonucunda da vücut belirli bir ısıya ulaşmış olur. Bu durumda hücreleri, bedeninizi ısıtan mikro kaloriferlere benzetebiliriz. İşte bu mikro kaloriferlerin her birinin ne kadar ısı vermesi gerektiğini düzenleyen mucize molekül tiroksin hormonudur. <br><br>Hücrenin çalışırken belirli bir ısı yayması, 100 trilyon hücrenin yaydığı toplam ısının insan yaşamı için tam olarak gereken ısıyı tam gerektiği kadar sağlaması başlı başına bir mucizedir. Üstelik tiroksin molekülleri hücrenin ne kadar ısı yayması gerektiğini de adeta bilir. Bütün bunların yanı sıra, hücrenin çalışma metabolizmasına nasıl etki edileceğini ve bu ısının nasıl artırılacağını biliyor olmaları da Rabbimiz`in insan vücudunda yarattığı mucizelere birer örnektir. Allah'ın göklerde ve yerde gerçekleşen her olaya hakim olduğu ve herşeyin O'nun kontrolünde gerçekleştiği Kuran'da şöyle bildirilmiştir;]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15996</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-08</pubDate>
<title>Doğadaki En Başarılı Tasarımcılar: Örümcekler </title>
<description><![CDATA[Hayvanlar aleminin en kalabalık canlı gruplarından olan örümceklerin pek çok mucizevi ve dikkat çekici özelliği vardır. Bunlardan bir tanesi de sahip oldukları geometri bilgisi ve bu bilgiyle tasarlayıp kurdukları mimari harikası ağlarıdır. Peki örümcekler bu ağları nasıl kurarlar? Ağlarını kurarlarken nelere dikkat ederler?<br><br>Örümcekler gerek dikkat çekici görünümleri gerekse de yaratılışında bulundurduğu özellikleriyle doğadaki en dikkat çekici canlılardan bir tanesidir. Örümcekler, doğada yaklaşık 37 bin farklı türüyle kara omurgasızları arasında böceklerden sonraki en kalabalık canlılardır. Böceklerle beslenen bu canlılar, avlanma konusunda üstün kusursuz teknikler kullanmaktadırlar. Avlarını ağ kurarak yakalayan örümceklerin, hiçbir canlının yapamadığı bu zor işlemi kolaylıkla yapabilmeleri ise ağın hammaddesi olan ipeğin yapısına ve ağlardaki özel geometrik düzene bağlıdır.<br><br>Peki örümcekler bu kusursuz yapıdaki ağlarını hangi aşamalarla örerler? <br><br><b>Kusursuz Bir Tuzak: Örümcek Ağı </b><br><br>Ağ kurarak avlanan örümceklerin birçoğu ağlarını birkaç telden oluşan ve özel bir şekle sahip olan üç boyutlu bir biçimde inşa ederken bazıları da ağlarını eşit açılı sarmal şekilde örerler. Özellikle ``Eriopharo``, ``Araneus Diadematus`` ve ``Eperia`` gibi bahçe örümceği türlerinin ağlarındaki eğriler ve dairesel kavisler incelendiğinde bunların, eşit açılı sarmal şekli oluşturan eğriler olduğu görülmüştür. Bu örümceklerin sarmal ağ örme yöntemleri birbirleriyle aynıdır. Bilim adamları bu örümceklerin sarmal şeklindeki bir ağı nasıl kurduklarını görmek ve kullandıkları örme yöntemini ortaya çıkarmak için pek çok araştırma ve deneyler yapmışlardır. Bu araştırmalardan biri de, 25-30 dakika içinde sarmal bir ağ ören ve ``Araneus Diadematus`` adı verilen örümcek hakkındadır. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15810</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-08</pubDate>
<title>Kutup Ayılarının Buz Üstünde Yaşamalarını Sağlayan Mükemmel Detaylar</title>
<description><![CDATA[Kutup ayıları kar fırtınalarının kimi zaman 120-140 kilometre hıza ulaştığı, yılın 12 ayında karla ve buzlarla kaplı bir bölgede, son derece zor koşullarda yaşarlar. Ancak Rahman olan Allah onları bu zor koşullara dayanıklılık gösterebilecekleri şekilde yaratmıştır. <br><br>Yeryüzündeki tüm canlıları yoktan yaratan ve bunların her birinde hayranlık uyandırıcı detaylar var eden Yüce Allah'tır. Bu, Allah'ın detay sanatıdır. Allah, sonsuz aklı ile insanların kavrayamadıkları, henüz detaylarını keşfedemedikleri sistemler yaratmış, her detayın içinde Kendi Yüceliğini ve kudretini gösteren daha da üstün güzellikler var etmiştir. <br><br>Kutup bölgesinde yaşayan ağırlıkları 800 kg, boyları 2,5 metreye erişen canlılardan kutup ayıları da Yüce Allah`ın detay sanatının bir delilidir. Yüce Rabbimiz bu kusursuz yaratma gücünü ve sanatını, bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:<br><br><b>O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. </b>(Haşr Suresi, 24)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15915</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-08</pubDate>
<title>Mikro Anahtarlara İlham Olan Palmiye Böcekleri</title>
<description><![CDATA[<b>Mikro Anahtarlara İlham Olan Palmiye Böcekleri</b><br><br>Bugün pek çok bilim adamı ve araştırma-geliştirme (ARGE) uzmanı projelerine başlamadan önce, bunun canlılardaki örneklerini araştırmakta, onlardaki sistem ve tasarımları taklit etmektedirler.  Diğer bir deyişle bilim adamları, Allah`ın doğada yarattığı sistemleri görüp incelemekte ve bunlardan ilham alarak yeni teknolojiler geliştirmektedirler. Palmiye böcekleri de bilim adamlarına ilham veren binlerce canlıdan sadece bir tanesidir…<br><br>Özellikle son yıllarda doğadaki üstün yaratılış delilleri bilim adamlarına teknolojik gelişmeler konusunda büyük ölçüde ilham olmaktadır. Cornell Üniversitesi`nde Kimya ve Biyomoleküler Mühendisliği Bölümünde profesör olan Paul Steen tarafından tasarlanan mikro anahtarlar da bu örneklerden biridir. Palmiye böceklerinden esinlenilerek son teknolojiyle üretilmiş bu anahtarlar, mikron seviyesi olarak nitelendirilen metrenin milyonda biri gibi bir boyutta kendi kendine çalışabiliyor. Bu mikro ölçekteki devre anahtarları, sıralar halinde birleştirilerek, daha büyük güçlü yapışkan bağ meydana getiren uygulamalarda da kullanılabiliyor. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15914</link>
</item>

<item>
<category>Haber</category>
<pubDate>2010-02-07</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Kanal 35, TV Kayseri ve Kanal Avrupa'daki Canlı Röportajı (7 Şubat 2010)</title>
<description><![CDATA[]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16141</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-02-07</pubDate>
<title>gecegunduzmucizesi.com</title>
<description><![CDATA[<b>Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize veri; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.</b> (Nahl Suresi, 12)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15593</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-07</pubDate>
<title>İlmi Mercek Sayı 67: İnternette Bu Ay</title>
<description><![CDATA[<b>HARUN YAHYA TELEVİZYONU`NDAN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ:</b><br><br>Sayın Adnan Oktar'ın 1 Aralık'ta Sanhedrin Hahamları  ile ve 10 Kasım'da Haham Froman ile yaptığı sohbette, Musevi dünyasının Türk İslam Birliği beklentilerini, sevgi ve barış taleplerini izleyeceksiniz.<br><br>Ayrıca, Sayın Adnan Oktar'ın dünya çapında gerçekleştirdiği radyo röportajlarını dinleyebilir, evrim teorisinin dünya çapında yerle bir oluşuna ve Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinin tüm dünyadaki etkisine tanıklık edebilirsiniz.<br><br>Geçen ay Sayın Adnan Oktar'ın yabancı radyolarla gerçekleştirdiği röportajlar:<br><br><b><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15107" class="SidesTableText" target="_blank">HESHAM TILLAWI (REPUBLIC BROADCASTING NETWORK) RÖPORTAJI (19 ARALIK 2009)</a><br><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15034" class="SidesTableText" target="_blank">AL MANAR RADYOSU (BELÇİKA) RÖPORTAJI (10 ARALIK 2009)</a><br><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14864" class="SidesTableText" target="_blank">TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (1 Aralık 2009)</a><br><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14670" class="SidesTableText" target="_blank">DETROIT CHRISTIAN RADIO WMUZ RÖPORTAJI (17 Kasım 2009)</a><br><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14651" class="SidesTableText" target="_blank">ABN RADIO RÖPORTAJI (15 Kasım 2009)</a><br><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14591" class="SidesTableText" target="_blank">NEWSTALK KXYL CANLI RÖPORTAJI (Teksas, ABD) (11 Kasım 2009)</a><br><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14550" class="SidesTableText" target="_blank">MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)</a><br><a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/14581" class="SidesTableText" target="_blank">ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009)</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15917</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-07</pubDate>
<title>Hormon Orkestrasının Şefi: Hipofiz Bezi</title>
<description><![CDATA[0.5 gr ağırlığında, bir bezelye tanesi büyüklüğünde küçük bir et parçası ve bu et parçasını oluşturan hücreler, Rabbimiz`in ilhamıyla vücudunuzu sizin adınıza yönetir ve denetler. Hormonal sistemin yönetim merkezi olan ``hipofiz bezi`` isimli bu küçük organ, yeryüzünün en mükemmel orkestrasının şefidir. <br><br>Hipofiz bezi, hormon sisteminin yöneticisi ve düzenleyicisidir. Bu bez hormon sisteminin genel yöneticisi olan beyindeki hipotalamus isimli bölgenin kontrolü altında çalışır. Bu küçük et parçası hipotalamustan gelen bilgiler sayesinde bedenin hangi şartlarda neye ihtiyacı olduğunu, bu ihtiyacı gidermek için hangi organın hangi hücrelerinin çalışması gerektiğini, bu hücrelerin kimyasal mekanizmalarını, fiziksel yapılarını, üretilmesi gereken ürünleri ve üretimin durdurulması gerektiği zamanı bilir. Aynı zamanda çok özel bir haberleşme sistemi sayesinde bu ihtiyaçların karşılanması için gerekli yerlere bütün emirleri verir. İşte hipofiz bezinin verdiği emirlerden bazıları:<br><br><b>Hipofiz Bezinin Ergenlik Dönemindeki Görevi</b><br><br>İnsan vücudu ergenlik döneminin sonuna kadar gelişir. Bu dönem boyunca trilyonlarca hücre bölünerek çoğalır. Doku ve organların büyümesi sağlanır. Belirli bir büyüklüğe ulaşıldığında ise dokulardaki büyüme faaliyeti durur. İşte ne kadar büyümemiz gerektiğini bilen ve bu büyüklüğe ulaştığımızda büyümemizi durdurmaya vesile olan organımız hipofiz bezidir. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15913</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-07</pubDate>
<title>Dünya Hayatının Beynimizdeki Kopyasıyla Muhatap Olduğumuz Teknik Bir Gerçektir</title>
<description><![CDATA[Yaşadığımız dünyaya ait her türlü niteliği, her özelliği ve bildiğimiz herşeyi duyu organlarımız aracılığı vesilesiyle öğreniriz. Duyu organlarımız aracılığı ile bize ulaşan bilgiler, bir dizi işlem sonucunda elektrik sinyallerine dönüşür ve bu sinyaller beynimizin ilgili noktalarında yorumlanır. Beynimizin bu yorumları sonucunda biz örneğin bir kitap görürüz, çileğin tadını alırız, ıhlamur ağaçlarını koklar, ipek bir kumaşın dokusunu bilir veya rüzgarda sallanan yaprakların hışırtısını duyabiliriz.<br><br>Aldığımız telkinle, hep bedenimizin dışındaki kumaşa dokunduğumuzu, bizden 30 cm uzaklıktaki bir kitabı okuduğumuzu, metrelerce uzaktaki ıhlamur ağaçlarının kokusunu aldığımızı ve çok yükseklerdeki yaprakların hışırtısını duyduğumuzu zannederiz. Oysa, bu saydıklarımızın hepsi bizim içimizde gerçekleşen olaylardır. Kitabın görüntüsünden yaprakların hışırtısına kadar herşey içimizde, beynimizde meydana gelir. <br><br>Bu noktada şaşırtıcı bir gerçekle daha karşılaşırız: Beynimizde, gerçekte ne renkler, ne sesler, ne de görüntüler vardır. Beynimizde bulabileceğimiz tek şey elektrik sinyalleridir. Bu, felsefi bir görüş değildir; algılarımızın işleyişi ile ilgili bilimsel bir açıklamadır. Örneğin Mapping The Mind (Zihnin Haritasını Çıkarmak) isimli kitabında bilim yazarı Rita Carter, dünyayı nasıl algıladığımızı şöyle açıklar:]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15812</link>
</item>

<item>
<category>Haber</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Gaziantep Olay TV'deki Canlı Röportajı (6 Şubat 2010)</title>
<description><![CDATA[]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16140</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>kehfsuresiveahirzaman.com</title>
<description><![CDATA[Bu sitenin hazırlanmasındaki amaç; ayetlerinde günümüze dair önemli işaretler bulunan Kehf Suresi üzerinde dikkatle düşünmek, derin bir tefekkürle bu sırlara ulaşmak için çaba sarf etmek ve Peygamberimizin tavsiyesini tutmaktır. Dikkatle okuyanlar göreceklerdir ki, bu surede kıyamete yakın bir dönem olan ahir zamana, ahir zamanda yaygınlık kazanacak olan inkarcı sistemlerin uygulamalarına ve Allah'ın bu batıl sistemleri, hakkı göndererek darmadağın etmesine yönelik çok önemli işaretler bulunmaktadır.<br><br>Söz ettiğimiz bu dönem Allah'ın izniyle çok yakındır ve insanların bu konu üzerinde derin derin düşünmeleri çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Bu nedenle tüm Müslümanların Kehf Suresi üzerinde dikkatle düşünmeleri, her bir ayeti diğer Kuran ayetleri doğrultusunda incelemeleri ve akılda tutmaları son derece önemlidir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15596</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>yasaminamaci.com</title>
<description><![CDATA[<b>Allah`ın Rızası İçin Yaşamak mı? Şeytanın Fısıltılarına Uyarak Yaşamak mı?</b><br><br>İnsan, Rabbimiz`e kulluk etmek için yaratılmıştır ve yaşamı boyunca yaptığı her hareketten ahirette sorumlu olacaktır. Allah insanları Kuran'da bildirilen ahlaka uygun yaşayınca, dünyada ve ahirette mutlu ve huzurlu olacakları şekilde yaratmıştır. Bunun aksini yaşayarak bir insanın huzur bulması mümkün değildir. Bir ayette şöyle buyrulur:<br><b><br>``Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.``</b> (Rum Suresi, 30)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15494</link>
</item>

<item>
<category>Kitap</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>Deccal Nasıl Öldü? ''150 Yıl Süren Darwinist Aldatmacanın Sonu'' - 1. Baskı</title>
<description><![CDATA[Canlıların tesadüfen meydana geldiğini iddia eden, insanın maymun ataları olduğunu savunan, insanı yeryüzünde sorumsuz bir hayvan olduğuna inandırmaya çalışan, güçlü olanın zayıf olanı ezmesi gibi sapkın bir fikirle yola çıkarak kitleleri katleden, savaşları başlatan, insanları küçük ve aşağılık gören dünyaya hakim olmuş sahte inanç sistemi, deccalin en büyük oyunlarından biri olan Darwinizm'dir.<br> <br>Darwinizm, tarihin en sapkın ve en büyük kitle aldatmacasıdır. 150 yıl boyunca devam etmiş olan bu kitle aldatmacası, şu an Darwinistlerin şaşkın bakışları altında çöküşe uğramaktadır.<br> <br>İnsanlar 150 yıldır aldatılmış olmanın şokunu yaşamaktadırlar. Deccalin oyunu bitmiştir. Deccal artık ölmüştür. Kitle aldatmacası son bulmuştur. Batıl olan din, Allah'ın hak dini karşısında yerle bir olmuştur. Elinizdeki kitap, deccalin en büyük oyununun kesin yıkılışın delillerini sunmaktadır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15516</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>İmam Rabbani'den Günümüze Hikmetli Mesajlar: Namaz Kılmanın Önemi</title>
<description><![CDATA[<i>``Kur`ân`ı Kerim`in birçok yerinde, (Amâl-i sâliha) işleyenlerin cennete girecekleri bildirilmektedir. Bunu açıklamakta ve şükretmeyi ve namazın esrarını bildirmektedir.``</i> (İmam Rabbani Mektubat 304. Mektup)<br><br>İmam Rabbani Mektubat adlı eserindeki bu sözleriyle, namazın Kuran`da bildirilen önemine dikkat çekmiştir. Namaz, Allah`ın Kuran`da vakitleri belirlenmiş olarak farz kıldığı bir ibadettir. Müslümanlar 5 vakit namazlarını kılmakla sorumludurlar. Kuran`da namazla ilgili pek çok ayet yer almaktadır. Namazı vaktinde kılmak gerektiğini Yüce Rabbimiz Kuran`da şöyle bildirmektedir<br><br><b>``... namaz, mü`minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.``</b>  (Nisa Suresi, 103)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15997</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>İlmi Mercek Sayı 67: İslam Dünyasında Geçen Ay</title>
<description><![CDATA[<b>İsviçre`de Minarelerin Yasaklanmasını Talep Eden Parti`nin Üyesi Milletvekili Daniel Streich Müslüman Olduğunu Açıkladı</b><br><br>Geçtiğimiz Kasım ayı içerisinde İsviçre`de bulunan Halk Partisi (SVP)`nin ``cami minarelerinin yasaklanmasını`` talep etmesi ve bu konuyu referanduma götürmesi, İslam dünyasında olduğu kadar dünya medyasında da tepkiyle karşılandı. Avrupa`nın her fırsatta öne sürdüğü düşünce ve inanç özgürlüğüne tamamen zıt olan bu davranış, İslam ahlakını tüm dünyaya tebliğ etmenin ve Deccaliyet sistemiyle ilmi bir mücadele yürütmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu yasak talebinin ardından geçtiğimiz Aralık ayında yaşanan bir diğer gelişme ise, bazı çevreler tarafından engellenmeye çalışılsa da İslamiyet`in çığ gibi büyümeye devam ettiğinin bir müjdesi oldu.<br><br>Minarelerin yasaklanmasını talep eden Halk Partisi`nin üyelerinden olan ve dindar bir Hıristiyan olarak tanınan Daniel Streich, ``Hıristiyanlıkta cevap alamadığı birçok sorunun akılcı yanıtını İslamiyet`te bulduğunu`` söyleyerek Müslüman olduğunu açıkladı. Partisinin İslamiyet`e düşman tavırlarından ve İslam düşmanlığını ülkede yaymaya çalışmasından rahatsız olduğu için partisinden de istifa eden Daniel Streich, aynı zamanda göreceği tepkilerden çekindiği için Müslüman olduğunu 2 yıldır gizlediğini belirtti. İsviçre ordusunda askeri eğitim de veren Daniel Streich, konu ile ilgili yaptığı açıklamaya şu sözlerle devam etti:]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15916</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>Kuran'ın Bilimsel Mucizelerinden Örnekler</title>
<description><![CDATA[Kuran`ın eşsiz üslubu ve içerdiği üstün hikmet, onun Allah`ın sözü olduğunun kesin bir delilidir. Bunların yanı sıra, Kuran`ın Allah Katından indirildiğini ispatlayan pek çok mucizevi özelliği de vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran`da bildirilmiş olmasıdır. <br><br>Allah, bundan 14 asır önce, insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran-ı Kerim`i indirmiş ve tüm insanlığı Kuran ahlakına uyarak kurtuluşa ermeye davet etmiştir. Ayette de bildirildiği gibi Kuran <b>``Alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.`` </b>(Kalem Suresi, 52) Kuran indirildiği günden kıyamet gününe kadar da, insanlığın yegane yol göstericisi olan sonİİlahi kitap olacaktır.<br><br>Kuran`ın mucizelerinden biri içerdiği bilimsel işaretlerdir. Kuran bir bilim kitabı değildir. Fakat Kuran`ın çeşitli ayetlerinde son derece özlü ve hikmetli bir biçimde aktarılan bazı mucizeler, bilimsel keşiflere ipuçları sunmaktadır. Kuran`ın indirildiği dönemde bilimsel olarak saptanması mümkün olmayan bu bilgiler, insanlara Kuran`ın Allah`ın sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.<br><br>İnsanların astronomi, fizik ya da biyoloji hakkında çok az şey bildikleri bir dönemde indirilen Kuran-ı Kerim, evrenin yaratılışından insanın oluşumuna, atmosferin yapısından, yeryüzündeki dengelere kadar pek çok konuda kilit bilgiler içermektedir. Şimdi, Kuran`da yer alan bu mucizelerden bir bölümünü birlikte görelim. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15811</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-06</pubDate>
<title>İlmi Araştırma Sayı 67: Kısa Kısa </title>
<description><![CDATA[<b>İngiliz Yazar Patrick Seale: ``Türkiye Ortadoğu'nun Yükseleni``</b><br><br>Ortadoğu uzmanı İngiliz yazar Patrick Seale, Türkiye'nin Ortadoğu'daki güç oyununun kurallarını yeniden yazdığını öne sürdü. Bu doğrultuda, dirilen bir Türkiye'nin Ortadoğu'da kendine ciddi bir yer edinmeye başladığını söyleyen Seale, bu gelişmenin Ortadoğu'ya barış ve sakinlik getireceğini düşünüyor. <a href="http://www.timeturk.com" class="SidesTableText" target="_blank">timeturk.com</a><br><br><b>New York Times: Türkiye Bölgesinde Güçlü ve Bağımsız Bir Aktör</b><br><br>ABD'de yayınlanan New York Times gazetesi, yayınladığı makalede Türkiye'nin dış politikasına övgüler yağdırdı. ``Türkiye nüfuzunu, güç yerine diplomasi ile yayıyor`` denilen makalede Türkiye'nin yükselen gücü şu şekilde özetlendi: "ABD'nin Irak'taki başarısızlığı ve aynı şekilde İsrail'in aşırılıklarını törpülemekte gösterdiği beceriksizlik, Türkiye'nin Amerikan yanlısı görüntüsünü üzerinden atıp Ortadoğu'dan Balkanlar'a, Kafkaslar ve Orta Asya'ya kadar uzanan uçsuz bucaksız bir bölgenin merkezinde güçlü bir bağımsız aktör olarak sivrilmesine de yol açtı" <a href="http://www.bugun.com.tr" class="SidesTableText" target="_blank">bugun.com.tr</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15802</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-05</pubDate>
<title>Ateistlik İnsanların Samimi İnançları Değildir, Aşağılık Kompleksi ve Eziklikten Kaynaklanır. Züppelik, Toplumda Kendini Kabul Ettirmek için Geliştirilen Pis Bir Savunma Metodudur.</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15619" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar`ın 13 Ocak 2010 Tarihli TV Kayseri, Samsun Aks ve Gaziantep Olay TV Röportajından</b></a><br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Atatürk kendi zamanında müthiş bir mahalle baskısı gördü, daha hala devam eder mahalle baskısı. Mesela dindar bir genç kız oluyor, ya diyor açıyor arkadaşı, duydum diyor Kuran okuyormuşsun sen, yahut namaz kılıyormuşsun doğru mu ya diyor, böyle şeylerde mi var sende diyor. Olur mu arkadaşım diyor ne alakası var diyor. Mesela bak öbür taraf da dindar, o da dindar ama. Olur mu diyor niçin öyle bir şey yapayım ki diyor. Ne bileyim öyle duydum da diyor. İki tarafta dindar, o da ateist havası veriyor kendine, o da ateist havası veriyor ve birbirlerini eziyorlar. Toplumda çok yaygın, senin hiç ummadığın insanlar dindar aslında.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16057</link>
</item>

<item>
<category>Haber</category>
<pubDate>2010-02-05</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Tempo TV'deki Canlı Röportajı (5 Şubat 2010)</title>
<description><![CDATA[]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16139</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-05</pubDate>
<title>Kuran'da Mehdiyet Konusu Çok Kapsamlı Olarak Anlatılmaktadır</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15530" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar`ın 9 Ocak 2010 Tarihli Kral Karadeniz ve Kanal 9 Röportajından</b></a><br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Kuran`la Mehdiyet o kadar içiçedir ki yani Kuran`da dev bir konu olarak işlenir Mehdiyet. Yusuf kıssasında Mehdiyet anlatılır. Kehf kıssasında Mehdiyet anlatılır. Süleyman kıssasında Mehdiyet anlatılır. Kuran`ın bütününde Mehdiyet birçok yerde görülür. Ve dünya hakimiyeti ile ilgili çok fazla ayet vardır. Bu ayetlerde de bunu görmek açıkça mümkündür. Mesela Kasas Suresi 5: ``<b>Biz ise yeryüzünde güçten düşürülenlere</b>`` hapsedilmiş, ezilmiş, iftiraya uğramış, her türlü zorluğa girmiş müminlere, ``<b>lütufta bulunmak, onları önderler yapmak</b>`` dünya hakimi yapmak yani Türk İslam Birliği, ``<b>ve mirasçılar kılmak istiyoruz</b>.`` Ebcedi kaç, Oktar Hocam?<br><br><b>OKTAR BABUNA:</b> 1996 Hocam.<br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Evet bak bunu bildin. Önderler ve mirasçılar kılmak kelimesinin ebcedi de 2021`i veriyor. Dünya hakimiyeti inşaAllah.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16046</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-05</pubDate>
<title>Rum Suresi'nden Ahir Zamana İşaretler ve Ebcedler</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15530" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar`ın 9 Ocak 2010 Tarihli Kral Karadeniz ve Kanal 9 Röportajından</b></a><br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Rum Suresi, Rahman ve Rahim olan Allah`ın Adıyla, Şeytan`dan Allah`a sığınırım. ``<b>Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı.</b>`` Rum diyarı Rum diye nereye diyorlardı eskiden? İstanbul. ``<b>Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı.</b>`` Yani İstanbul`daki Darwinistler ve materyalistler, ateistler mağlup oldu. Ebcedi kaç? 1980. Mehdi (a.s.)`ın çıkış tarihini veriyor net. Herkes baksın harf harf tam net 1980. `` <b>Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Birkaç yıl içinde.</b>`` Bakın, ``<b>Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır.</b>`` Yani mutlak güç Allah ‘a aittir. ``<b>O gün mü'minler sevineceklerdir.</b>`` Kaç ebcedi? 2010 bakın, ``<b>Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır."</b> Ve, <b>``O gün mü'minler sevineceklerdir.</b>`` Ebcedi tam 2010.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16045</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-05</pubDate>
<title>Mutasyonlar Simetri Düşmanıdırlar</title>
<description><![CDATA[Bir ayçiçeğinin yapraklarında, salyangozun kabuğunda, çam kozalağında ya da parmaklarımızın uzunluğunda bulunan matematiksel oran Allah'ın yarattığı olağanüstü güzelliklerden, nimetlerden bir tanesidir. Bu, bilim adamlarının <b>"Altın oran"</b> ismini verdikleri hayranlık uyandıran bir uyumdur.<br><br>Altın oran adı verilen ve Ortaçağ'ın en etkili matematikçisi Fibonacci'nin bulduğu sayı dizisinin özelliği, dizideki sayılardan her birinin kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır.<br><br>Fibonacci dizisi 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, ... şeklinde ilerlemektedir.<br><br>Dizideki sayılar bir öncekine bölündüğünde, birbirine çok yakın sayılar elde edilir. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı "altın oran" olarak adlandırılan 1,618'dir. <br><br>Bu muhteşem oran, Allah'ın bir mucizesi olarak, doğadaki birçok varlıkta gözlenebilir. Hücrelerimizin içindeki DNA sarmalından, uzaydaki galaksilerin şekillerine, kar kristallerinden mikrocanlılara, boynuz ve dişlerden, salyangoz kabuklarına kadar altın oranı bulmak mümkündür. Altın orana en çarpıcı örnek, insan bedenidir. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15911</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-05</pubDate>
<title>Güzel Ahlakı Yaşamanın Önündeki Engel: Gizli Enaniyet</title>
<description><![CDATA[<ul><li>Gizli enaniyet, niçin çok tehlikelidir? <br><li>Gizli enaniyete sahip kişiler, bu özelliklerini <br>nasıl saklarlar? <br><li>Gizli enaniyet, nasıl teşhis edilir?<br>Kendine müstakil bir benlik vermek, hem kendi varlığını hem de etrafındakilerin varlığını (Allah`ı tenzih ederiz) Allah`tan bağımsız görmek olarak tanımlanan enaniyet, insanı çok büyük zararlara sürükleyen kötü bir ahlak özelliğidir. Bu kötü ahlak özelliğinin en tehlikeli çeşidi ise, gizli enaniyettir. <br><br>İnsan, Yüce Rabbimiz`in yoktan var ettiği aciz bir varlıktır. Yaşamını sürdürebilmek için sürekli ihtiyaç duyduğu birçok detay vardır. İnsanın güç yetirebildiği her şey, Yüce Allah`ın ona ihsanda bulunmasıyla ve kuvvet vermesiyle gerçekleşmektedir. İnsan, her an kendisini yaratan, var eden Yüce Allah`a muhtaçtır. Ancak gaflet içerisindeki bazı insanlar,<b> ``… O inkâr edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.``</b> (Sad Suresi, 2) ayetiyle bildirildiği üzere tüm acizliklerine rağmen nefislerindeki gurur ve büyüklenme nedeniyle hayatlarının her anında kötü bir ahlak sergiler ve (Allah`ı tenzih ederiz) Allah`ı unutarak enaniyet gösterirler. <br><br>Enaniyetin, yani kendini üstün görmenin bir türü de gizli enaniyettir. Gizli enaniyete sahip insanlar, tavır olarak klasik enaniyetli kişilerden farklıdırlar. Aralarındaki en büyük fark, enaniyetli kişinin dışarıdan çok rahat fark edilebiliyor olması, fakat gizli enaniyete sahip olanların zaman zaman dışarıdan anlaşılmasının mümkün olmamasıdır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15801</link>
</item>

<item>
<category>Haber</category>
<pubDate>2010-02-04</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Çay TV ve Kahramanmaraş Aksu TV'deki Canlı Röportajı (4 Şubat 2010)</title>
<description><![CDATA[]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16075</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-04</pubDate>
<title>Münafık Kimdir?</title>
<description><![CDATA[<a href="http:</b>//harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15478" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ocak 2010 Tarihli Gaziantep Olay ve Samsun Aks TV Röportajından</b></a><br><br><b>SUNUCU:</b> Bu arada ben size münafık, tam olarak kelime anlamını sorsam.<br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Çok iyi yaparsın, böyle şeyleri bana sorarsan, daha da renkli, daha da güzel bir ortam olur, daha iyi olur. Münafık, Müslüman olmadığı halde, Müslümanların yanına gelip, Müslümanlardan istifade etmek için onların parasından, imkânlarından istifade etmek için onların yanında bir süre kalıp, onların, Müslümanların sırlarını öğrenen, yerlerini, mekânlarını öğrenen, hayatlarını öğrenen ve sonra gidip küfre bu adamlar şuradalar, şu sayıdalar, şöyle bir imkânları var, gidin bunları yok edin tarzında faaliyet yapan, alçak ve kahpelere münafık denir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16020</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-04</pubDate>
<title>Araf Suresi'nden Açıklamalar: Kuran Okunduğu Zaman Hemen Susup Dinlemek Farzdır, Allah'ı Nasıl Zikretmeliyiz, Tedbir Takdiri Bozmaz ve Diğer Açıklamalar</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15444" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar'ın 5 Ocak 2010 Tarihli Mavi Karadeniz ve Kocaeli TV Röportajından</b></a><br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Şeytandan Allah`a sığınırım. ``<b>Hiç şüphesiz benim velim, kitabı indiren Allah`tır.</b>`` Yani beni koruyan, Kuran`ı indiren Allah`tır. ``<b>O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor</b>.`` Allah yolunda olan herkesin koruyucusu; Mehdi (a.s.)`nin, Hz. Mesih (a.s.)`in, Mehdi (a.s.)`nin talebelerinin, Mesih (a.s.)`in talebelerinin, ahir zaman Müslümanlarının, değil mi? <b>``Onlara bir ayet getirmediğin zaman:`` sen onu, (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana derler.``</b> Yani Peygamber (s.a.v.)`in Kuran`ı kendi yazdığına inanan birçok sapık var, şu anda da var öyle tipler. O zaman da bu tip adamlar var. ``<b>De ki: ‘Ben, yanlızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım`.</b>`` Yani vahiye uyuyorum ben diyor, kendi kendime aklımdan bir şey yapmam diyor Peygamber (a.s.). ``<b>Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir.</b>;...`` Basiret, basiret, yani değil mi, akılcı, güzel, doğru düşünme. ``...<b>İman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir. Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun</b>.`` Haramdır. Mesela Kuran okunuyor, ben Topkapı`da da gördüm, mesela Kuran okunuyor, turistler bağırıyor-çağırıyor, konuşuyorlar, yani bu çok acayip bir şey, değil mi? Bak, ``<b>Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun.</b>`` diyor Allah. Mesela kahvelerde de Kuran okunuyor, millet işinde gücünde, bağırıp-çağırıyorlar. Olmaz, haramdır. Susup dinlemek lazım.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16013</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-04</pubDate>
<title>Kuran'da Dünya Hayatına Dair Bildirilen Sırlar</title>
<description><![CDATA[<b>``Bu (Kur`an) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.``</b> (Al-i İmran Suresi, 138) <br><br>Yüce Allah`ın sözü olan Kuran-ı Kerim, eşsiz bir üsluba ve üstün bir hikmete sahiptir. Rabbimiz`in, kullarına Kendisini tanıtmak, onlara yaratılış amaçlarını, dünya hayatının konumunu, imtihanın özelliklerini ve insanlardan neler istediğini bildirmek, ahireti müjdelemek ve güzel ahlakı tarif etmek gibi pek çok hikmet üzerine indirdiği Kuran, insan yaşamında hayati önem taşıyan pek çok sırrı da içerir.<br><br>Her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah, Kuran`da insanlara ibadetlerin, emir ve yasakların, güzel ahlak özelliklerinin yanı sıra dünya hayatına ilişkin birçok sırrı da haber verir. Bunlar, çok önemli sırlardır ve insan çevresine dikkatli bir gözle baktığında, hayatı boyunca bu sırların gerçekleştiğine şahit olur. Söz konusu sırlar için özel bir hesaplamaya gerek yoktur, Allah bunları her insanın anlayabileceği şekilde net ve açık olarak bildirmiştir. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15788</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-04</pubDate>
<title>Canlı Davranışlarındaki Muazzam Bilinç</title>
<description><![CDATA[Yüce Allah, yarattığı tüm canlıları bulundukları ortama en iyi uyum sağlayabilecekleri özelliklerle donatmış ve onlara akılcı davranışlar ilham etmiştir. Canlılığın tesadüfler üzerine ortaya çıktığını savunan evrimcilerin açmaza düştüğü konulardan bir tanesi de canlılardaki akılcı davranışlardır. Son derece dikkat çekici davranışlarda bulunan canlılara bu davranışları anneleri veya herhangi bir ataları öğretmemiştir. Hepsi, Allah`ın dilemesiyle yaratıldıkları ilk günden itibaren bunları bilerek dünyaya gelmişlerdir. Bu yazıda Allah`ın ilhamıyla hareket eden bu canlıların başarıyla uyguladıkları mükemmel taktiklerden örnekleri okuyabilirsiniz.<br><br><b>Sahte Yuvalar Yapan Kuşlar</b><br><br>Doğadaki pek çok kuş türü, yavrularını avcılardan korumak için sahte yuvalar kurarlar. Örneğin Afrika ve Hindistan`da kuş yumurtasıyla beslenen pek çok hayvan vardır. Bu nedenle Afrika çalı kuşları (Ploceides) çok sayıda sahte yuva inşa ederek, düşmanların yuvalarına yapacakları saldırıları azaltır ve kaçmak için zaman kazanmış olurlar.<br><br>Düşmanlarından korunmak için plan yapan kuşlardan biri de çulha kuşlarıdır. Tropikal bölgelerde ağaçlarda yaşayan yılanlar çok zehirlidir. Bu nedenle aynı bölgede yaşamını sürdüren çulha kuşlarının yuvalarının girişleri gizli ve adeta bir labirent gibidir. Bu kuşların yuvalarını korumak için yaptıkları planlar bununla da kalmaz. Çulha kuşları yuvalarına saldıran avcıların cayması için evlerini, dalları oldukça dikenli olan akasya ağaçlarına kurarlar ve bu kuşlar da düşmanlarını şaşırtmak için pek çok boş yani sahte yuva yaparlar.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15809</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-04</pubDate>
<title>Şeytanın İnsanları Saptırmak İçin Kullandığı ''Daha İyi Yaşama'' Aldatmacası</title>
<description><![CDATA[<a href="http://www.apacikdusmanseytan.com" class="SidesTableText" target="_blank">apacikdusmanseytan.com</a><br><br><b>``Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?``</b> (Müminun Suresi, 115)<br><br>Din ahlakını yaşamayan insanların geneline yön veren ortak bir amaç vardır: Dünya hayatından, sınır tanımadan maksimum oranda fayda elde edebilmek... Dünyanın her neresine gidilirse gidilsin, iman etmeyen kimseler arasında bu ortak amaçtan sapılmadığı, zengin-fakir, köylü-şehirli, büyük-küçük demeden herkesin bu ideal doğrultusunda hareket ettiği görülür. Bunun sebebi ise bu kimselerin, hayatın ölümle sınırlı olduğuna dair çarpık bir inanç içerisinde olmalarıdır. Bu kişiler oldukça kısa olan ve hızla gelip geçen dünya hayatını kendilerince en iyi şekilde değerlendirmek için dünyevi kazanç peşinde koşmaları gerektiğini sanırlar. Oysa bu dünya hayatı mutlaka bir gün bitecek ve hesap günü gelecektir.<br><br>Bir hiçlikken; alemlere karşılıksız nimet veren Rabbimiz`in ihsanı ile insanı yoktan yaratarak nimetlendirdiğini;]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15799</link>
</item>

<item>
<category>Haber</category>
<pubDate>2010-02-03</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Samsun Aks ve TV Kayseri'deki Canlı Röportajı (3 Şubat 2010)</title>
<description><![CDATA[]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16051</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-03</pubDate>
<title>Peygamberimiz (s.a.v) Ve 4 Halife Döneminde Yahudilere Ve Hıristiyanlara Yapılan Uygulamalar</title>
<description><![CDATA[<ul><li>Suriye Hıristiyanlarının, Ebu Ubeyde (r.a.)'a sundukları ve <b>tarihe Ömer Akdi</b> olarak geçen belgede yer alan ifadeler:<br><br><b>Gece veya gündüz kiliselerimizi Müslümanlardan esirgemeyeceğiz, onların kapılarını yolculara ve yolda kalmışlara açık tutacağız... Müslüman yolcuyu geleneksel usulümüzle ağırlayacağız ve onları besleyeceğiz. Müslümanları incitmeyeceğiz ve her kim bir Müslümanı incitirse kendi haklarını ceza olarak kaybedecektir. </b>(Majid KODURİ, İslam'da Savaş ve Barış, Fener Yayınları, İstanbul, 1998, s. 223) <br><br><li><b>Hz. Ömer 637 de Kudüs`ü bizzat feth ettiğinde Kudüs halkına bir emanname vermiş</b> ve Kitap Ehli'nin ibadethanelerine dokunulmayacağını bildirmiştir. <br><li>Hz. Ömer`in Medain Hristiyanlar`ına verdiği taahhütte<b> ``Hıristiyan dini üzere olanlardan hiç bir kimse istemeyerek müslüman yapılmaya zorlanmaz`` </b>ilkesi yer alıyordu. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16010</link>
</item>

<item>
<category>Adnan Oktar Anlatıyor</category>
<pubDate>2010-02-03</pubDate>
<title>Allah'ın Nimetlerine Karşı Nankörlük Edenlerin Durumu</title>
<description><![CDATA[<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15444" class="SidesTableText"><b>Sayın Adnan Oktar'ın 5 Ocak 2010 Tarihli Mavi Karadeniz TV ve Kocaeli TV'deki Canlı Röportajından</b></a><br><br><b>ADNAN OKTAR:</b> Allah diyor ki ben sizin azabınızla ne yapsın Allah diyor. Yani Allah azap peşinde değil Cenab-ı Allah. Ama yani insanların epey bir bölümü çok egoist, bencil, gaddar ve zalimler. Şimdi Allah o kadar çok nimet yaratıyor ki yani bir an düşün ``kim yarattı`` diye. Aklı başında bir insan düşünmez mi? Mesela biz eve gitsek, hazır bir sofra bulsak, böyle nar gibi kızarmış piliçler, tavuk falan her şey pişmiş. Merak etmez miyiz yani kim yaptı diye? Oturup direk yer miyiz yani? Boş ev düşünün, bomboş ev geldik. Adam direkt yumuluyor, yiyor. Sormuyor da kemiğini böyle çekip kürdan şey ıslık çalar gibi çekip gidiyor, çok kızdırıcı bir hareket değil mi? Şimdi Allah boğazına tıkar onun. Bir dahaki sefere vermez. Madem nimete karşı nankör yani bir teşekkür etmekten acizse Allah sadece bir teşekkür etmelerini istiyor, şükretmelerini. Şükür, teşekkür yani hamd etmek, odur. ``<b>Hamd edin</b>`` diyor Allah, ``<b>şükredin, nimetimi artırayım</b>`` diyor. Etmiyor, yok diyor evrim yaptı bunu diyor. Evrim yaptı deyince ahirette onun karşılığını alacak işte. Evrim ile nasıl insan olacağını Allah ona gösterecek. Yani o hayalindeki adamı. Evrimle oluşacak meyve nasıl olur? Su nasıl olur? Mesela yeraltından su çıkacak fakat kaynar su, kükürtlü kaynar su onu içecekler. Çünkü yer altından normal su öyle çıkması lazım, mağma yok mu bunun altında? Su da var. Su ile mağma birleşince ne olur? Kaynar su olur. Kükürt de var.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16008</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-03</pubDate>
<title>İlmi Mercek Sayı 67: Fosiller Evrimi Yalanlıyor</title>
<description><![CDATA[<b>FOSİLLER EVRİMİ YALANLIYOR<br><br>Vatoz<br>YAŞ:</b> 95 milyon yıllık<br><b>DÖNEM:</b> Kretase<br><b>BULUNDUĞU YER:</b> Hakel, Lübnan <br><br>Kıkırdaklı balıklar sınıfına dahil olan vatozların çoğu, deniz tabanında yaşar. Solungaçları altta, gözleri üsttedir. Kuyruk yüzgeçleri ve sırt yüzgeçleri çok küçüktür, hatta kimi türlerde yoktur. Bundan 95 milyon yıl önce yaşayan vatoz balıklarının sahip oldukları tüm özelliklere günümüzdeki vatoz balıkları da sahiptir. Bunun anlamı ise, vatozların aradan geçen 95 milyon yıla rağmen hiç değişmedikleri, yani evrim geçirmedikleridir.<br><br><b>Kanatlı Termit<br>YAŞ: </b>25 milyon yıllık<br><b>DÖNEM:</b> Oligosen<br><b>BULUNDUĞU YER:</b> Dominik Cumhuriyeti<br><br>Milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramayan böcek türleri, evrim teorisi için büyük bir açmaz oluşturmaktadır. Fosil bulgularında hep aynı yapılarıyla karşımıza çıkan böcek türleri, canlıların evrim geçirmediklerinin delillerindendir. Resimdeki amber içinde bulunan kanatlı termit, 25 milyon yaşındadır. Bu fosilin, günümüzdeki benzerlerinden hiçbir farkı yoktur.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15922</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-03</pubDate>
<title>Din Ahlakının Yaşanmadığı Toplumlardaki Zengin-Fakir Ayrımı</title>
<description><![CDATA[<b>``... Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır...``</b> (Hucurat Suresi, 13) <br><br>Din ahlakından uzak olan birinin en önemli özelliklerinden biri, insanları değerlendirme şeklidir. Bu yanlış anlayışa göre insanlar, zengin ve fakir olarak ikiye ayrılırlar. Her iki gruba da yöneltilen farklı bir bakış açısı ve dolayısıyla da farklı davranış şekilleri bulunur. Zengin ve fakir insanlara karşı  gösterilen bu yanlış tavır farklılığı, tüm mimiklere, ses tonuna ve hatta bakış şekline kadar dünyanın hemen hemen her yerinde aynı şekilde uygulanır.<br><br>İnsanların din ahlakından uzaklaşmaları, her devirde insan ilişkilerinde büyük bir dejenerasyonun yaşanmasına sebep olmuştur. İnsanların birçoğunun dünya hayatına sıkı sıkıya bağlı olmalarından dolayı, değer verdikleri unsurlar da dünya hayatının geçici süsleriyle sınırlıdır. Bu nedenle söz konusu kişiler birbirlerini tevazu, akıl, merhamet, şefkat, fedakarlık, cömertlik, kararlılık gibi Kuran ahlakının kazandırdığı üstün özellikler yerine, zenginlik, şöhret, güzellik gibi geçici dünyevi kriterlere göre değerlendirir hale gelirler. Bu yanlış anlayış, yazılı kuralları olmayan ancak insan ilişkilerindeki tavır ve tutumlara kadar insanların tüm yaşamlarına hakim olan karanlık bir din gibidir. Bu karanlık dinin yazılı olmayan kurallarından biri de, zengin ve fakir arasında yapılan ayrımdır. Bu yanlış ayrımdan, tavır farklılıklarından bazıları şöyledir:]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15790</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-03</pubDate>
<title>İlmi Araştırma Sayı 67: İslam Ahlakı</title>
<description><![CDATA[<a href="http://www.kesinbilgiyleiman.com" class="SidesTableText" target="_blank">kesinbilgiyleiman.com</a><br><br>İslam ahlakına göre ``gerçek iyiliğin`` ne olduğunu Rabbimiz Kuran`da bildirerek tüm müminlere sahip olmaları gereken üstün ahlakı haber vermiştir. Bu, çok büyük bir rahmettir. Çünkü gerçek iyilik, toplumda bazı insanlar tarafından algılanan şeklinden tamamen farklıdır.<br><br>Kuran ahlakını yaşamayan kimseler iyiliği, insanın istediği zaman, karşı tarafa bir lütuf olarak bir yardımda bulunması şeklinde algılarlar. Öncelikle bu, kişinin sürekli olarak yaptığı bir davranış değil ancak zaman zaman uyguladığı bir tavırdır. Genellikle bu iyilikler yolda görülen bir dilenciye para vermek ya da yolculukta yaşlılara yer vermek gibi örneklerle sınırlıdır. Kuşkusuz bunlar da güzel davranışlardır. Ancak bunlar çoğu zaman kişinin menfaatlerini fazla zedelememesi şartıyla kabul edilir. Oysa Kuran`da iyiliğin gerçekte ne olduğu şöyle haber verilmiştir:<br><br><b>``Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah`a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve mücadelenin kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır.`` </b>(Bakara Suresi, 177)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15789</link>
</item>

<item>
<category>Haber</category>
<pubDate>2010-02-02</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Kocaeli TV'deki Canlı Röportajı (2 Şubat 2010)</title>
<description><![CDATA[]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16027</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-02</pubDate>
<title>Osmanlı Döneminde Kitap Ehline Sevgi Ve Merhamet</title>
<description><![CDATA[<b>YILDIRIM BEYAZIT, İSPANYOL ZULMÜNDEN KAÇAN YAHUDİLERE<br>KUCAK AÇMIŞTIR</b><br><br><ul><li><b>Yıldırım Beyazıt zamanında Kemal Reis komutasındaki Osmanlı donanması, İspanya`dan sürülen Yahudileri, gemilerle taşıyarak</b> Osmanlı topraklarına yerleştirdi.<br><li>İmparatorluğu'nun sınırlarını Yahudilere açan <b>Yıldırım Beyazıt, Yahudilere gereken hoşgörü ve özenin gösterilmesi için tüm eyaletlere bir ferman göndermiştir.</b><br><br><b>FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİ</b><br><br><li><b>Fatih Sultan Mehmed,</b> İstanbul'u fethettiğinde, kentte <b>hem Hıristiyanlara hem de Yahudilere özgürce yaşam hakkı tanımıştır. </b><br><li>Müslümanların hoşgörülü ve adaletli uygulamaları konusunda, İslam dünyası hakkında yazdığı değerli eserleriyle tanınan Andre Mikel bir eserinde şöyle demektedir:]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15946</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-02</pubDate>
<title>Darwinistler Neden Hala Sahte Dino-Kuş Hikayelerine Başvuruyorlar</title>
<description><![CDATA[Bunun sebebi şudur: Darwinistler büyük bir yıkımın, dehşetli bir yenilginin tedirginliğini yaşarken, bir yandan da ``bir şey olmadı ki`` felsefesinin ardına sığınırlar. Bunun için, ellerine geçen birkaç fosili en aldatıcı şekilde insanlara sunmaya çalışırlar. Bu genellikle soyu tükenmiş bir maymun fosili, kimi zaman da aslını hiçbir zaman Darwinist yayınlarda göremediğimiz bir dinozor fosili olabilmektedir. Sonra da bu fosil, uzun kanatlarını açarak uçmaya hazırlanan bir dinozor çizimi ile ``bilimsellik`` kisvesi altında hayali bir dino-kuş olarak tanıtılır ve insanlara açıkça yalan söylenir.<br><br>Burada şunu hatırlatmak gerekir: Yıllardan beri tüm Darwinist iddialarda ortaya konan bütün sahtekarlıklar, anında ve itiraz edilemez bilimsel delillerle, bu sayfalarda ortadan kaldırılmıştır. Özellikle son aylarda gündeme getirilen tüm sahte dino-kuş fosilleri ile ilgili iddialar da, Darwinist sahtekarlıkların tüm detaylarıyla ortaya çıkarılmasıyla keskin şekilde susturulmuştur. Darwinistler, bu bilimsel delillere itiraz edememişlerdir. Evrim savunucularının, insanları aldatabilmek için fosil üzerindeki pek çok bulguyu çarpıtarak gündeme getirdikleri, mükemmel dinozorları kuşa çevirebilmek için olmadık aldatmacalara yer verdikleri açıkça deşifre edilmiştir. Fakat yenilginin dehşetini ve paniğini yaşayan Darwinistler, aldatmanın da başka yolunu bilmediklerinden, hali hazırda yine aynı ilkel yöntemleri kullanmaktan çekinmemektedirler.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16006</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-02-02</pubDate>
<title>Vicdanın Yerine Mantığın Peşinden Gitmek İnsana Kayıp Getirir</title>
<description><![CDATA[<b>Sayın Adnan Oktar'ın Kocaeli Tv Ve Tempo Tv Röportajından (23 Ekim 2009)<br><br>ADNAN OKTAR:</b>  İnsan beyninin muazzam bir kabiliyeti var. Muazzam gücü var. Şimdi mesela insan diyor ki: <b>`` Ben bayağı samimiyim``</b> diyor. Biraz daha düşündüğünde, onun yüz misli daha samimi olduğunu görür insan. Yani geliştirir. Mesela insan der ki: <b>``Ben Allah`a inanıyorum``</b> dersin. Biraz düşünürsün, tetkik edersin, derinleşirsin onun yüz misli daha imanlı olduğunu görürsün, kendinin. Daha geliştirirsin. İnsan beyninin hududu yok. Yani muazzam gelişme gücü vardır. Tek istenen nedir biliyor musunuz Cenab-ı Allah`tan? Çok samimi olmak, samimi olunduğunda insanın mantığıyla vicdanı çatışmaya başlar. Vicdan insanın menfaatlerini elinden alıyor gibi görünür, vicdan. Mantık da insana menfaat sağlıyormuş gibi görünür. <b>Mantığının peşinden gidenler, hep sürünür ve rezil rüsva olurlar.</b> Yani toplumda insanların çektiği, bayağı bir kesimin çektiği belanın nedeni mantık kullanmalarıdır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16005</link>
</item>

</channel>
</rss>