<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>HarunYahya.net RSS</title>
<description>HarunYahya.net İçeriği</description>
<link>http://www.harunyahya.net</link>
<language>tr</language>
<category>harunyahya</category>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-31</pubDate>
<title>Reuters Röportajı Belçika Basınına da Konu Oldu - 27.06.2008  Belçika/De Morgen  </title>
<description><![CDATA[<b>Belçika'nın Flemenkçe olarak yayınlanan ve 55 bin tirajı olan tanınmış günlük gazetelerinden</b> <i>De Morgen, 27 Haziran 2008 tarihinde</i> ``Gazetecilerin Gerçeği Bulması Niçin Zorlaşıyor`` başlıklı haberinde evrim teorisine ve bu teoriyi çürüten Sayın Adnan Oktar`ın <i>Yaratılış Atlası adlı eserine bir kez daha değindi. Haberde gazetenin daha önce "<b>Evrim Teorisine Karşı En Büyük Komplo</b>" başlığıyla iki tam sayfa özel yer ayırdığı ve Reuters haber ajansının Sayın Adnan Oktar ile yaptığı <b>röportaj</b> vurgulandı. Ayrıca haberde Sayın Adnan Oktar`ın evrim karşıtı, dindar bir kişi olduğu ve <i>Yaratılış Atlası</i> isimli eserinde, canlıların eski halleriyle günümüzdeki halleri arasında hiçbir değişiklik olmadığını göstererek, canlıların evrim geçirmemiş olduğunu anlattığı belirtildi.<br><br><a href="http://dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=1256" class="SidesTableText">dunyadanyankilar.com/</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18220</link>
</item>

<item>
<category>Kitap</category>
<pubDate>2010-08-28</pubDate>
<title>Türlerin Evrimi Yanılgısı - 1. Baskı</title>
<description><![CDATA[Darwin'e göre zaman içinde oluşan küçük farklılıklar, türleri birbirlerine dönüştürüyordu ve tüm canlılık böyle var olmuştu. Darwin'den bu yana geçen 150 yılın bilimsel araştırmaları, bunun çok büyük bir yanılgı olduğunu ortaya koydu. Günümüzde genetik, popülasyon genetiği ve sistematik gibi bilim dalları, türlerin arasında Darwinizm'in ileri sürdüğü gibi bir "evrim ağacı" bulunmadığını gösteriyor. Aksine, canlı türleri içindeki çeşitlenmeler, belirli bir genetik sınırın ötesini hiç bir zaman aşmıyor. Dolayısıyla hiç bir tür bir diğerine dönüşmüyor. "Türlerin evrimi"ni gösterdiği iddia edilen örneklerin birer yanılgı oldukları ise birer birer anlaşıldı. Biyokimya veya paleontoloji gibi alanlarda zaten köşeye sıkışmış olan evrim teorisi, bu konuda da kaçınılmaz bir çöküş süreci içinde.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/424</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-25</pubDate>
<title>Islamic Community Center of Laurel'de Darwinizm’in Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği Konferansı - 18.04.2010  ABD</title>
<description><![CDATA[Amerika Maryland`da bulunan İslami bir merkez olan Islamic Community Center of Laurel`de Sayın Adnan Oktar`ın temsilcileri 18 Nisan 2010 tarihinde ``Darwinizm`in Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği Konferansı`` başlıklı bir konferans verdi. Yaklaşık 50 kişilik bir öğrenci grubu dinleyici olarak katıldı.<br><br>http://www.dunyadanyankilar.com/konferansDetay.php?konferansId=340]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18133</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-24</pubDate>
<title>İsviçre Kongre Merkezi Evrim Teorisini Yalanlayan Harun Yahya'yı Ağırlıyor - 03.05.2010  İsviçre/20 Minutes Online </title>
<description><![CDATA[Ünlü bir medya grubunun İsviçre'den yayın yapan Fransızca haber sitesi 20 Minutes Online, 3 Mayıs 2010 tarihli <b>"Müslüman Vaizin Gelişi"</b> başlıklı haberinde İsviçre'de yapılacak olan Evrim Teorisinin Çöküşü konferanslar dizini haber verdi:<br><br><b>"Kongre Merkezi evrim teorisini yalanlayan Harun Yahya'yı ağırlıyor…</b> Şehrin caddelerindeki afişler, Müslümanların önderlerinden birinin, Harun Yahya`nın, 25 Mayıs`taki evrim teorisini reddeden konferansını ilan ediyor."<br><br><a href="http://dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=1286" class="SidesTableText">http://dunyadanyankilar.com</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18106</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>Harun Yahya Şimdi de İsviçre'ye Çıkartma Yapıyor - 25.05.2010 </title>
<description><![CDATA[İsviçre/Le Matin<br><br>İsviçre'nin önde gelen Fransızca günlük gazetelerinden Le Matin, Sayın Adnan Oktar'ın öncülük ettiği Darwinizm karşıtı faaliyetleri kapaktan duyurdu. 330.000 okuyucuya sahip gazetenin 25 Mayıs tarihli baskısında yer alan haber, "Din alimi İsviçre`ye çıkartma yapıyor" başlığı altında aktarıldı:<br><br>Avrupa onu 2007 yılında, eski kıtayı <b>Yaratılış Atlası</b> ile doldurduğu zaman keşfetti. Yaklaşık 800 sayfadan oluşan ve 8 kg ağırlığında, evrim teorisinin sahtekarlığını gözler önüne seren lüks bir eser. <b>Harun Yahya şimdi ise İsviçre`ye çıkartma yapmaya hazırlanıyor. Darwinizmi çürüten afişlerini görmeden geçmek imkansız : Her yerdeler.</b> Ve bu din aliminin bilimsel konferanslarını duyuruyorlar. Yarın Lozan`da. Çarşamba Cenevre`de. Sonra Cuma da Zürih`te.<br><br>Fribourg Religioscope Enstitüsü Uzmanı Jean-François Mayer… : "Ekibi gücüne göre nispeten küçük. Ama yine de düşüncelerini dünya çapında kitlelere yaymayı başarıyor. Kitapları Paris veya Londra`daki tüm Müslüman kitabevlerinde bulunuyor… Her durumda Yaratılış tezlerini tartışmada kabul ettirmeyi başardı."]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18053</link>
</item>

<item>
<category>Kitap</category>
<pubDate>2010-08-21</pubDate>
<title>Evrimin Fosillere Yenilişi - 3. Baskı</title>
<description><![CDATA[<b>Evrimin Fosillere Yenilişi</b><br><br>Bir bitki ya da hayvanın eski jeolojik çağlardan bu yana yerkabuğunda korunmuş olan kalıntılarına ya da izlerine fosil denir. Yeryüzünün her tarafından derlenmiş olan fosiller, yaşamın başlangıcından bu yana yeryüzünde yaşamış canlılar hakkında bilgi veren en önemli kaynaktır.<br><br>Hava ile teması ani bir şekilde kesilen canlıların iskeletleri, bozulmadan günümüze kadar ulaşır. Fosillerin araştırılması, soyu tükenmiş hayvanlar ve bitkiler konusunda bilgilenmemizi sağlar. Bu bilgiler hangi zaman dilimlerinde hangi canlıların yaşadıkları hakkında da bilgi verir.<br><br>Bir canlının milyonlarca yıl önce yaşadığı bilinen halinin günümüzde bilim adamlarının karşısına canlı olarak çıkması, evrimcilerin ürettiği tüm masalları  altüst eder. Fosiller tamamen ilkel canlıların yaşamış olması gereken bir dönemde, son derece kompleks özellikleriyle, tam olarak gelişmiş ve tümüyle o canlıya has yapılara sahip varlıkların bulunduğunu kanıtlar.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/4617</link>
</item>

<item>
<category>Kitap</category>
<pubDate>2010-08-19</pubDate>
<title>Tarihi Bir Yalan Kabataş Devri - 4. Baskı</title>
<description><![CDATA[Darwinistler, tek hücreden çok hücreye ve ardından maymundan insana doğru uzadığını iddia ettikleri sözde evrim sürecini kendilerince açıklayabilmek için, insanlık tarihini de senaryolaştırmışlardır. Bunun için sözde "ilkel insan"ın yaşam şeklini ifade eden "mağara devri", "taş devri" gibi hayali dönemler uydurmuşlardır. Oysa karanlık bir mağarada postlara bürünerek oturan, konuşma yeteneği olmayan yarı insan yarı maymun canlılar, yalnızca birer hayal ürünüdür. İlkel insan hiçbir zaman var olmamış, taş devri hiçbir zaman yaşanmamıştır. Bunlar evrimcilerin bir kısım medyanın da yardımıyla oluşturdukları göz boyamalardan başka bir şey değildir. İnsan, var olduğu günden bu yana insandır. Var olduğu günden bu yana da yüksek bir kültüre sahiptir. <br><br>Bu kitapta, "kabataş devri" iddiasının tarihi bir yalan olduğu ortaya konulmakta, bilimsel bulguların yaratılış gerçeğini desteklediği gösterilmektedir. İnsan bu dünyaya evrimle değil, sonsuz bir güç ve akıl sahibi olan Allah'ın kusursuz yaratmasıyla gelmiştir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/4003</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-18</pubDate>
<title>Evrim Teorisinin Çöküşü Rusya Gündeminde - 23.01.2008  Ukrayna/Vlasti.net </title>
<description><![CDATA[Ukrayna`da kıdemli gazeteciler tarafından hazırlanan, Rusça haber sitesi Vlasti.net, 23 Ocak 2008 tarihinde, daha önce tanınmış Rus gazetesi <b>Komsomolskaya Pravda</b>'da da yayınlamış olan ``Evrim Teorisinin Çöküşü Rusya Gündeminde`` başlıklı habere yer verdi. Haberde bilim adamlarının Allah`ın delillerini gördükleri, etrafımızdaki Dünya'nın kendiliğinden var olmadığı, aksine bilinçli bir Yaratıcı tarafından özel olarak yaratıldığı kanaatinde oldukları vurgulandı. Allah'a imanın artması olarak görülen bu değişime sebep olarak ise, Sayın Adnan Oktar`ın kitaplarının etkisi gösterildi. Ayrıca yazarın çalışmaları ile ilgili şöyle bildirildi:<br><br><b>"Darwin doğruyu söylemiyor muydu?"</b> başlığının ardından şöyle bildirildi:<br><br>Rusya'daki bazı blog siteleri kısa bir süre önce, internetteki <b>"Evrim Teorisinin Çöküşü"</b> adlı ilgi çekici bir çalışmayı tartışıyorlar. Yazarı, Türkiye'den Bilim Araştırma Vakfı Başkanı Adnan Oktar. Bu kitap birkaç sene önce basılmış; 13 dile çevirilmiş ve 54 ülkede yayınlanmış. <b>Kitabın konusu ve amacı –Darwinizmin sahtekarlıklarını ortaya çıkartmak…]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17981</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-17</pubDate>
<title>17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar II</title>
<description><![CDATA[Sansürsüz programında yayınlanan ve geçen ayki dergimizde yalnızca bir kısmına cevap verdiğimiz evrimcilerin bilim ve mantık dışı iddialarını yanıtlamaya bu ay da devam ediyoruz.<br><br><b>Sansürsüz iddia 7: ‘`Ara form demek çarpık çurpuk canlılar demek değildir`` iddiasının geçersizliği</b><br><br>Mutasyonların %99 zararlı olduğu gerçeğinin hemen ardından Darwinistleri en fazla çıkmaza sokan ve onlara rahatsızlık veren konulardan bir tanesi de ara form denen hayali fosillerin yokluğudur.<br><br>Kendilerini küçük düşüren bu önemli gerçeği bertaraf edebilmek için, Darwinistler ara fosil yokluğuna başka bir yöntemle açıklama getirmeye çabalamış ve ``ara fosil aslında sizin sandığınız gibi değil`` ifadesini geliştirmişlerdir. Fakat Darwinist taktik, her zaman olduğu gibi yine başarısız kalmıştır.<br><br>Öncelikle şunu belirtmek gerekir: ``Ara form`` denen kavram, Darwinistlerin ürettiği bir kavramdır. Darwinistler, iki canlı türü arasında, sayısız başarısız mutasyonun meydana geldiği hayali ara formların olacağı, bu hayali formların büyük bir bölümünün elenip küçük bir bölümünün de yaşamaya devam edeceği gibi bir hikaye üretmişlerdir. Bu hikayeye göre, balığın hayali bir şekilde ayaklara kavuşacağı, sürüngenin kollarının hayali şekilde kanat olacağı bir dönem olmalıdır. İşte bu hayali dönem, fosil kayıtlarında YOKTUR.<br><br>Dolayısıyla ``bizim sandığımız gibi bir ara form kavramı`` diye bir şey yoktur. Ara form denen şeyin tüm tarifleri Darwinist kaynaklıdır. Yıllarca paleontologlar, bizzat Darwin`in tarif ettiği ara formu aramış ve bulamamışlardır. Bu tarife göre ara formlar, YAMUK YUMUK, ECİŞ BÜCÜŞ CANLILARDIR. Zaten evrimci tarife göre bunların başka bir şey olmaları mümkün değildir.   <br><br>Darwin`in en büyük endişesi, bu ``KARMAŞA HALİNDEKİ`` ara formların var olmayışı, bunun yerine doğada her şeyin ``YERLİ YERİNDE``, YANİ MÜKEMMEL BİR DÜZEN VE SİMETRİ İÇİNDE OLUŞUDUR:<br><br><b>Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, NEDEN SAYISIZ ARA GEÇİŞ FORMUNA RASTLAMIYORUZ? Neden bütün doğa bir KARMAŞA HALİNDE DEĞİL DE, TAM OLARAK TANIMLANMIŞ VE YERLİ YERİNDE?</b> (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)<br><br>MUTASYONLAR SİMETRİ BİLMEZLER. UYUM, DÜZEN, ALTIN ORAN BİLMEZLER. CANLIYA NEYİN FAYDA GETİRECEĞİNİ HESAP EDEMEZLER. Mutasyonlar şuursuz süreçlerdir. Bir canlıda birbirine simetrik iki göz, iki kulak, birbirine simetrik kalp kapakçıkları, aynı uzunlukta iki bacak oluşturamazlar.<br><br>İşte bu gerçeğin farkında olan ve ara fosil olmadığını gayet iyi bilen Darwinist katılımcılardan biri Sansürsüz programı sırasında çaresizlikten KENDİSİNİ ARA FORM İLAN ETMİŞTİR.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17933</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-08-15</pubDate>
<title>darwindnayibilseydi.com</title>
<description><![CDATA[Akıl ve vicdan sahibi her insan, vücudundaki mükemmel sistemlerin şuursuz atomlar tarafından kendi kendine oluşamayacağını takdir edecektir. Allah'ın izni ve bilgisi olmaksızın, değil bir insanın yürümesi veya konuşması, o insanın tek bir hücresindeki bir molekül parçasının hareketi bile söz konusu değildir. İnsan vücudunda trilyonlarca hücrenin her birinde kesintisiz işleyen sistemler, insana Allah'ın sonsuz aklını, ilmini, gücünü, yaratışındaki sonsuz mükemmelliği göstermektedir. Kaldı ki sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz'in varlığının delilleri yalnızca bu küçücük molekülde -DNA'da- değil, evrenin her noktasında sergilenmektedir. Bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmektedir:]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/12532</link>
</item>

<item>
<category>Kitap</category>
<pubDate>2010-08-14</pubDate>
<title>Darwin'in Açmazı: Ruh - 1. Baskı</title>
<description><![CDATA[Darwinistlerin ve materyalistlerin şu gerçeği görmeleri gerekmektedir: Tek gerçek ve mutlak Varlık Allah'tır. Bu gerçek karşısında tüm batıl dinler çıkmazdadır. Allah, Yüce Kudreti ile tüm varlıkları kaplamıştır. Her şey O'na aittir, O'nun kontrolündedir. <br><br>Bu kitapta, materyalistlerin "mutlak madde" yanılgısı, Darwinizm çıkmazı ve ruhun tereddütsüz varlığı konu edilmektedir. Ruhun algıladığı dünyanın yalnızca bir hayal olarak var edildiği ve tüm evrene hakim olan tek mutlak Varlık'ın, yerlerin ve göklerin Hakimi ve Sahibi olan Allah olduğu hatırlatılmaktadır. Bu gerçekleri görüp anlayan şuuru açık her insan, artık yaşadığı dünyaya farklı bir bakış açısı ile bakacak ve tek kurtarıcısının Allah olduğunu kavrayacaktır. İnsanın asıl hayat olan ahirette kurtuluşa ermesi için yapması gereken, işte bu anlayış doğrultusunda davranmaktır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/9011</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-08-14</pubDate>
<title>canlilarinevrimi.com</title>
<description><![CDATA[Canlıların Evrimi İddiası Bu Sitede Bir Kez Daha Çürütülüyor<br><br>İnsan oturduğu yerden şöyle bir etrafa baktığında bulunduğu odadaki her şeyin 'yapılmış' olduğunu görür Duvarlar, döşemeler, tavan, oturduğu sandalye, elinde tuttuğu kitap, masanın üstünde duran bir bardak; sayılamayacak kadar çok detay... Tek bir tanesinin dahi kendi başına oluşup odasına gelemeyeceğinden emindir. <br><br>Bu gerçeği akılda tutarak etrafımızı incelediğimizde ise çok önemli bir gerçekle karşılaşırız. Gördüğümüz evren, onun içindeki dünya ve üzerindeki canlıların her biri son derece düzenlidirler. Hepsi en az bir heykel ya da resim kadar detaylı ve en az onlar kadar "yapılmış"lardır. Diğer taraftan böylesine harika bir yerde bulunan insanın ihtiyaçları da yine mükemmel bir şekilde karşılanmaktadır. İçtiği sütten bala, soluduğu havadan kullandığı petrole kadar her şey yaşamı için insana özel olarak sunulmuştur. Hayatın bu mükemmel dengesi karşısında canlıların evrimini savunan Darwinizm ise tam anlamıyla "çaresizdir".<br><br>İşte <a href="http://www.canlilarinevrimi.com" class="SidesTableText" target="_blank">canlilarinevrimi.com</a> bu çaresizliği, hayattaki mükemmel çeşitlilikten örnekler veren ve evrimin aslı olmayan bazı ünlü "sözde" delillerini çürüterek gözler önüne seren bir site. Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan site konuyu sade, etkili bir anlatım ve çarpıcı örneklerle irdeliyor.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/2042</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-13</pubDate>
<title>Allah Adına Evrim Teorisine Karşı Seferberlik - 18.05.2010  İsviçre/Tages Anzeiger</title>
<description><![CDATA[İsviçre'nin Zürih'te basılan günlük Almanca gazetesi Tages Anzeiger, 18 Mayıs 2010 tarihli baskısında İsviçre'de yapılacak olan Darwinizmin Çöküşü konferanslar dizisini haber yaptı. 230.000 tirajlı gazetenin söz konusu haberinde şöyle bildirildi:<br><br>Harun Yahya'nın taraftarları... <b>evrim teorisine karşı mücadele ediyorlar.</b> Onlar için bütün teröristler Darwinist.<br><br>Dindar Hıristiyanlara -ki onlar için de Charles Darwin'in evrim teorisi şeytani bir fikir- beklenmedik yönden destek geldi. Zürih'te ve çevresindeki bölgede yer alan bir çok afiş, 28 Mayıs'ta yapılacak olan büyük organisazyon için halkı Kongre Salonuna davet ediyor...]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17878</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-12</pubDate>
<title>Adnan Oktar'la İlmi Mücadelesi Üzerine - 24.10.2007  Katar/Al Jazeera Arabic</title>
<description><![CDATA[Katar'dan yayın yapan Al Jazeera Arapça televizyonunda, 29 Eylül 2007 tarihinde Sayın Adnan Oktar'la yapılan özel bir röportaj yayınlandı. "Özel Ziyaret" isimli bu programın deşifresi Al Jazeera Arapça'nın 24 Ekim 2007 tarihli internet sitesinde de yer aldı. <b>"Harun Yahya… İslami Düşüncenin Yayılması"</b> başlığı altında, yazarın ilmi mücadelesi yolunda karşılaştığı zorluklar, dinsiz ideolojilerin yıkılması ve İslam ahlakının yayılması için yaptığı kapsamlı çalışmalar vurgulandı.<br><br><a href="http://www.dunyadanyankilar.com/haberDetay.php?haberId=1157" class="SidesTableText">www.dunyadanyankilar.com</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17865</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-11</pubDate>
<title>Afişler Evrim Yalanı Diye Haykırıyor - 19.05.2010  İsviçre/Neue Zurcher Zeitung</title>
<description><![CDATA[İsviçre'nin Almanca olarak basılan en köklü günlük gazetelerinden Neue Zurcher Zeitung, 19 Mayıs 2010 tarihinde yayınladığı haberde, Zürih'te yapılacak olan Darwinizm'in Çöküşü konferansını konu aldı. 160 bin tirajli gazetenin söz konusu haberi, "İslami Yaratılışçı Darwin'e Karşı Haçlı Seferi Yürütüyor" başlığı ile yer aldı.<br><br>Haberde aktarılanlardan bir kısmı şöyledir:]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17825</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-01</pubDate>
<title>İnsanın Bir Damlasını Oluşturamadığı Nimet: Su</title>
<description><![CDATA[İnsanın, elinde tüm hammadde olmasına rağmen, oluşturamadığı en büyük nimetlerden biri ``su``dur. Yaşam için en büyük ihtiyaç olan su, insanlara Allah tarafından hazır olarak sunulmuştur. Suyun oluşumunu bir laboratuvarda izleyemez, onu oluşturamayız. Su, dünyanın oluşumu sırasında bir defaya mahsus olarak meydana gelmiş ve canlılara sunulmuştur. O zamandan bu zamana canlı yaşamının devamını sağlayan su, aynı sudur.<br><br>Susuz bir hayatın var olabilmesi mümkün değildir. Su, Allah'ın hayatın temeli olması için özel olarak var ettiği, her türlü fiziksel ve kimyasal özelliği ile hayat için yarattığı bir maddedir. Yeryüzündeki milyonlarca çeşit canlı bu su sayesinde hayatlarını sürdürür, yaşam için gerekli olan dengeler de suyun varlığı sayesinde devamlılığını korur. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17076</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-07-24</pubDate>
<title>Fosiller Evrimi Yalanlıyor: İlmi Mercek Sayı 73</title>
<description><![CDATA[<b>Mürekkep Balığı</b><br><br><b>YAŞ:</b> 54-37 milyon yıllık<br><b>DÖNEM:</b>  Eosen<br><b>BULUNDUĞU YER:</b> Green River Oluşumu, Kemmerer, Wyoming, ABD<br><br>Darwinistlerin canlıların birbirlerinden türedikleri ve aşamalı olarak geliştikleri iddiası, levrek fosilleri tarafından bir kez daha yalanlanmaktadır. Resimde görülen fosil, levreklerin milyonlarca yıldır hiç değişmediklerini, evrimcilerin iddia ettiği gibi herhangi bir ara aşamadan geçmediklerini göstermektedir. 50 milyon önceki levrekler nasıl bir yapıya sahipse, günümüzdeki levrekler de aynı yapıya sahiptirler.<br><br><b>Sıçrayan Örümcek</b><br><br><b>YAŞ:</b> 25 milyon yıllık<br><b>DÖNEM:</b>	 Oligosen<br><b>BULUNDUĞU YER:</b> Santiago, Dominik Cumhuriyeti<br><br>Bu amber parçasında, Salticidae familyasından, sıçrayan örümcek yer almaktadır. İsimlerini, avlarının üzerlerine tırmanıp, boylarının 50 kat üzerinde zıplayarak avlanmalarından alırlar. Başlarının ön tarafında bulunan dört adet gözün yanı sıra, bunların hemen üzerinde de dört küçük gözleri daha vardır. Kusursuz yapıdaki bu gözlerini avlarını tespit etmek için kullanırlar. Bundan milyonlarca yıl önce yaşayan sıçrayan örümcekler, tıpkı günümüzdekiler gibi, tam ve kusursuz bir yapıya sahiptiler. Ve bu yapılarında milyonlarca yıl boyunca hiçbir değişiklik olmadı. Resimdeki 25 milyon yıllık amber de, bu gerçeğin bir delilidir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17579</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-07-24</pubDate>
<title>Darwinistler Ne İddia Etmişlerdi, Sonra Nasıl Bir Gerçek Ortaya Çıktı?</title>
<description><![CDATA[Darwinistler uzun yıllardır halkı aldatmak için ortaya sansasyonel bir iddia atar, bunun sahte olduğu anlaşıldığındaysa, bundan hiç bahsetmeyip başka aldatmacaların arayışına girerler. Bu şekilde davranarak kendilerince bazı kimseleri kandıracaklarını ve evrim teorisinin iddialarını gerçek gibi kabul ettirebileceklerini zannederler.<br><br>Bu makalede Darwinistlerin kendi ifadeleriyle, sansasyonel evrim haberlerinin doğruları anlatılmakta ve evrimcilerin, yaptıkları sahtekarlıklar hakkındaki bazı itirafları ele alınmaktadır.<br><br>Evrim teorisi, 20. ve 21. yüzyılın bilim dalları olan paleontoloji, genetik, mikrobiyoloji, biyokimya, biyofizik gibi bilim dalları tarafından çürütülmüştür. Bu bilim dalları tarafından ortaya konan sayısız bulgu evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini çok açık ve kesin olarak göstermektedir. Bu yazıyı okuyan birçok insanın aklına doğal olarak şöyle bir düşünce gelebilir: ``Evrim teorisini savunanlar bilim adamlarıdır. Evrim teorisinin geçersiz olduğunu ispatlayan delilleri bulanlar da yine bilim adamlarıdır. Bu durumda bilim adamları herhalde iki gruba bölünmüştür; bir kısmı evrimi savunurken, diğerleri evrimi çürüten delilleri bulmuşlardır.`` Oysa bu düşünce doğruyu ifade etmemektedir. Çünkü evrim teorisini savunanlar, evrimin gerçekleştiğine dair hiçbir delil bulamazlarken, evrim teorisini çürüten delilleri ise yine bizzat kendi elleriyle bulmaktadırlar. Bundan dolayı tarih boyunca bilim adamları evrim hakkındaki sansasyonel iddialarının geçersizliğini kabul etmek durumunda kalmışlardır. Kendi dallarında yaptıkları araştırmalar sonucu yeryüzünde evrimsel bir sürecin asla gerçekleşmiş olamayacağını, evrim teorisinin ispatlanamadığını, bu teorinin aslında ideolojik nedenlerle savunulduğunu, gerçekte tüm evrenin ve canlılığın üstün akıl sahibi bir Yaratıcının eseri olması gerektiğini itiraf etmişlerdir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17564</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-07-20</pubDate>
<title>17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar</title>
<description><![CDATA[17 Mayıs 2010 tarihinde Habertürk televizyonunda Yiğit Bulut`un sunduğu Sansürsüz programında evrim teorisinin geçersizliği tüm delilleriyle yeniden Türk kamuoyuna gösterilmiştir. Darwinizm`in tüm açmazlarının açıkça ortaya konduğu; canlıların, herşeyin Yaratıcısı Rabbimiz tarafından yaratıldığı gerçeğinin açık ve bilimsel delillerle ispat edildiği programda, Darwinistlerin gündeme getirdiği iddialara cevaplar bu makalede bir kez daha yazılı belge niteliğinde sunulmaktadır:<br><br><b>İDDİA 1: <br><br>‘`Proteinlerin Oluşumu İle İlgili Olasılık Hesaplamaları Yanlış`` İddiasının Geçersizliği</b><br><br>Darwinizm`in en büyük ve temel açmazı hayatın ilk başlangıcı olduğundan, Darwinistler için en büyük sıkıntı konusu da budur. Tek bir proteinin, değil tesadüfen, laboratuvarda dahi oluşumuna bir açıklama getiremeyen Darwinistler her zaman olduğu gibi en kaçamak yol olarak demagojiye başvurmaktadırlar.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17528</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-07-19</pubDate>
<title>İsviçre'de Darwinist Panik</title>
<description><![CDATA[25-26-27 Mayıs 2010 tarihlerinde İsviçre`nin Lozan, Zürih ve Cenevre şehirlerinde, Sayın Adnan Oktar`ı temsilen Dr. Oktar Babuna ve Dr. Cihat Gündoğdu`nun katılımıyla ``Evrim Aldatmacası ve Yaratılış Gerçeği`` konferansları gerçekleştirildi. İsviçre basınında haftalar öncesinden büyük yankı uyandıran konferanslar, Darwinist çevrelerde çok büyük bir panik meydana getirdi. Bu yaşanan panik, Darwinizm`in bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde, güçlü bir yıkım darbesi aldığının en önemli delillerindendir.<br><br>Geçtiğimiz Mayıs ayının son haftası İsviçre`nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilen ``<b>Evrim Aldatmacası ve Yaratılış Gerçeği</b>`` konferanslarına İsviçre`nin tüm büyük gazeteleri geniş yer verdi. İsviçre Devlet televizyonu dahil birçok televizyon kanalı konferanslara katıldı. Haberlerde, Harun Yahya müstear ismini kullanan Sayın Adnan Oktar`ın evrim teorisinin ne kadar büyük bir aldatmaca olduğunu ortaya koyan eserlerine geniş yer verildi.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17523</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-07-17</pubDate>
<title>Tiktaalik Roseae Darwinistler Tarafından Nasıl Sahte Bir Ara Fosil Haline Dönüştürüldü?</title>
<description><![CDATA[Uzun yıllardır üzerinde Darwinistler tarafından spekülasyon yapılan <i>Tiktaalik roseae</i> hakkındaki Darwinist aldatmaca pek çok yönden tekrar deşifre edildi. Defalarca gündemde tuttuğumuz Darwinist sahtekarlık, yeni yönleriyle bir kez daha ortaya çıkarıldı. Tekrar anlaşıldı ki, insanlar Darwinistler tarafından aldatılıyor; <i>Tiktaalik roseae</i>, bir timsah türünden başka bir şey değil:<br><br><ul><li> <i>Tiktaalik roseae</i> ile ilgili bilinmesi gereken çok önemli gerçekler vardır. Şimdiye dek garip görünümlü kolları ve tüm bedeni ile oldukça kapsamlı şekilde resmedilen, rekonstrüksiyonları hazırlanan ve bu hayal ürünü rekonstrüksiyonları müzelerde sergilenen, yıllarca kitaplarda ara fosil olarak tanıtılan <i>Tiktaalik roseae</i> fosili aslında yalnızca bir kafatasından ibarettir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17505</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-07-17</pubDate>
<title>National Geographic Dergisi Ardi Yenilgisinden Neden Bu Kadar Rahatsız?</title>
<description><![CDATA[Natinoal Geographic Türkiye dergisi, Temmuz 2010 sayısını, Darwinistlerin büyük hüsranlarından biri olan Ardi`ye ayırdı. Ardi`nin büyük bir sahtekarlık olduğu şu an tüm dünya tarafından bilinmesine rağmen National Geographic tarafından evrim adına gösterilen bu çaba, elbette söz konusu sahtekarlıkla ilgili çeşitli noktaların tekrar gündeme gelmesine sebep oldu:<br><ul><li> Muhtemelen National Geographic dergisi de, evrimin şiddetli çöküşünden dolayı Darwinistlerin yaşadıkları büyük buhranı yaşamaktadır. Dergide evrimci çaresizliğin bir göstergesi olarak klasik bir Darwinist yöntem izlenmiş ve geçersizliği ispat edilmiş olan sahte fosiller tekrar gündeme getirilmeye çalışılmıştır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17504</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-07-06</pubDate>
<title>Darwinistlerin "Kromozom Sayısı 48'den 46'ya Düştü" Aldatmacası</title>
<description><![CDATA[Darwinistlerin uzun zamandır dile getirdikleri ``maymunların 48 olan kromozom sayısı, iki kromozomun birleşmesi sonucunda zamanla 46`ya düştü ve sonunda insan oluştu`` şeklindeki izahları bazı kişiler için oldukça aldatıcı olabilir. Çünkü anlatım bilimsel açıdan her ne kadar olağanüstü mantıksız olsa da son derece basittir ve konu hakkında bilgisi olmayan kişiler için yeterli derecede ikna edici olabilmektedir. Çünkü bu gibi kişiler, tek bir genin olağanüstü kompleksliğinden ve tesadüfi hiçbir değişime, dönüşüme izin vermeyecek kadar hassas olduğundan habersizdirler. Asıl önemlisi bu kişiler, Darwinistlerin tek bir proteinin oluşumunu bile açıklayamadıkları gerçeğini bilmemektedirler. <br><br>Değil genler, hücrenin içindeki yalnızca bir tek protein bile kendi kendine, tesadüfen oluşamaz. Bir proteinin oluşması için başka proteinlere ve hücrenin kendisine ihtiyaç vardır. Genler ise proteinlerden çok daha komplekstirler. Genlerin varlığı için hem proteinlere hem de hücrenin tüm organellerine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla daha bir tek proteini açıklayamayan Darwinistlerin genler üzerinde spekülasyon yapmaları, hikayeler anlatmaları ancak çocukları kandıracak davranışlardır. Fakat günümüzde çocuklar bile bu sahtekarlıklara inanmamaktadırlar.  <br><br><b>Darwinistlerin ne kadar büyük bir acz içinde olduklarının bir delili daha</b><br><br>Darwinistler, maymunlardaki 48 kromozomun, iki kromozomun birleşmesiyle zamanla 46`ya indiği iddiasını, insanlarda gerçekleşen bir hastalıktan yola çıkarak geliştirmişlerdir. İnsanlarda kromozom 2 (iki kromozomun birleşmesiyle oluşan füzyon), ancak 1000`de bir oranında gerçekleşen genetik bir bozukluktur. Şempanzede 48, insanda ise 46 kromozom vardır. Bu dev farklılığa evrime göre bir açıklama getirmek için Darwinistler, insanlardaki kromozom 2`nin, hayali ortak atanın bir delili olduğu iddiasıyla ortaya çıkarlar. Oysa burada bir evrimleşme yoktur. İnsan kromozomunda meydana gelen füzyon (iki kromozomun birleşmesi) bir evrimleşme değil, bireyin sakat yaşamasına hatta ölmesine neden olan bir hastalıktır. Bunun en bilinen örneği Down sendromudur. Şimdiye kadar yapılan bilimsel deneylere göre bu füzyon hiçbir avantaj sağlamamakta, tam tersine sağlıklı olmayan mutant ya da kısır bireyler oluşmasına neden olmaktadır. Bir hastalığın evrime delil olarak sunulmaya çalışması ise Darwinistlerin ne büyük acz içinde olduklarının göstergesidir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17376</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-29</pubDate>
<title>Gagalı Balinalar Vurgun Yemekten Nasıl Korunurlar</title>
<description><![CDATA[Denizde dalgıçları bekleyen en büyük tehlike olan vurgun, nasıl gerçekleşir?<br>Derinden süratle çıkış yapıldığında insan vücudu nasıl tepki verir?<br>Vurgundan korunmak için nasıl önlemler almak gerekir?<br>İnsanların uzman birer dalgıç olmaları dahi yeterli değilken, gagalı balinaların binlerce metre derinliğe dalmalarını mümkün kılan özellikleri nelerdir?<br>Gagalı balinaların bu özellikleri Yüce Allah`ın üstün yaratışına delil oluştururken, evrimcileri bir kez daha hangi konuda hayal kırıklığına uğratmıştır?<br><br>Yapılan araştırmalarda gagalı balinaların, bütün hava soluyan canlı türlerinden daha derin ve uzun süreli dalışlar yaptıkları ortaya çıkmıştır. Bilim adamlarının en çok dikkatlerini çeken nokta ise, yiyecek arama amacıyla gerçekleştirdikleri bu derin dalışları sırasında gagalı balinaların asla vurgun yememeleridir. Bir insan için okyanusun derinliklerine dalmak, vurgun yeme tehlikesi nedeniyle olanaksızdır. Oysa gagalı balinalar, rekor düzeydeki dalışlarını hiçbir tehlike ile karşılaşmadan büyük bir ustalıkla gerçekleştirirler. Bu nedenle bu canlıların vurgun yemelerini önleyen yaratılış özellikleri, bilim dünyasında araştırılan önemli bir konu olmuştur. <br><br><b>Vurgun Neden Büyük Bir Tehlikedir?</b><br><br>Dalgıçları denizde bekleyen en önemli tehlike vurgun yemektir. Çünkü insan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi, Yüce Allah tarafından karaya uygun olarak yaratılmıştır. Rabbimiz tarafından belirlenmiş bir ölçüyle deniz seviyesinde bir atmosfer olarak belirlenen ve insan yaşamı için ideal olan hava basıncı, denizin içinde, derine doğru gittikçe, her 10 metrede bir atmosfer daha artar. Örneğin 30 metre derinlikte su basıncı üç atmosferdir, yani bu derinlikteki bir dalgıcın vücudunun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç kat fazladır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17271</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-28</pubDate>
<title>Petrol Yataklarını Oluşturan Mikroskobik Canlı: DİATOM</title>
<description><![CDATA[Mikroskobik boyutlardaki bitkisel alglere diatom adı verilir. Birçok   canlının temel besin maddesi olan bu canlılar, oksijen üretiminden  insanlık için çok önemli bir enerji kaynağı olan petrolün oluşumuna kadar pek çok hayati fonksiyona sahiptir. <br><br>Diatomlar, genellikle suda yaşayan ve fotosentez yapma özelliğine sahip olan alglerdir. En büyükleri 1 milimetre çapında olan bu minik canlılardan 1 cm3 deniz suyunda, yaklaşık 10 bin tane bulunur. Okyanuslardaki canlı organizmaların %90`ını oluşturmalarına rağmen diatomların tümü suda yaşamaz. Bazıları toprak üstünde, yosunlara tutunarak ağaçlarda ve hatta yeteri kadar nem olduğunda tuğla duvarlarda bile yaşayabilir. Diatomlar; ışık, su, karbondioksit ve gerekli besinlerin olduğu her yerde bulunabilir ve bu ortamlarda canlılığın devamlılığı için büyük fayda sağlarlar. İşte bu mikro canlıların muazzam özelliklerinden bazıları:<br><br><b>Diatomlar Canlılık için Neden Önemlidir?</b><br><br>Oksijen Üretimi: Diatomlar, yeryüzündeki hemen hemen tüm canlılar için hayati önem taşır. Çünkü yaptıkları fotosentez sayesinde soluduğumuz oksijenin bir kısmını diatomlar üretir. Oksijen üreten mikro fabrikalar gibi çalışan bu mucizevi canlılar, oldukça detaylı bir mekanizmaya sahiptir. Üzerlerinde çok sayıda gözenek vardır. Bu gözenekler besinlerin içeriye girip gaz değişimi yapmalarına olanak sağlar. Trilyonlarca diatom, bu gaz değişimi sonunda kendi ihtiyaçlarının çok üzerinde oksijen üreterek atmosferdeki oksijen oranına son derece önemli bir katkıda bulunmuş olur.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17273</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-27</pubDate>
<title>Emlakçı Yengeçler</title>
<description><![CDATA[Yengeçler, büyüdükçe yaşadıkları kabukların içine sığmamaya başlarlar. Bu nedenle bu canlılar da aynı bizler gibi sürekli taşınırlar. Fakat hermit yengeçleri ev arama ve bulma sürecinde insanlardan çok daha pratik ve sosyal bir yöntem kullanırlar.<br><br>Tufts Üniversitesi Sanat ve Bilim Okulu`nda ve New England Akvaryumu`nda görevli olan biyologlar tarafından yapılan bir araştırma, hermit yengeçlerinin yeni ve daha iyi bir ev bulmak için sosyal bir düzene göre hareket ettiklerini ortaya çıkardı. <br><br>Yapılan araştırmaya göre zamanla büyüdükleri için kabuklarına sığmamaya başlayan yengeçler, daha büyük bir ev bulabilmek için, salyangozların terk edilmiş kabuklarını aramaya başlıyorlar. Fakat, hermit yengeçlerinin uygun evi bulmaları sanıldığı kadar kolay olmuyor. Çünkü yengeçler, evleri konusunda çok seçici davranıyorlar. Üstelik kendilerine uygun bir ev bulamadıkları takdirde savunmasız kalıp düşmanlarının saldırılarına uğrama ihtimallerine rağmen…]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17272</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-27</pubDate>
<title>Kulaktaki Altın Oran Duyma İşlemini Nasıl Kolaylaştırır</title>
<description><![CDATA[<b>`` O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir…``</b> (Müminun Suresi, 78)<br><br>Kulağın yapısındaki altın oran, duyma işlemini nasıl mükemmel hale getirir? Sesin kaynağını her durumda nasıl tayin edebiliriz? 	<br>Salyangoz adlı organın duyma işlemindeki rolü nedir?<br><br>Sanatçılar, bilim adamları ve tasarımcılar, araştırmalarını yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın orana göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar. Leonardo da Vinci ve Corbusier tasarımlarını yaparken altın orana göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Ancak insan vücudunun yapısını günümüze kadar birçok farklı bilim dalı altında inceleyen uzmanlar, yaptıkları matematiksel incelemeler sonucunda kulağın yapısı ile ilgili bu önemli sorulara yanıt buldular.<br><br> Son yıllarda yapılan biyolojik araştırmalar göstermiştir ki; insan vücudundaki altın oran sadece insanın fiziksel görünümünde bulunmaz. İnsan beyninin, sinir sisteminin, duyu organlarının, akciğer sisteminin ve DNA`sının gerekli fonksiyonlarını yapabilmesi için de altın oranın gerekli olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle günümüzde insan vücudunda yer alan pek çok organın ve sistemin birbirleriyle uyum içinde çalışabilmesinin altın oranla yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17255</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-26</pubDate>
<title>Kobra Yılanının Baş Mekanizması Evrimsel Biyoloji İddialarını Bir Kez Daha Çürüttü </title>
<description><![CDATA[``Experimental Biology`` dergisinde yayınlanan bir makaleye göre bilim adamları, kobra yılanlarının bir savunma gösterisi olarak kullandığı tehditkar başlığının ardındaki mekanizmayı ortaya çıkardı.<br><br>Washington State Üniversitesi`nde zooloji profesörü olan Kenneth Kardong, kobra yılanının başlığı üzerinde yaptıkları incelemeyi BBC News`a şu şekilde açıkladı: <br><br>``Kobrada kaburga kemikleri ve onları çalıştıran kaslar bu görsel gösterişi kurmak için görevlendirilir. Kaburgaların nasıl bu sunum pozisyonuna gelebildiğini incelemek, kasların bunu nasıl başardığını ve onları rahat pozisyona nasıl geri çevirdiğini anlamak istedik.``]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17254</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-23</pubDate>
<title>İnkarcıların Allah'a Karşı Mücadele İçin Çaba Harcamları Allah'ın Yarattığı Bir Mucizedir</title>
<description><![CDATA[Dünya hayatından mümkün olduğunca faydalanmaya çalışan iman etmeyen kişiler, neden imkanlarını dünya zevkleri için değil de, Müslümanlarla mücadele etmek için seferber ederler?<br>İman etmeyenler bu dünya hayatına dair geçici zevklerden neden asla zevk alamazlar?<br>Bu kişiler, kendilerine mutluluk vereceğine inandıkları her şeye karşı neden bir süre sonra öfke duymaya başlarlar?<br><br>Eğer bir insan (Allah`ı tenzih ederiz) Allah`ı inkar ediyor, Yaratılış`a inanmıyor, bu dünyanın bir sonunun olacağına ve ölüm ile birlikte yepyeni bir yaratılışla yaratılıp sonsuza dek var olacağı gerçeğine inanmak istemiyorsa o zaman bu insan, dehşetli ve ürkütücü bir bekleyiş içindedir. Ancak bu batıl inançtaki biri çoğunlukla bu durumun farkında değilmiş gibi görünmeye çalışır. Amacının dünyanın tadını çıkarmak olduğunu iddia eder. Yarını düşünmediğini, yalnızca anı yaşadığını savunur. Oysa bilinçaltında daima ``yok olma``nın endişesi vardır. Mutlak varlığına inandığı bu dünya hayatı, gitgide kendisini terk etmektedir. Ölüm yaklaşmaktadır. Ölümün sonrasında ise, kendi batıl inancına göre, yalnızca bir yok oluş vardır. Bu, o kişi için gerçek anlamda dehşete düşürücüdür.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17234</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-12</pubDate>
<title>Sonuç: Hiçbir Darwinist Gerçekte Darwinist Değildir</title>
<description><![CDATA[Doğadaki mükemmellikler, simetri, komplekslik, uyum, düzen, detay, çeşit ve ihtişam ancak bir Akılla var olabilir. Ancak üstün bir Akıl arıya petek yapma becerisini, sineğe saniyede bin kere kanat çırpma yeteneğini verebilir. Ancak üstün bir Akıl gözle görülmeyen tek bir hücrenin içine tüm teknolojik detayları, fabrikaları, enerji santralleri ile koskoca bir şehri yerleştirebilir. Ancak ve ancak üstün bir Akıl vücudumuzda trilyonlarcası bulunan ve durmaksızın üretilen proteini; binlerce kişinin aklı, imkanları, bilgi ve becerisi ile dahi üretilemeyecek kadar kompleks ve üstün özelliklerdeki hücreyi yaratır. Bu üstün Aklın yüceliğini görüp takdir edebilelim diye detaylar var edilmiştir.<br><br>Tüm evrende üstün bir Aklın varlığı çok açıktır. Allah, Yüce Aklını her şeyde, her an durmaksızın bize gösterir. Özellikle bilim adamları bunu çok daha yakından, çok daha açık görebilmektedirler. Bu nedenle hiçbir Darwinist, aslında gerçekten Darwinist değildir. Darwinistlerin tümü, bir hücredeki aklın tesadüfen var olamayacağını elbette ki bilirler. Doğadaki canlıların da tesadüfen var olmadıklarının elbette ki farkındadırlar. Onları bu gerçeğe ikna etmeye çalışmanın çok fazla bir anlamı yoktur. Onlar zaten evrimin mantıksız izahlarına gerçekte inanmamaktadırlar. Aklı başında bir insan için, bu mümkün değildir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17155</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-09</pubDate>
<title>Bilim Yerine Holiganlık Darwinistlerin Yegane Yöntemidir</title>
<description><![CDATA[Darwinistler bilimden korkarlar. Bilimin getirdiği gerçeklerin anlaşılmasından, bilinmesinden, dünyaya yayılmasından dehşete kapılırlar. Bunun nedeni, bilimsel her şeyin evrim teorisini yerin dibine geçirmiş ve geçersiz kılmış olmasıdır.<br><br>İşte bu sebeple Darwinistler, hiçbir zaman hiç kimseye <b>BİLİM İLE BİR CEVAP VEREMEMEKTEDİRLER.</b><br><br>Bilimsel delile verdikleri cevap yalnızca <b>SALDIRGANLIKTIR.</b><br> <br>Bilimsel kanıtların sunulduğu evrim karşıtı konferanslara, delillerle değil yalnızca <b>PANKARTLAR VE EYLEMLERLE KARŞI KOYARLAR.</b><br> <br>Bilimsel delillerin –gerçek fosillerin– sergilendiği sergileri <b>KAPATTIRMAYA KALKIŞIRLAR.</b><br> <br>Bilimsel delil sunan kitapları <b>YAKMAYA KALKARLAR.</b><br> <br>Bilimsel delilleri okullarda okutmaya çalışanları <b>MAHKEMEYE VERİRLER. </b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17146</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-07</pubDate>
<title>RNA Yaratılış Gerçeğini Gözler Önüne Seriyor</title>
<description><![CDATA[Nükleik asitler, hücrelerde iki ayrı biçimde bulunurlar: DNA (Deoksiribonükleik asit) ve RNA (Ribonükleik asit) olarak. DNA ve RNA hücrelerde farklı işlevleri yerine getirirler. Bilim adamları tarafından hücrelerde farklı işlevleri olan DNA`nın ve RNA`nın bu özelliklerini keşfedebilmek için onlarca yıldır birçok araştırma yapılmaktadır. Son olarak RNA hakkında yapılan araştırmalar ise bu nükleik asit hakkında daha bilmediğimiz birçok önemli detay olduğunu gözler önüne sermiştir. <br><br>RNA hakkında yapılan yeni araştırmalarda çıkan sonuçlara göre;<br><br>RNA, hücre zarının dış çeperi boyunca yerleşmiştir. RNA, hücre stoskeletini (hücre iskeletini) üreten proteinlerdekine benzer sarmalımsı yapılar örer. Bu yapılar, DNA`nın kopyalanarak çoğaltılmasında, protein sentezinde, hücre bölünmesinde ve diğer önemli işlemlerde görev almaktadır.<br><br>RNA, DNA ve proteinden farklı olarak çok daha hareketli, adeta mobildir; daha az oranda durağandır. 1 Buradaki bilgiler, evrimciler açısından son derece üzücü haberlerdir. Çünkü RNA`nın bu özellikleri yıllardır ideolojilerine sözde bilimsel bir kılıf olarak kullandıkları evrim teorisi için yıkıcı niteliktedir. İşte evrim teorisini bir kez daha yıkan gerçekler:<br><br>RNA olmadan, hücrede DNA`nın kopyalanması işleminin gerçekleşemeyecek olması demek, DNA ile RNA`nın hücrede aynı anda var olmasının zorunlu olduğu anlamına gelmektedir. Bu da, RNA`nın kör tesadüflerin yürüttüğü bir deneme yanılma süreciyle değil, her şeyin bilgisine hakim olan Yüce Allah tarafından yaratıldığının delillerinden biridir.<br><br>Hücre bölünmesinde, RNA`nın oynadığı rol ise son derece çarpıcıdır. Bu şu demektir: İlk hücre var olduğu anda, içerisinde RNA`yı barındırmıyorsa, bölünüp çoğalamayacak ve yaşam daha başlamadan bitecektir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17080</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-07</pubDate>
<title>Fosiller Evrimi Yalanlıyor: İlmi Mercek Sayı 71</title>
<description><![CDATA[<b>MÜREKKEP BALIĞI<br><br>YAŞ:</b> 95 milyon yıllık<br><b>DÖNEM:</b> Kretase<br><b>BULUNDUĞU YER:</b> Hakel, Lübnan<br><br>Darwin'den bu yana sahtekarlıklar ve çarpıtmalarla ayakta tutulmaya çalışılan evrim teorisi, 21. yüzyılın bilimi karşısında yenilgiye uğramıştır. Evrimi yerle bir eden en önemli bulgulardan biri ise, yaklaşık 250 bin türe ait yüz milyonlarca fosildir. Bu fosillerin her biri, canlıların bugün sahip oldukları özelliklerle birdenbire ortaya çıktıklarını ve milyonlarca yıl boyunca en küçük bir değişikliğe dahi uğramadıklarını açığa çıkarmıştır. Söz konusu fosillerden biri de 95 milyon yaşındaki mürekkep balığı fosilidir. 95 milyon yıldır aynı olan mürekkep balıklarının gösterdiği bilgi açıktır: Canlılık evrim geçirmemiş, tüm canlıları Allah yaratmıştır.<br><br><b>Kum Balığı<br><br>YAŞ:</b> 54-37 milyon yıllık<br><b>DÖNEM:</b> Eosen<br><b>BULUNDUĞU YER:</b> Green River Oluşumu, Lincoln County, Wyoming, ABD<br><br>Resimde görülen kum balığı yaklaşık 50 milyon yaşındadır ve 50 milyon yıldır hiçbir değişime uğramamıştır. Günümüz denizlerinde yaşayan kum balıklarıyla aynı olan bu fosil, evrim teorisinin geçersizliğinin bir delilidir. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17098</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-06</pubDate>
<title>Her İnsanın Sesi Neden Farklıdır</title>
<description><![CDATA[<b>Neden kadınlar erkeklere göre daha ince seslidir<br><br>Diğer canlılara oranla insan gırtlağının çok daha aşağıda yaratılmış olmasının hikmeti nedir<br><br>Bebekler doğduklarında neden gırtlakları yukarıdadır<br><br>Ses konuştuğumuz anda oluşmasına rağmen nasıl olup da her seferinde aynı çıkmaktadır<br><br>Her İnsanın Sesi Neden Farklıdır?</b><br><br>Sesimizin oluşabilmesi için gırtlaktaki kaslar, dil, dişler, damak, dudaklar gibi pek çok organ ve hava birbiri ile mükemmel bir uyum içerisinde çalışır. Ancak ses oluşumunda kullanılan organlar ve     hava gibi etkenler aynı olmasına rağmen, her insanın sesi farklı olabilmektedir.<br><br>Yüce Allah`ın insanlara bahşettiği çok özel bir nimet olan ses ve konuşma, çevre ile iletişim kurabilmenin, düşünceleri, sevinç, üzüntü gibi duyguları farklı ses tonları kullanarak anlatabilmenin tek yoludur. İnsan sesi, çok çeşitli tonlamalar meydana getirmesi ile bugüne kadar yapılmış tüm müzik aletlerinden milyonlarca defa daha olağanüstü bir yapı ve işleyişe sahiptir. Müzik aletlerinin zaman içinde eskimesi, bozulması ve her zaman bakıma muhtaç olmasına karşın, sesimiz bozulmadan, eskimeden, kendi bakımını sürekli kendisi yaparak, yaşadığımız süre boyunca bize hizmet eder.<br><br><b>Her İnsan Sesine Farklı Bir Kimlik Veren Mükemmel Organizasyon</b><br><br>Sesimizin oluşabilmesi için gırtlaktaki kaslar, dil, dişler, damak, dudaklar gibi pek çok organ ve hava birbiri ile mükemmel bir uyum içerisinde çalışır. Ancak ses oluşumunda kullanılan organlar ve hava gibi etkenler aynı olmasına rağmen, her insanın sesi farklı olabilmektedir. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17079</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-05</pubDate>
<title>''Ultra İnce Maddeleri Beyazlatma'' Tekniğine Model Olan Böcek</title>
<description><![CDATA[Hayvanların her biri, insanları hayrete düşüren birçok yaratılış özelliğine sahiptir. Kimileri suda hareket etmelerini sağlayan en ideal şekle (hidrodinamik) sahipken, kimileri de bizim için oldukça yabancı olan tekniklerle avlanma, savunma gibi ihtiyaçlarını yerine getirirler. Bunların birçoğu insanların ilk defa karşılaştıkları, daha doğrusu yeni farkına vardıkları özelliklerdir. Biyomimetik bilimi sayesinde keşfettiğimiz bu olağanüstü yapıların taklit edilmesiyle ortaya çıkan ürünlerin, ileriki yıllarda yaşantımızda çok daha sık kullanılacağına hiç şüphe yoktur. Bu bilim sayesinde keşfedilen yaratılış harikalarından biri de bembeyaz kabuk rengiyle beyazlatma teknikleri konusunda bilim adamlarına yol gösteren ``Cyphochilus`` isimli böcektir.<br><br>Tekstilden temizlik endüstrisine, metal sanayiinden kağıt endüstrisine ve hatta dentolojiye kadar pek çok ürün için daha başarılı beyazlaştırma teknikleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu konuda bilim adamları doğadan da faydalanmaktadırlar. Güneydoğu Asya`da yaşayan ``Cypho-chilus`` isimli böceğin kabuğu bu araştırmalarda gelinen son noktadır. Şu anda söz konusu böceğin bembeyaz kabuk renginin nasıl oluştuğu İngiltere`nin Exeter Üniver-sitesi akademik çevreleri tarafından incelenmektedir.<br><br>Scientific American dergisi, Cyphochi-lus böceğinin şu ana kadar hiçbir teknolojik yöntemle erişilememiş olan beyaz rengini şu cümlelerle duyurmuştur:<br><br>``Beyazlaştırma yöntemlerini unutun, bu böcek daha beyaz olan beyazların anahtarı olabilir. Bundan sonra ‘Cyphochilus böceği kadar beyaz` ifadesi kullanılabilir.`` ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17078</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-06-04</pubDate>
<title>Tek Bir Serçe Parmağı Fosili Üzerinden Yaptıkları Spekülasyonlarla Küçük Düşmeyi Göze Alan Darwinistler</title>
<description><![CDATA[Darwinist yayınlar, yine büyük bir elbirliği içinde son günlerde oldukça ilginç görünümlü bir canlının resmini manşetten yayınladılar. Evrimcilerin ürettikleri hayali resmi yanda görülen bu garip canlı, tüm dünyaya bir anda ``Üçüncü tür`` olarak tanıtıldı. Gazeteler Darwinist iddiaları destekleme amaçlı çarpıcı başlıklar attılar, ``Bilinmeyen bir insansı!``, ``Büyük Keşif, Ne Neandertal Ne Homo sapiens``, ``İnsanlık Tarihini Yeniden Yazacak Gelişme``... Haberin altına da şu hayali resmi koydular:<br><br>Darwinistler, 150 yıl boyunca sürekli olarak insanlardan özür dilemek zorunda kaldılar. ``Pardon sahteymiş`` dediler. ``Yanlışlık olmuş, insan değil domuz dişiymiş`` dediler. ``Kusura bakmayın; güveler ağaç kabuklarına kasten yapıştırılmış``, ``kafatası eyelenmiş,`` ``dinozora elle tüy eklenmiş``, ``meğer bu canlı hala yaşıyormuş ve ara fosil değilmiş,`` ``ilk atmosfer böyle değilmiş...`` dediler. ``Embriyolar böyle değilmiş, çizimler sahteymiş`` dediler. ``İnsanın atası demiştik ama meğer sıradan bir maymunmuş`` dediler. Sürekli özür dilediler ve tüm iddialarını geri aldılar. Fosilleri alelacele müzelerden çıkardılar. Dergilerinin bir sayısında mükemmel özelliklerle yaratılmış canlıları ara fosil ilan ederken, ikinci sayısında özür dilediler. Bu, günümüze kadar aynı şekilde devam etti.<br><br>Geçmişte de Darwinistler tek bir domuz dişinden yola çıkarak, hayali Nebraska adamının, üstelik ailesiyle sosyal ortamda resmini çizmekte sakınca görmemiş ve bununla insanın hayali evrimine çok büyük bir ışık tuttuklarını iddia etmişlerdi. Darwinizm`in çöküşünün artık açıkça ilan edildiği 2010 yılında ise Darwinistler, bu defa küçük bir çocuğa ait bir serçe parmağı fosilinden bir hayat hikayesi kurgulayacak hatta üçüncü bir tür ilan edecek kadar ileri gittiler. <br><br><b>Darwinistlerin Aciz Senaryolarına Bir Örnek Daha...</b><br><br>Darwinistlerin bu hikayeye başvurmalarındaki tek gerekçe, yaklaşık 40.000 yıllık bu fosilin Asya`da, Altay Dağlarında bir Sibirya mağarasında bulunmasıdır. Afri-ka`dan Asya`ya gelmiş olduğunu iddia ettikleri bu fosil, aşağıda detayları açıklanan mitokondriyel DNA analizleri sonucunda başka bir soydan gelmiş görünmekte, fakat bu durum, Darwinistlerin Afrika`dan göç iddialarını dayandırdıkları sahte senaryoya uymamaktadır. Darwinistler yıllardır, bulunan fosillerle sürekli yalanlanan Neandertal ve Homo sapiens olarak adlandırdıkları insan türlerinin Afrika`dan Asya`ya göç hikayesini kendilerince bir mantığa yerleştirmeye çalışırken, farklı bir insan soyunun Darwinistlerin karşılarına çıkması onlar açısından oldukça şok edicidir. İşte bu sebeple Darwinistler söz konusu fosili ``üçüncü bir insan türü`` olarak tanımlamışlardır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17077</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-28</pubDate>
<title>Darwinistler Neandertallerle De İnsanları Aldatamadılar</title>
<description><![CDATA[Darwinistler yıllarca, insanın hayali maymun atalarının olduğunu ve bunların da gelişme özelliklerine göre çeşitli kategorilere ayrıldığını iddia ettiler. <i>Australopithecus, Homo habilis, Homo erectus, Neandertal, Homo sapiens</i> gibi hayali sıralamalar yaparak insanın yavaş yavaş dik durmaya çalıştığı, beyninin ve yeteneklerinin gelişmeye başladığı, maymunluktan uzaklaşarak gitgide insanlığa doğru ilerleme kaydettiği telkinini vermeye çalıştılar. Hayali çizimlerle, rekonstrüksiyonlarla yıllarca insanları aldatmaya devam ettiler.<br><br>Tüm diğer aldatmacalar gibi bu aldatmaca da sona erdi. Özellikle son dönemlerde gündeme gelen Neandertallerle ilgili açıklamalar, günümüzden 200 bin yıl önce yaşamış ve 60 bin yıl önce soyları tükenmiş olan bu insan ırkı hakkında aşağıdaki delilleri tekrar sunmayı gerektirmiştir:<br><br>Neandertaller tıpkı günümüzdeki insan ırkları gibi bir insan ırkıdır. Neandertallerin ilkel olduklarına dair spekülasyonlar, ilk bulunan Neandertal fosili üzerinde yapılan sahtekarlık sonrasında gündeme getirilmiş ve bu iddia, defalarca fosil kayıtlarıyla yalanlanmasına rağmen, ısrarla Darwinist diktatörlük tarafından gündemde tutulmaya çalışılmıştır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17081</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 7: ''Dünyada Zaten Herkes Evrimi Savunuyor'' İddiasının Gerçek Yüzü</title>
<description><![CDATA[17 Mayıs 2010 tarihli Sansürsüz programında Darwinistler, evrimin kanıtlanması için ``çarpanlarının ve bölenlerinin ortaya koyulmasının gerekmediğini``, ``zaten bütün dünyanın evrimi savunduğunu``, dolayısıyla teorinin doğruluğunu ispatlamak için bunun yeterli olduğunu iddia etmişlerdir. Söz konusu iddialarını delillendirmek için de dünyanın en büyük üniversitelerinde evrimi bilmeyen ve savunmayan kimsenin bulunmadığını öne sürmüşlerdir.<br><br>Evrimin dünyanın bütün üniversitelerinde savunulduğu, neredeyse tüm ülkelerde okutulduğu, tüm dünyada bilindiği doğrudur. Bunun sebebi ise, <u>darwinist diktatörlüğün dayatması, evrimin ülke kanunları ile korunması</u> ve evrim aleyhtarlarının mutlaka bu çirkin dikta sistemi tarafından <u>susturulmalarıdır</u>.<br><ul><li> Aslında Darwinistlerin, evrimi ispat etmek için böyle bir iddia ile ortaya çıkmaları şaşırtıcıdır. Çünkü Darwinist diktatörlüğün baskısı ve dayatmasının nasıl dünyada etkili olduğuna dair çok defa açıklamalarımız olmuştur. Dolayısıyla, evrimin tüm dünyada zor ve baskı ile kabul ettirildiği gerçeği şu anda tüm insanların bildiği bir gerçektir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17163</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz iddia 8: ''Faydalı Mutasyon Vardır'' Şeklindeki Ünlü Darwinist İddianın Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[17 Mayıs 2010 tarihli Sansürsüz programında klasik Darwinist iddia bir kez daha tekrarlanmış ve gerçeklerin aksine faydalı mutasyonların var olduğu iddia edilmiştir. Mutasyonların bozucu, öldürücü, yok edici etkisi şu anda bütün bilim dünyasında kesin bilimsel delillerle bilinmesine rağmen ısrarla savunulan bu iddia, aslında bir küçük düşme kaygısından kaynaklanmaktadır. Çünkü Darwinizm yalnızca mutasyonlara bel bağlamış olan bir teoridir. Mutasyonların yıkıcı etkisi bir kere dile getirilirse, bunun Darwinizm`in sonu olacağını tüm Darwinistler gibi bu programa katılanlar da bilmektedir. İşte bu sebeple, bilimsel olarak geçersiz ve acizce örneklerle mutasyonların faydalı olabileceğine insanları inandırmaya çalışmışlardır. Oysa bu, tamamen bir aldatmacadır.<br> <br><ul> <li> Çok defa belirtmiş olduğumuz gibi mutasyonların net etkisi zararlıdır, yalnızca %1 oranında etkisiz olabilirler ki bunların da aslında organizmaya ileriki vadede zarar getirdiği son bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.  Mutasyonların net zararlı etkisi psikolojik bir savunma değil, bilimin ortaya çıkardığı çok net bilimsel bir gerçektir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17162</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 9: ''Ara Form Demek Çarpık Çurpuk Canlılar Demek Değildir'' İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[Mutasyonların %99 zararlı olduğu gerçeğinin hemen ardından Darwinistleri en fazla çıkmaza sokan ve onlara rahatsızlık veren konulardan bir tanesi de ara form denen hayali fosillerin yokluğudur.<br><br>Kendilerini küçük düşüren bu önemli gerçeği bertaraf edebilmek için Darwinistler, ara fosil yokluğuna başka bir yöntemle açıklama getirmeye çabalamış ve ``ara fosil aslında sizin sandığınız gibi değil`` ifadesini geliştirmişlerdir. Fakat Darwinist taktik her zaman olduğu gibi başarısız kalmıştır.<br> <br><ul><li> Öncelikle şunu belirtmek gerekir: ``Ara form`` denen kavram, Darwinistlerin ürettiği bir kavramdır. Darwinistler, iki canlı türü arasında, sayısız başarısız mutasyonun meydana geldiği hayali ara formların olacağı, bu hayali formların büyük bir bölümünün elenip küçük bir bölümünün de yaşamaya devam edeceği gibi bir hikaye üretmişlerdir. Bu hikayeye göre, balığın hayali bir şekilde ayaklara kavuşacağı, sürüngenin kollarının hayali şekilde kanat olacağı bir dönem olmalıdır. İşte bu hayali dönem, fosil kayıtlarında <u>yoktur</u >.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17161</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 10: ''Ara Form Denilen Fosiller Geri Alınıyor Çünkü Daha İyisi Bulunuyor'' İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[17 Mayıs 2010 tarihli Sansürsüz programında oldukça ilginç bir iddia daha gündeme gelmiştir. Darwinist katılımcılar, hayali ata olarak gösterilen fosillerin zaman içinde geri alınarak literatürden çıkarıldığını kabul etmişler, fakat bunun gerekçesi olarak ``daha iyisinin bulunduğunu`` iddia etmişlerdir. Özellikle son birkaç yılda Darwinist yaygara yoluyla gündeme getirilen fosiller dikkate alındığında, evrimcilerin bu iddiası oldukça komik bir görünüm sergilemektedir. <br><ul><li> Evrim aldatmacasının 150 yıllık tarihinde sürekli yenilenen bir süreç vardır. Bir fosil ortaya çıkarılır, fosil hakkında şaşırtıcı bir senaryo kurgulanarak bunun insanın atası olduğu iddia edilir, Darwinist basında bu hikaye süslü bilimsel kelimeler ve çizimlerle verilir, ardından da bu fosilin bir orangutana veya domuza ait olduğu anlaşılarak <u>fosil alelacele sergilendiği müzeden çıkarılır</u>.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17160</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 11: ''Evrime İtiraz, Standart Bir Psikolojik Rahatsızlıktan Kaynaklanıyor'' İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[Bu iddia, 17 Mayıs 2010 tarihli Sansürsüz programında Darwinist katılımcılar tarafından programın devam ettiği süre boyunca sıklıkla gündeme getirildi. Katılımcılar, bir hissiyat duygusuyla evrime karşı gelindiğini, bu sebeple de ``sürekli olarak karşı bir görüş ile karşılaştıklarını`` iddia etmişlerdir. Oysa bu, tamamen gerçek dışı bir iddiadır. <br><ul><li> Yaratılışı savunanların evrime karşı gelmelerinin tek sebebi bu teorinin <u>büyük bir sahtekarlık olmasıdır.</u><br> <br><li> Evrim savunucularının 150 yıldır bir sahtekarlığın taraftarlığını yaparak insanları Allah inancından uzaklaştırmaları, <u>bir yalanı dayatma yoluyla insanlara inandırmaya çalışmalarıdır. </u><br> <br><li> <u>bilim tersini gösterdiği halde</u>, sahte delillerle, sahte izahlarla ve doğrudan bilimi kullanarak <u>bütün dünyayı bir diktatörlük bünyesinde aldatmalarıdır</u>.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17159</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 12: ''Türk düşmanlığı Darwin'in Kendi Kişisel Görüşüdür, Sorgulanamaz'' İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[Darwin`in Türklerle ilgili sözü aşağıdaki gibidir: <br><br><i>Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, <u>Türkler tarafından işgal edildiğinde</u>, Avrupa milletleri nasıl risk altında kalmıştı, bugün Avrupa'nın <u>Türkler tarafından işgali </u>bize ne kadar gülünç geliyor.<br><br>Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türklere karşı kesin bir galibiyet elde etmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, çok sayıdakı <u>aşağı ırkların</u> medenileşmiş yüksek ırklar tarafından <u>elimine edileceğini (yok edileceğini)</u> görüyorum.</i> (Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Vol. I, 1888. New York: D. Appleton and Company, s. 285-286)<br><ul><li> Darwin`de bu sapkın  görüşü şekillendiren temel kavram evrim teorisidir. Dolayısıyla Darwin`in Türk düşmanlığının altında yatan temel neden, evrim teorisinin Darwin`i sürüklemiş olduğu derin ırkçı düşünce ve aşağı ırk kavramıdır. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17158</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 13: ''Deep impact'' Konusundaki İddiaların Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[Bir proteinin oluşumunun imkansız olduğunu gören Darwinistlerin ne kadar büyük bir panik ve huzursuzluk içinde olduklarına daha önce değinmiştik. Hayatın başlangıcı konusunda büyük bir yenilgi yaşayan Darwinistler, dünya şartlarında bunu sağlayamayacaklarını anlayınca ``uzaya`` sığınmışlardır. Deep impact, Dawkins`in savunduğu ``hayat uzaydan geldi`` masalına takılmış olan sahte bilimsel isimdir.<br> <br><ul><li> Darwinistler çaresizlikten umudu uzaylılara bağlamış durumdadırlar. Böylelikle hayatın başlangıcı teorilerine dair bütün sorunların hallolacağına inanmışlardır. Oysa ürettikleri bu yeni teoride, hala temel sorun olduğu gibi durmaktadır. Uzayda oluştuğu varsayılan ve kendi kendini kopyaladığına inanılan bu hayali ilk molekül nasıl ortaya çıkmıştır? Bu soru hala cevapsızdır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17157</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 14: ''Ahlak Kavramı Zaten Doğuştan Var, Fiilen Var Olan Bir Kavramı İhmal Edemezsiniz'' İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[17 Mayıs 2010 tarihli Sansürsüz programında Darwinist katılımcılardan bir tanesi, ahlak kavramının canlılarda zaten var olan bir kavram olduğu, canlıların doğuştan buna sahip oldukları, dolayısıyla ahlaklı olmak için Allah inancına ihtiyaç olmadığı (Allah`ı tenzih ederiz) iddiasında bulunmuştur. Bunu delillendirmek için ise çeşitli canlılardaki fedakarlık örneklerini göstermiştir. Oysa bu konuda ciddi şekilde yanılmaktadır.<br> <br><ul><li> Yüce Allah insanları bir fıtrat üzerine yaratır. Bu fıtrat Yüce Rabbimiz`in Kuran`da bildirmiş olduğu en güzel davranış biçimi ve en güzel tavrı içerir. Dolayısıyla insan, Allah`ın kendisine ilham ettiği vicdana göre hareket etme, yani fıtratına göre davranma özelliğine elbette sahiptir.<br><br><li> Fakat insan aynı zamanda nefsindeki bencil tutkularla birlikte yaratılmıştır ve nefis, Kuran`da belirtildiği gibi,<b> ``Rabbim'in kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir.``</b> (Yusuf Suresi, 53)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17156</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 1: "Proteinlerin Oluşumu İle İlgili Olasılık Hesaplamaları Yanlış" İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[Darwinizm`in en büyük ve temel açmazı hayatın ilk başlangıcı olduğundan, Darwinistler için en büyük sıkıntı konusu da budur. Tek bir proteinin, değil tesadüfen, laboratuvarda dahi oluşumuna bir açıklama getiremeyen Darwinistler her zaman olduğu gibi en kaçamak yol olarak demagojiye başvurmaktadırlar.<br><br>Son sansürsüz programında da protein ile açıklama istendiğinde, Darwinistler tek bir proteinin oluşumu için yapılan olasılık hesaplarının ``yanlış`` olduğu gibi bahaneye sığındılar. Sığınılan bu bahane bile, Darwinistlerin tek bir proteini açıklayamamaktan dolayı ne kadar dehşete düştüklerini göstermektedir.<br><br>- İnsan vücudunda işlevsel ortalama bir proteinin tesadüfen kendi kendine oluşma ihtimalinin 10 üzeri 950`de bir olarak hesaplanmış olduğu doğrudur. Fakat Darwinistlerin varsaydıkları gibi bu hesaplamada bir hata dahi olmuş olsa, olasılık oranı 950 değil de, 600 veya 400 hatta 100 ya da 60 bile olsa, yine aynı açmaz Darwinistler için söz konusudur. Söz konusu ihtimal her halikarda ``SIFIR İHTİMALDİR``.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17042</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-24</pubDate>
<title>Darwinistlerin ''Yapay Yaşam'' Aldatmacası</title>
<description><![CDATA[Son dönemlerde özellikle Darwinist yayınlarda ön plana çıkarılan bir haber gündeme geldi. Yapay olarak üretilen DNA molekülüne ait bir parça, bir başka hücre çekirdeğine transfer edilmiş ve bu DNA`nın söz konusu hücre içinde çalıştığı gözlemlenmiştir. Bazı Darwinist yayınlarda ``sentetik yaşam üretildi``, ``yaşayan hücre yaratıldı`` (Allah`ı tenzih ederiz) gibi yanıltıcı başlıklarla verilen bu konu Darwinist spekülasyonlara malzeme haline getirilmiştir. Hatta Financial Times gibi bazı yayınlar, evrimcilerin cansızlıktan canlılık oluşturma konusunda hiç bitmeyen hayallerini sonunda gerçekleştirdiklerini dahi iddia etmiştir. Oysa söz konusu çalışma, Darwinistlerin asla açıklamasını yapamadıkları canlılığın nasıl başladığı sorusuna hiçbir cevap vermemektedir. Tam tersine bu çalışma, hücre DNA`sındaki kompleksliğin önemli bir ispatı hükmündedir.<br><br>Konuyla ilgili açıklamalar şöyledir: <br><br>- Amerikalı bilim adamı J. Craig Venter, bir mikoplazma (<i>Mycoplasma mycoides</i>) genini, laboratuvarda suni olarak düzenlendikten sonra, başka bir mikroplazma (Mycoplasma mycoides) hücresinin çekirdeğine dahil etmiş ve hücre bu DNA ile çalışmasına devam etmiştir.<br><br>- Yapılan işlemler canlılığın bilinen klonlama yöntemlerinden farklı değildir.<br><br>- Yapılan işlemde 1.08 milyon baz çiftinden oluşan Mikoplazma mikoides DNA`sından alınan bir kopya, laboratuvar şartlarında düzenlenmiş ve başka bir canlı hücresinin içine nakledilmiştir.<br><br>- Yeni bir DNA üretilmemiş, daha önce var olmayan yeni bir bilgi oluşturulmamış, laboratuvarda yapay bir DNA dizilimi sıfırdan meydana getirilmemiştir. Hücre de DNA da zaten vardır. Yapılan işlem, olağanüstü bilgiye sahip olan mevcut DNA`nın alınıp yeniden düzenlenmesi ve başka bir hücreye nakledilmesinden başka bir şey değildir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17040</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-23</pubDate>
<title>17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar</title>
<description><![CDATA[17 Mayıs 2010 tarihinde Habertürk televizyonunda Yiğit Bulut`un sunduğu Sansürsüz programında evrim teorisinin geçersizliği tüm delilleriyle yeniden tüm kamuoyuna gösterilmiştir. Darwinizm`in tüm açmazlarının açıkça gösterildiği, canlıların üstün Yaratıcı Rabbimiz tarafından yaratıldığı gerçeğinin açık ve bilimsel delillerle ispat edildiği programda, Darwinistlerin gündeme getirdiği iddialara cevaplar burada bir kez daha yazılı belge niteliğinde sunulmaktadır. Söz konusu iddialara cevapları aşağıda bulabilirsiniz: <br><br><b>1.</b> <a href=" http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17042" class="SidesTableText" > ``Proteinlerin oluşumu ile ilgili olasılık hesaplamaları yanlış`` iddiasının geçersizliği </a><br><br><b>2.</b> <a href=" http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17168" class="SidesTableText" > ``Evrimin tesadüfle hiçbir alakası yok`` iddiasının geçersizliği </a><br>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17169</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-23</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 5: ''Canlılığın Atası RNA’dır'' İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[RNA dünyası tezi, hayatın başlangıcı konusundaki bütün deneylerin başarısız olması üzerine Darwinistler tarafından çaresizlikten ortaya atılmış olan bir sözde kurtarıcı tezdir. Fakat hücre kompleksliğinden ve bilimden anlayan herkes, henüz daha proteinleri oluşturamamış olan Darwinistlerin böyle bir iddia ile ortaya çıkmalarını kaçınılmaz olarak mantıksız bulmaktadır. Daha hayatın başlangıcı için iddia ettikleri ilk hayali hücrenin tek bir proteini ortada yokken, Darwinistler tüm işi muthiş kompleksliği ile RNA`nın gerçekleştirdiğini iddia ederler. RNA`nın nasıl ortaya çıktığı konusunda ise her zamanki gibi suskundurlar. <br><br>-        RNA dünyası tezine göre, hayali şekilde tesadüfen meydana gelen RNA molekülü bir şekilde proteinleri üretmiş, sonra bu protein bilgilerini ikinci bir molekülde saklama ihtiyacı ortaya çıktığından DNA tesadüfen oluşmuştur. Hayal gücü oldukça geniş olan Darwinistler, daha henüz laboratuvarlarda bir tane peptid bağı oluşturmaya çalışırken, bu inanılmaz ve imkansız senaryoyu pervasız bir şekilde insanlara anlatıp büyük bir kesimi aldatmayı amaçlamaktadırlar. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17165</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-05-23</pubDate>
<title>Sansürsüz İddia 2: ''Evrimin Tesadüfle Hiçbir Alakası Yok'' İddiasının Geçersizliği</title>
<description><![CDATA[Son dönemlerde Darwinistlerin savunmaya geçtiği önemli konulardan bir tanesi ``evrimin tesadüfle hiçbir alakası yok`` iddiasıdır. Bu, son dönemin gündem konusu olduğundan, Sansürsüz programında da aynı taktik Darwinistler tarafından devam ettirilmeye çalışılmıştır. ``Her şey rastgele oldu fakat bunun adı tesadüf değil`` gibi bir mantıkla, ne olduğu anlaşılamaz bir laf kalabalığıyla savunulan bu iddia, Darwinistlerin iddiasının ne kadar mantıksız olduğunu gözler önüne sermekten başka bir işe yaramamaktadır. <br><br>-        Bir savunma mekanizması olarak geliştirilen bu iddia, tesadüf kelimesinin ne kadar mantıksız olduğunun tüm kamuoyuna açıklanmasından sonra gündeme getirilmeye başlanmıştır.<br><br>-        Darwinistlerin bu iddiadan duydukları utancı yansıtmaktadır. ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17168</link>
</item>

</channel>
</rss>