<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>HarunYahya.net RSS</title>
<description>HarunYahya.net İçeriği</description>
<link>http://www.harunyahya.net</link>
<language>tr</language>
<category>harunyahya</category>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-09-01</pubDate>
<title>Ahir Zaman'da Güzel Ahlakın Yayılması İçin Gösterilen Her Çaba Çok Değerlidir</title>
<description><![CDATA[Ahir Zaman, Peygamber Efendimiz (sav)`in hadis-i şeriflerinde kıyamete yakın bir vakitte yaşanacağını bildirdiği ve belirli olayların art arda meydana geleceğini haber verdiği bir zaman dilimidir. Peygamberimizin (sav) bu zaman aralığında gerçekleşeceğini bildirdiği olaylar, içinde bulunduğumuz asırda tahakkuk etmiş, sözü geçen alametler birbiri ardınca zuhur etmiştir.<br><br>Hadislerden anlaşıldığı üzere, Ahir Zaman iki ayrı dönemden oluşmaktadır. Birinci dönemde dünyada yoğun olarak savaşların, çatışmaların, felaketlerin, ahlaki dejenerasyonun ve fakirliğin başgöstereceği, ikinci dönemde ise Hz. Mehdi (as)`ın inkarcı sistemlere karşı fikren verdiği büyük mücadele vesilesiyle yeryüzünün fitneden kurtulacağı ve Hz. İsa (as)'ın yeniden yeryüzüne gelişi ile birlikte tüm dünyada barış, güvenlik, huzur ve kardeşliğin hakim olacağı haber verilmiştir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18239</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-30</pubDate>
<title>Mehdi (a.s.) Hakkında Günümüz Yazar ve Mütefekkirlerinin Görüşü</title>
<description><![CDATA[<b>FETHULLAH GÜLEN<br><br>Hz. Mehdi (a.s.)'nin Ortaya Çıkışı ve Hz. Mesih'in Gelişi</b><br><br>"Mesîh ve Mehdî ile alakalı hadis-i şerifler ve ümmetin kabulü esas alınınca nüzûl-ü Îsâ'ya (Hz. İsa'nın tekrar yeryüzünü gelişine) ve zuhur-u Mehdî'ye (Hz. Mehdi (a.s.)'nin ortaya çıkışına) inanmak Efendimiz (sav)'e îtimadın ve güvenin ifadesidir denilebilir." (Mesih Nerede? Mehdi Kim? isimli makaleden http://tr.fgulen.com/a.page/eserleri/kirik.testi/a12729.html)<br><br><b>Hz. Mehdi (a.s.)Peygamber (sav) Soyundan Olacaktır</b><br><br>"Hz. Mehdî ile alakalı hadis-i şeriflere de iki örnek vermek yerinde olsa gerektir: "Mehdî bizden, Ehl-i Beyttendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır" (İbn Mâce, Fiten, 34; Dârimî, Mehdî, 1). "Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i Beytten birini gönderecektir" (Ahmed b. Hanbel, II, 117-118).<br><br>Cenâb-ı Hak, rahmetinin eseri olarak her bir fesad-ı ümmet zamanında (Müslüman toplulukların bozulmaya uğradığı dönemlerde) bir muslih, (ıslah edici) bir müceddid, (dini yenileyip aslına döndüren) bir halife-i zîşan, (İslam topluluğuna lider bir kişi) bir kutb-u âzam, (zamanının en büyük dini lideri) bir mürşid-i ekmel (üstün bir yol gösterici) ya da bir nevi mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip (bozulmayı önleyen) milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (İslam'ı) muhafaza buyurmuştur.<br><br>Bu hususu (konuyu) nazara veren (ilgilere sunan) ve siyaset sahasında Mehdî-i Abbâsî, (başarılı kişiler için bir benzetme olarak kullanılır) diyanet âleminde Gavs-ı Âzam, (zamanının en büyük alimi, Abdulkadir Geylani) Şâh-ı Nakşibend, (Nakşibendiliğin kurucusu, Muhammed Bahauddin) aktâb-ı erbaa (dört ünlü ehli sünnet alimi olarak bilinen kişiler) ve oniki imam (Hz. Ali'nin soyundan gelen oniki halife) gibi zatları misal gösteren Bediüzzaman der ki, "Madem O'nun âdeti öyle cereyan ediyor, (işliyor) âhir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, (gerektiğinde ayet ve hadislerden hüküm çıkaran bir alim) hem en büyük bir müceddid, (dini yenileyici) hem hâkim, hem Mehdî, hem mürşid, (insanlara doğru yolu gösteren) hem kutb-u âzam (zamanının en büyük dini lideri) olarak bir zât-ı nuranîyi (nurlu bir şahsı) gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden (Hz. Peygamber (sav)'in soyundan) olacaktır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18214</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-30</pubDate>
<title>Hz. İsa'nın Öldüğü Yanılgısını Öne Sürenlerin Propagandaları, Hz. İsa'nın Tanınmamasına Neden Olacaktır</title>
<description><![CDATA[Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne geleceği dönemde bazı insanların, Hz. İsa'nın öldüğü ve ikinci kez gelmeyeceği yanılgılarını sürekli gündemde tutmaları da, Hz. İsa'nın tanınmasını engelleyecek nedenlerden biri olabilir. Oysa Kuran'da Hz. İsa'nın ölmediği ve öldürülmediği açıkça bildirilmiştir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde de Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne geleceği pek çok detayıyla müjdelenmiştir. Ayrıca Kuran'da Hz. İsa'nın yeniden dünyaya geleceğine işaret eden birçok ayet bulunmaktadır.<br><br>Tüm bu gerçeklere rağmen bazı kimseler, konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıklarından ya da bazı ön yargıları nedeniyle Hz. İsa'nın öldüğü yanılgısını öne sürmekte ve yeniden dünyaya gelmeyeceğini iddia etmektedirler. Bu yanılgıya kapılmış olanların propagandaları, insanların büyük kısmını etkisi altına alıp onların da aynı aldanışla hareket etmelerine neden olabilir. Bu koşullar altında, Hz. İsa ikinci kez yeryüzüne geldiğinde pek çok insan Hz. İsa'yı tanıyamayacak olabilir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18208</link>
</item>

<item>
<category>Belgesel</category>
<pubDate>2010-08-29</pubDate>
<title>Doğal Afetler Ahir Zaman Habercisi mi?</title>
<description><![CDATA[İçinde bulunduğumuz dönemde, hemen her gün dünyanın çeşitli bölgelerinde deprem, kasırga, yıldırım, sel gibi doğal felaketler yaşanmakta... Bu felaketler, birçok ülkede milyonlarca insanı etkilemekte ve hesaplanamayacak büyüklükte maddi hasarlara yol açmakta... <br><br>Tüm bu yaşananlar ise akıllara şu soruyu getirmekte: Geçmişe oranla çok daha sık ve birbiri ardınca gerçekleşen bu felaketler, 1400 yıl önce Peygamber Efendimiz (sav) tarafından haber verilen ahir zamanın alametleri midir?]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/10770</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-27</pubDate>
<title>Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. İsa (a.s.)'ın Şahsı Manevi Değil, Bir Şahıs Olarak Geleceğini Söylemektedir</title>
<description><![CDATA[Said Nursi hazretleri Risale-i Nur Külliyatında içinde bulunduğumuz ahir zamanda Hz. İsa (as)'ın ŞAHIS OLARAK yeniden dünyaya geleceğini, deccalin fitnesini etkisiz hale getireceğini, İseviliği dejenere olmuş düşünce ve inançlardan arındıracağını ve İseviliğin Müslümanlığa tabi olarak İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olacağını anlatmaktadır. <b>Risale-i Nur'un hiçbir yerinde Hz. İsa (as)'ın şahsı manevi olarak geleceği söylenmemiştir.</b> Üstad Hazretleri Osmanlıca, Arapça ve Türkçe'ye hakim çok güzel ve hikmetli anlatım üslubuna sahip bir kişidir. Eğer Hz. İsa (as)'ın şahsı manevisinin ahir zamanda görevli olacağını düşünse idi, bunu açık ve net olarak ifade ederdi. Ancak Kuran'a ve hadislere uygun olarak Bediüzzaman Hazretleri, <b>Hz. İsa (as)'ın zatının bu yüzyılda dünyaya geleceğini söylemiştir.</b> Hz. İsa bu yüzyılda gelecek, Hz. İsa (as)'a tabi olanların oluşturduğu bir şahsı manevisi olacak ve bu şahsı manevinin başında da Hz. İsa (as) bizzat bulunacaktır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18186</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-27</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar'ın Cinler Hakkında Verdiği Yeni Bilgiler </title>
<description><![CDATA[<b>Cinler hakkında çağlar boyunca birçok iddia ortaya atılmıştır. Ancak her konuda olduğu gibi cinler hakkında da doğru bilgi alabileceğimiz kaynak, mukaddes Kitabımız Kuran-ı Kerim`dir. Kuran`da, cinlerin yaratılışları, insanlarla olan ilişkileri, nasıl yaşadıkları gibi pek çok konuda bilgi yer almaktadır. Sayın Adnan Oktar bu bilgiler ışığında, röportajlarında cinler hakkında daha önce dile getirilmemiş bilgiler vermekte ve bu varlıklar hakkında merak edilen konuları açıklamaktadır.</b><br><br>Cinlerin de aynı insan toplulukları gibi bir hayatlarının olduğunu Kuran ayetlerinden anlıyoruz. Ayetlerde cinlerin de gelmiş ve geçmiş ümmetleri olduğu haber verilmiştir. (Araf Suresi, 38; Kehf Suresi, 50) Ancak cinler insanlardan daha farklı bir boyutta yaşamakta, insanları görüp izleyebilmekte, konuşmalarını dinleyebilmektedirler. Bu nedenle cinler tarih boyunca en çok merak uyandıran konulardan biri olmuştur.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18184</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-25</pubDate>
<title>Hz. Mehdi (as) İnsanların Mevcut Durumunu Muhafaza Etmeyecek, Allah'ın Hadi Sıfatının Tecellisi Olarak Hidayetlerine Vesile Olacaktır</title>
<description><![CDATA[Peygamberlerin insanların hidayetlerine vesile olma vasıfları vardır. Allah'ın onlara lutfettiği mucizeler ve harikalarla, imanlarının gücünün gösteren manevi derinlik ve halle insanların hidayetine vesile olurlar. Peygamberler gibi tarih boyunca gelmiş müceddidlerin, müçtehidlerin de insanların hidayetine vesile olma vasıfları vardır. Bu zatlardan biri de Bediüzzaman Hazretleridir. Aynı manevi hal ve vasıf Hz. Mehdi (as)'ın da üzerinde olacaktır. "Hz. Mehdi" ismi, "hidayete ulaştıran" anlamındadır. <b>Allah'ın "Hadi" yani "Hidayet veren, Doğru yola ulaştıran" ismi, Hz. Mehdi (as)'da yoğun olarak tecelli edecektir.</b> Hz. Mehdi (as)'ın üzerinde, Allah'ın ''Hadi''; ''hidayet veren'' isminin bereketi olacağı, içinde bulunduğumuz ahir zamanda tüm insanların hidayetine vesile olacağı hadislerde de haber verilmiştir:<br><br><b>HZ. MEHDİ (as), HİDAYET MEŞALESİYLE ALEMDE DOLAŞIR (yani tüm insanların hidayetine vesile olur)</b> ve salihler gibi yaşar. (El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 281-282 ve 266 ve 300)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18153</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-25</pubDate>
<title>Deccal'in, Nefislerine Hitap Ederek İnsanları Etkisi Altına Alması, Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'nin Tanınmasını Engelleyecektir</title>
<description><![CDATA[Deccal'in insanları aldatmakta kullandığı yöntemlerden biri de onların "nefislerine ve hevalarına hitap etmesi"dir. Allah, Kuran'da nefsin insanı kötülüğe sürüklediğini bildirmiş ve insanlara vicdanlarına uygun hareket etmelerini emretmiştir:<br><br><b>... Çünkü gerçekten nefis, -Rabbim'in kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir.</b> (Yusuf Suresi, 53)<br><br><b>Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.</b> (Şems Suresi, 7-10)<br><br>Bu nedenle müminler, her zaman vicdanlarının sesine göre hareket eder ve nefislerini temizleyip arındırmak için çaba gösterirler. Allah'tan gereği gibi korkmayan insanlar ise nefislerinin isteklerine göre hareket etmekten çekinmezler. Oysa nefsin yönlendirmesiyle hareket etmek insanlara sıkıntı ve zorluk getirir. Çünkü nefis insanları yalan söylemeye, bencilliğe, acımasızlığa, kıskançlığa, kibirli davranmaya, adaletsizliğe, merhametsizliğe, sevgisizliğe, şirke ve hatta inkara yöneltebilir. Geçmişte gönderilmiş peygamberlere de pek çok insan bu nedenle itaat etmemiş, peygamberlerin onları davet ettiği yol bu insanların nefislerine zor gelmiştir. Bu gerçeği Allah bir ayette şu şekilde bildirmektedir:<br><br><b>Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar. </b>(Müminun Suresi, 70)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18154</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-24</pubDate>
<title>Ali İmran Suresi'nin, 26. Ayetinde Geçen Ey Mülkün Sahibi Allah'ım, Dilediğine Mülkü Verirsin “.... İfadesinin Ebced Değeri 1981 Yılını Vermektedir</title>
<description><![CDATA[De ki: <b>"EY MÜLKÜN SAHİBİ ALLAH'IM, DİLEDİĞİNE MÜLKÜ VERİRSİN </b>ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.<b>"Ali İmran Suresi, 26</b><br><br><b>Arapça Okunuşu:</b> Kul Allahumme malike elmulki tu`ti elmulke men teşau ve tenziu elmulke mimmen teşau ve tuizzu men teşau ve tuzillu men teşau bi yedike elhayru inneke ala kulli şey`in kadiyrun<br><br>…"Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin…<br>Allahumme    maliku   elmulki   tu`ti    elmulke   men   teşau   <br>76               +    91    +     90    +  811  +   121   +  90  +  702  = <b>1981 (Şeddesiz)</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18130</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-24</pubDate>
<title>ki Ulu'l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) Arasında 571 Yıl vardır, Hz. Mehdi (a.s.) da İmam Rabbani Hazretlerinden Yaklaşık 400 Yıl Sonra Gelecektir</title>
<description><![CDATA[Bazı kimseler Hz. Mehdi (as)'ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesinin, İmam Rabbani'nin değerini azalatacağını düşünmekte ve Hz. Mehdi (as)'ın İmam Rabbani'den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)'ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini, kıymetini azaltacak bir husus değildir. <b>Allah Peygamberimiz (sav)'i Ulu`l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)'dan sadece 571 yıl sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)'dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu`l Azm peygamber arasında 571 yıl vardır.</b> Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)'ın Peygamberimiz (sav)'in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini söylemiştir:<br><br>Bu ümmetin ahirliği, <b>İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI</b> ile başlar. <b>YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN...</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18107</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-24</pubDate>
<title>Deccal, Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'ye Karşı Materyalist İdeolojileri Destekleyerek, Onların Tanınmalarını Engelleyecektir</title>
<description><![CDATA[Ahir zamanın en belirgin özelliklerinden biri materyalist ve ateist ideolojilerin yaygınlaşması ve insanların yaşam stillerinin bu sapkın fikir akımları doğrultusunda şekillenmesidir. Bu nedenledir ki Hz. Mehdi (a.s.) ortaya çıktığında onun en büyük fikri mücadelesi, insanları din ahlakından uzaklaştıran ve insanlığa büyük felaketler getiren materyalizm ve ateizme karşı olacaktır. Dinsizliğin hakim olmasını hedefleyen Deccal'in en çok desteklediği ve yaygınlaştırmaya çalıştığı ideolojiler de hiç şüphesiz materyalist ve ateist olanlardır. Hatta pek çok İslam alimi, hadislerde Deccal'le ilgili yer alan bilgileri yorumlarken, Deccal'in materyalist güç odaklarının liderliğini üstleneceğini belirtmişlerdir. Konuyla ilgili olarak büyük İslam mütefekkiri Bediüzzaman'ın açıklaması şu şekildedir:<br><br><i>"İkinci cereyan ise: Tabiiyyun (tabiatçılık), maddiyyun (maddecilik) felsefesinden tevellüt eden (doğan) bir cereyan-ı nemrudane (bir dinsiz hareket), gittikçe ahir zamanda felsefe-i maddiye (maddeci felsefe) vasıtasıyla intişar ederek (yayılarak) kuvvet bulup, Uluhiyeti inkar edecek bir dereceye gelir... Allah'ı inkar eden o cereyan efradları (fertleri), birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet (Rab'lik) verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın (hipnotizma ve cinlerle bağlantı) hadisatı nev'inden müthiş harikalara mazhar (sahip) olan Deccal ise, daha ileri gidip, cebbarane (zorla) suri (görünürdeki) hükumetini bir nevi rububiyet (Rablık) tasavvur edip uluhiyetini (ilahlığını -Allah'ı tenzih ederiz-) ilan eder. Bir sineğe mağlup olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen aciz bir insanın uluhiyet dava etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malumdur."</i>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18104</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-23</pubDate>
<title>Deccal'in İnsanların Büyük Kısmını Etkisi Altına Alması, Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'nin Tanınmasını Engelleyecektir</title>
<description><![CDATA[<b>"Deccal'in tabileri (ona uyanlar) çoktur. Kendisine birçok kimse iltihak eder (katılır)."</b> hadisiyle haber verildiği gibi, Deccal ortaya çıktığı zaman, kendisine pek çok kişinin uymasını sağlayacaktır. Bir başka hadiste ise; <b>"Muhakkak ki o, Harem (Mekke-Medine) ile Beyt-i Mukkaddes dışında yeryüzünün tümüne galip olacak..."</b> sözleriyle bu durum haber verilmiştir. Ayrıca, mecazi anlatımlar kullanılan bazı hadislerde de Deccal'e çok fazla sayıda insanın uyacağına ve kurduğu sistemin oldukça güçlü olacağına dair işaretler yer almaktadır. Bediüzzaman Said Nursi, Deccal ile ilgili hadisleri açıklarken Deccal'in kurduğu din ahlakına uygun olmayan sistemin büyüklüğüne dikkat çekmektedir. Bediüzzaman açıklamalarında hadislerdeki işaretlerin, <b>"Deccal'in iktidar ve icraatının büyüklüğünü"</b> ifade ettiğini söylemektedir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerindeki işaretlere göre, materyalist ve ateist bir dünya oluşturmak isteyen Deccal, kendisinin sözde ilahlığını ilan edecek ve insanların büyük bir kısmını da sahte telkinleri ile aldatacaktır. Deccal'in desteklediği materyalist ve ateist ideolojilerin yalanlarına aldanan insanlar, din ahlakından uzaklaşacak ve toplumlarda ahlaki çöküntü ve dejenerasyon başgösterecektir. Bununla birlikte, sayıca az da olsalar Hz. Mehdi (a.s.)ve beraberindeki müminler Deccal'e karşı büyük bir fikri mücadele içinde olacaklardır. Deccal'in gerçek yüzünün farkında olanların sayıca az olduklarını Bediüzzaman şu şekilde ifade etmektedir:<br><br><i>"Gaybı ancak Allah bilir. Bu hadisin bir tevili şu olmak gerektir ki: İsa Aleyhisselam'ı nur-u iman (imanın ışığı) ile tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin kemiyeti (cehd eden ruhani cemaatinin sayısı), Deccal'in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir."</i>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18098</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-23</pubDate>
<title>Deccal'in Baskı ve Zulme Dayalı Uygulamaları, İnsanların Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'ye Uymalarına Engel Olacaktır</title>
<description><![CDATA[Hadislerin işaret ettiği bir diğer bilgi, ahir zamanda insanları din ahlakından uzaklaştıran Deccal'in maddi imkanlarının çok geniş, iktidarının ise güçlü olacağıdır. Deccal bu güç ve imkanı, müminlerle mücadele etmek için kullanacaktır. Söz konusu bu mücadele ise çok yönlüdür. Deccal, müminleri manen zayıflatmaya ve yıldırmaya çalışabileceği gibi, fiziksel olarak da müminler üzerinde baskı uygulayacaktır. Deccal'in bu yoğun baskısı, insanların Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'den uzak durmalarının en önemli sebeplerinden biri olacaktır. Nitekim Kuran'da, inkar edenlerin müminlere sözle ve kötü davranışlarla eziyet vermelerinin yanı sıra, onları fiziksel olarak da zulme uğratabilecekleri bildirilmiştir:<br><br><b>... Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz...</b> (Al-i İmran Suresi, 186)<br><br><b>Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı... </b>(Enfal Suresi, 30)<br><br>Büyük İslam alimi Said Nursi de sözlerinde Deccal'in gücünün ve iktidarının şiddete ve baskıya dayalı olduğunu bildirmektedir:<br><br><i>... Deccal, büyük bir baskı ve büyük bir zulüm ve büyük bir şiddet ve dehşet ile hak ettiklerinden büyük bir iktidar görünür.</i>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18096</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>Osman Ünlü'nün 3000 Yıl İzahı İle İlgili Hatası</title>
<description><![CDATA[Osman Ünlü, İmam Rabbani Hazretleri`nin Mektubat-ı Rabbani`de Hz. Mehdi (a.s.)`ın zuhur vakti ile ilgili olarak verdiği net zaman dilimini açıkça reddetmektedir. Iddiasına göre; Hz. Mehdi (a.s.)`ın Peygamberimiz (s.a.v.)`in irtihalinden sonraki değil imam Rabbani`den sonraki 1000 yılda yani 3. Bin yılda zuhur edeceğini ifade etmektedir. Oysa bu iddiası hem Peygamberimiz (s.a.v.)`in bu konuyla ilgili hadis-i şeriflerine hem de bu doğrultuda büyük İslam alimlerinin açık izahlarına ters düşmektedir.<br><br>Örneğin Mektubat`ın hiçbir yerinde Hz. Mehdi (a.s.)`ın zuhurunun Rabbani hazretlerinden sonraki 1000 yılda olacağına dair bir izahı yoktur. Ancak buna rağmen Osman Ünlü aslı olmayan böyle bir iddiayla ortaya çıkmakta ve; <b>``Rabbani Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)`ın Peygamberimiz (s.a.v.)`in irtihalinden sonra değil, kendinden (İmam Rabbani Hazretleri`nden) 1000 yıl sonra geleceğini söylüyor`` </b>şeklinde çok yanlış bir yorum yapmaktadır. Dolayısıyla da hem Hz. Mehdi (a.s.)`ın hem de Hz. İsa (a.s.)`ın bu yüzyılda geleceklerini reddederek Peygamberimiz (s.a.v.)`in hadisleriyle ters düşmektedir. Diğer yandan da İslam ahlakının dünya hakimiyetini ve Türk İslam Birliği`nin kurulmasını 600 yıl ileri bir tarihe ertelemekte ve dolayısıyla da tüm Müslümanların güven ve huzura kavuşacakları Altın Çağ'ın yaşanacağı dönemin yüzyıllar sonra olacağını iddia etmektedir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18056</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>Deccal, İyiliklerini İstiyor Gibi Görünerek İnsanların Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'ye Uymalarını Engelleyecektir</title>
<description><![CDATA[Deccal, hakkı batıl, batılı ise hak göstererek gerçek yüzünü insanlardan saklayacak ve bu yolla Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'nin tanınmasına engel olacaktır. Peygamberimiz (sav)'in hadislerindeki işaretlere göre, Deccal kendisini insanlara, onların zarara uğramalarını engellemeye ve onları tehlikelerden korumaya çalışıyor gibi gösterecektir. Kuran ahlakını yaşamayan ve kişisel menfaatlerine zarar gelmemesini herşeyden önemli sayan pek çok insan da Deccal'in bu aldatmacasına kanacaktır. Deccal'in bu hileli yöntemi sonucunda pek çok insan, kendilerini asıl olarak kurtuluşa ulaştıracak olanın Deccal olduğuna inanacak ve Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'den yüz çevireceklerdir.<br><br>Oysaki inkarcıların, insanları kendi taraflarına çekebilmek ve onları müminlerden uzaklaştırabilmek için böyle bir yöntem kullandıkları Kuran'da da haber verilmiştir. Örneğin Firavun, tüm acımasızlığına ve mazlum halka yaptığı tüm zulme rağmen, gerçekte onların iyiliklerini düşünüyor ve onları korumak istiyormuş gibi görünmeye çalışmıştır. Bu amaçla insanlara, Hz. Musa'nın çağırdığı yolun onlara zarar vereceğini, kendisinin ise bu zararı engellemek istediği telkininde bulunmuştur. Firavun'un bu amaçla halkına yaptığı konuşmalar ve söylediği yalanlar Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmiştir:<br><br><b>Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum."</b> (Mümin Suresi, 26)<br><br><b>... Firavun dedi ki: "Ben, size yalnızca gördüğümü (kendi görüşümü) gösteriyorum ve ben sizi doğru yoldan da başkasına yöneltmiyorum."</b> (Mümin Suresi, 29)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18150</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>Deccal, İnsanlara Vesveseler Vererek Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)'nin  Tanınmasını Engelleyecektir </title>
<description><![CDATA[Hadislerde bildirildiğine göre, Deccal'in hilelerinden biri de insanlara sinsice vesveseler vermesi, bu yolla onların akıllarını karıştırmasıdır. Deccal, insanların yersiz şüpheler duymalarını ve bu nedenle de Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)geldiklerinde onlara uymakta tereddüte kapılmalarını sağlayacaktır. Oysa Hz. İsa, Rabbimiz'in Katında seçkin ve onurlu kılınmış mübarek bir peygamberdir. Güçlü Allah korkusu ve derin imanının nuruyla, görenlerin diğer insanlara kıyasla çok üstün bir şahısla karşı karşıya olduklarını anlayacakları kutlu bir peygamberdir. Samimiyetle bakanların onu tanımak konusunda kalplerinde Allah'ın izniyle hiçbir şüphe oluşmayacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)ise, Allah'ın ahir zamanda insanların hidayetine vesile olmakla şereflendirdiği çok üstün ahlaklı ve mübarek bir kimse ve tüm insanlar için bir hidayet önderidir. Gördüklerini vicdanıyla değerlendiren her insan, Allah'ın dilemesiyle Hz. Mehdi (a.s.)'nin Rabbimiz'in özel olarak görevlendirdiği kutlu bir insan olduğunun farkına varacaktır. Buna rağmen derin imana sahip olmayan, Allah'tan gereği gibi korkmayan ya da münafıkane bir karakter taşıyan kimseler ise, Deccal'in ve taraftarlarının vereceği vesveselerin de etkisiyle, Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.)'yi tanıyamayacak, bu mübarek insanların yanında yer almakta tereddüt edeceklerdir.<br><br>Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Deccal'in insanları vesvese ve şüpheye düşürerek kandıracağı şu şekilde haber verilmiştir:<br><br><i>"Her kim Deccal'in çıktığını işitirse ondan uzaklaşsın. Allah'a yemin olsun ki kişi kendini mümin zannederek (kendine güven içerisinde) onun yanına gider ve Deccal'in şüphelendirmesiyle onu takip eder.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18101</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>Büyük Ehl-i Sünnet Alimleri 'İslam Ümmetinin icabet ömrünün Hicri 1500’e Kadar Olacağını' İfade Etmişlerdir</title>
<description><![CDATA[Peygamberimiz (s.a.v.)`den rivayet edilen hadislerde ahir zamanda çıkacağı müjdelenen Hz. Mehdi (a.s.)`nin çıkış zamanı olarak Hicri 1400 yılı verilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.), insanların Hicri 1400`le birlikte Hz. Mehdi (a.s.)`nin etrafında toplanmaya başlayacaklarından bundan sonra ise 100 yıl sürecek bir hakimiyet döneminden bahsetmektedir. Bu 100 yıllık sürede Islam ahlakı tüm dünyaya hakim olacak, din ahlakına karşı mücadele veren Deccaliyet sistemi tamamen ortadan kalkacaktır. Ancak bu dönemin hemen ardından yani Hicri 1500`lerde Dünya yeniden bir bozulma sürecine girecek ve Peygamberimiz (s.a.v.)`in hadisleri  doğrultusunda açıklamalar yapan büyük ehli sünnet alimlerinden olan Suyuti, ve Berzenci Hazretleri`nin görüşlerine göre İslam ümmetinin ömrü sona erecektir. (Doğrusunu Allah bilir.)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18086</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>İslam'da Kurtarıcı Beklentisi Yoktur Diyenler Yanılıyorlar, Allah Her Yüzyılda İnsanlara Doğru Yola İletecek Bir Müceddid Göndermiştir</title>
<description><![CDATA[Hz. İsa (as)'ın gelmeyeceğini söyleyenlerin yanılgılarından biri de, İslam'da bir kurtarıcı beklentisi olmadığı iddiasıdır.<br><br>Allah tarih boyunca insanlara gönderdiği peygamberler aracılığı ile doğru yolu göstermiştir. <b>Kimi zaman da insanların din ahlakından uzaklaştıkları, bozulma ve dejenarasyonun yaygınlaştığı dönemlerde resul hükmünde tebliğciler göndererek insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmıştır.</b> Her yüzyılın başında bir müceddid geleceği hadislerde şöyle haber verilir:<br> <br>Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah <b>HER YÜZ SENENİN BAŞINDA</b> şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18085</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>Hz. İsa (a.s.) İslam Dinine ve Peygamberimiz (s.a.v.)'in Sünnetine Tabi Olarak Gelecektir</title>
<description><![CDATA[Bazı kimselerin sıkça öne sürdükleri gerçek dışı iddialardan biri de, "Hz. Muhammed (sav) son peygamber olduğu için, Hz. İsa (as)'ın gelmeyeceği"dir.<br><br>Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Muhammed Suresi'nin 40. ayetinde de bildirildiği gibi Peygamber Efendimiz (sav), <b>"Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur."</b> Ve Hz. İsa (as)'ın ikinci kez yeryüzüne gelecek olması -bazı kimselerin öne sürdüğü gibi- bu gerçeği değiştirmez. <b>Hz. İsa (as), Hz. Muhammed (sav)'den sonra gönderilen bir peygamber olarak değil, Hz. Muhammed (sav)'in şeriatını devam ettirecek ve dünyaya din ahlakını hakim kılacak bir elçi olarak gelecektir.</b><br><br>Hadislerde ve İslam alimlerinin eserlerinde Hz. İsa (as)'ın Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine tabi olarak geleceği şu şekilde açıklanmıştır:<br><br>Kırk (40) yıl <b>Allah'ın kitabı ve benim sünnetimle</b> hükmeder, vefat eder. (Suyuti, el-İ'lam bi Hükmi İsa, Süleymaniye Kütüphanesi, No. 1446/9)<br><br><b>Meryem oğlu İsa, Hz. Muhammed (sav)'i tasdik ederek, onun milleti (dini) üzere bir imam olarak ve adaletli bir hakem (hüküm verici) olarak inecek</b> ve Deccal'i yok edecek. (Hakim, el Müstedrek, Cilt II, s. 309)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18061</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-22</pubDate>
<title>İslam'da Kurtarıcı Beklentisi Yoktur Diyenler Yanılıyorlar, Allah Her Yüzyılda İnsanları Doğru Yola İletecek Bir Müceddid Göndermiştir</title>
<description><![CDATA[İslam'da kurtarıcı beklentisi yoktur diyenler yanılıyorlar, Allah her yüzyılda insanları doğru yola iletecek bir müceddid göndermiştir<br><br>Hz. İsa (as)'ın gelmeyeceğini söyleyenlerin yanılgılarından biri de, İslam'da bir kurtarıcı beklentisi olmadığı iddiasıdır.<br><br>Allah tarih boyunca insanlara gönderdiği peygamberler aracılığı ile doğru yolu göstermiştir. <b>Kimi zaman da insanların din ahlakından uzaklaştıkları, bozulma ve dejenarasyonun yaygınlaştığı dönemlerde resul hükmünde tebliğciler göndererek insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmıştır.</b> Her yüzyılın başında bir müceddid geleceği hadislerde şöyle haber verilir:<br><br>Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah <b>HER YÜZ SENENİN BAŞINDA</b> şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18059</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-21</pubDate>
<title>Hz. Mehdi'nin Haksızlığa ve İftiraya Uğraması Tanınmasını Engelleyecektir</title>
<description><![CDATA[Kuran'da, Allah'ın elçilerinin ve onlar gibi, insanları din ahlakına uymaya davet eden salih kişilerin menfaatperestlik, delilik, kendini beğenmişlik, büyücülük gibi türlü iftiralarla itham edildikleri haber verilmektedir. Ancak salih Müslümanlar kendilerine yöneltilen iftiraları her zaman örnek bir sabır ve tevekkülle karşılamış, inkarcıların tüm baskılarına rağmen Allah'ın emrettiği ahlakı yaşamaya ve insanları doğru yola davet etmeye devam etmişlerdir. Kuran ayetlerinde elçilerin karşılaştıkları bu durumu anlatan örneklerden bazıları şöyledir:<br><br><b>Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeye görsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.</b> (Yasin Suresi, 30)<br><br><b>Onlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti. Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir ."</b> (Duhan Suresi, 13-14)<br><br><b>İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: " Büyücü ve cinlenmiş " demişlerdir. Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.</b> (Zariyat Suresi, 52-53)<br><br><b>Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz? " İşte onlar eğrilip-sapınca Allah da onların kalplerini eğriltip saptırmış oldu. Allah, fasık bir kavmi hidayete erdirmez.</b> (Saff Suresi, 5)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18042</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-18</pubDate>
<title>İki Ulu'l Azm Peygamber Olan Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Muhammed (s.a.v.) Arasında 571 Yıl Vardır, Hz. Mehdi (a.s.) Da İmam Rabbani Hazretlerinden Yaklaşık 400 Yıl Sonra Gelecektir</title>
<description><![CDATA[Bazı kimseler Hz. Mehdi (as)'ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesinin, İmam Rabbani'nin değerini azalatacağını düşünmekte ve Hz. Mehdi (as)'ın İmam Rabbani'den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)'ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini, kıymetini azaltacak bir husus değildir. <b>Allah Peygamberimiz (sav)'i Ulu`l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)'dan sadece 571 yıl sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)'dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu`l Azm peygamber arasında 571 yıl vardır.</b> Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)'ın Peygamberimiz (sav)'in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini söylemiştir:<br> <br>Bu ümmetin ahirliği, <b>İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI ile başlar. YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN...</b> Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi (Kuran'ın ahlakının tam olarak uygulanması ve islam aleminin yenilenmesi)  BU İKİNCİ BİNDEDİR. <b>BU DAVANIN DOĞRULUĞUNA ADİL ŞAHİD, İSA`NIN, MEHDİ`NİN BU BİN İÇİNDE  (YANİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN VEFATINDAN SONRAKİ BİN YIL İÇİNDE) VAR OLUŞLARIDIR.</b> (Mektubatı Rabbani, sf 261)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17999</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-16</pubDate>
<title>İlmi Araştırma Sayı 74: Kısa Kısa</title>
<description><![CDATA[<b>Dünya Müslüman Alimlerinden, Harun Yahya Eserlerine Büyük İlgi</b><br><br>29 Haziran 2010 tarihinde, İstanbul Grand Cevahir Otel`de, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB)`nin ev sahipliği yaptığı Uluslararası Müslüman Alimler Birliği (UMAB) Genel Kurul toplantısında Harun Yahya eserleri büyük ilgi gördü. 45 ülkeden 600 Müslüman alim ve düşünürün katıldığı ve Prof. Dr. Yusuf El-Kardavi`nin başkanlık yaptığı toplantı öncesinde, Harun Yahya eserlerinin sergilendiği bir kitap standı yer aldı ve 15 dakika içerisinde yüzlerce kitap tükendi. <a href="http://www.ahirzamansohbetleri.com" class="SidesTableText" target="_blank">ahirzamansohbetleri.com</a><br><br><b>``Dinin olduğu yerde huzur vardır.``</b><br><br>Erzurum`un Uzundere ilçesi Müftülüğü hizmet binasının açılış törenine katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu,  törende yaptığı konuşmasında; ``Nerede din hizmeti iyi veriliyorsa, nerede bir din hizmeti sağlıklı yürüyorsa, çocuklarımız zamanında ve doğru şekilde Kuran`ı ve temel dini bilgileri öğreniyorsa, emin olun, o bölgede, o coğrafyada huzur ve birlik artıyor. Din, aynı zamanda barış içinde, bir arada yaşamak demektir. Asırlardır biz bugünlere böyle birlik içerisinde geldik. En büyük sermayemiz olan kardeşlik duygusunu eksik etmeyelim. Cumhuriyetimizin temel değerlerini kavga ettirmeden, dinimizin temel kaynaklarını özümseyerek bir arada yaşamalıyız. Kuran öğrenildikçe ve din hizmetini iyi sunabildiğimizde toplumda birliğin, dirliğin arttığını görüyoruz.`` dedi. <a href="http://www.timeturk.com" class="SidesTableText" target="_blank">timeturk.com</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17853</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-15</pubDate>
<title>Müslümanların Zengin, Güçlü Ve Gösterişli Olmaları İslam'ın Genel Mantığıyla Çelişir Mi?</title>
<description><![CDATA[Bazı çevrelerde fakirliği, az gelişmişliği, köylülüğü, ezikliği ya da yaygın deyimle dünyadan elini-eteğini çekmeyi Müslümanlığın simgesi olarak görmek adeta alışkanlık haline gelmiştir. Bunun tersine bir modelin dinle ilgisi olmadığı inancı oldukça yaygındır. Ancak bu doğru değildir ve diğer birçok konuda olduğu gibi, Kuran'dan uzak bir din anlayışının varlığından kaynaklanır. Dinin temel kaynağı olan Kuran, hiç okunup üzerinde düşünülmemiştir. Bu nedenle de kulaktan dolma hurafelerden oluşan bir din anlayışı gelişmiştir.  İslam'ın içine girmiş yanlış uygulamalar, <b>"... Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar."</b> (Furkan Suresi, 30) ayetiyle dikkat çekildiği gibi, Kuran'ın terk edilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysa Kuran'a bakıldığında, İslam'ın kesinlikle böyle bir model öngörmediği rahatlıkla anlaşılır. Birçok peygambere büyük servet ve mülk verildiği ayetlerde yer alır. Bunların içinde Hz. Süleyman'ın eşi görülmemiş zenginliği ve ihtişamı asırlardır dillere destan olmuştur. Allah'ın birçok ayette kendisinden övgüyle bahsettiği ve örnek gösterdiği Hz. Süleyman, kuşkusuz Allah'ın rızası dışında bir amaca ve Allah'ın dini dışında bir yol göstericiye sahip değildi.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17949</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-15</pubDate>
<title>Enam Suresi'nin, 149. Ayetinde Geçen; ''... ''En 'Üstün ve Apaçık' Delil (Hüccet) Allah'ındır. ....''İfadesinin Ebced Değeri 2012 Yılını Vermektedir</title>
<description><![CDATA[<b>Kİ: "EN 'ÜSTÜN VE APAÇIK' DELİL (HÜCCET) ALLAH'INDIR. EĞER O DİLESEYDİ ELBETTE TÜMÜNÜZÜ HİDAYETE YÖNELTİP İLETİRDİ."En`am Suresi,149<br><br>Arapça Okunuşu:</b> <br><br>Kul fe <b>lillâhil huccetul bâligah(bâligatu)</b>, fe lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).<br> <br><br><b>... "EN 'ÜSTÜN VE APAÇIK' DELİL (HÜCCET) ALLAH'INDIR. ...</b><br><br><b>lillâhil huccetul bâligah(bâligatu)</b><br>126  +   445 +    1433 = <b>2004 (Şeddeli)</b><br><br><b>bâligah(bâligatu)= en üstün, en kuvvetli, kesin olan 1433 = 2012<br><br>Hz. Mehdi (a.s.)`ın adlarından biri de HÜCCET`tir.</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17947</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-14</pubDate>
<title>Allah'ın Adıyla Darwin'in Teorisini Reddeden Kişi - 12.05.2010  İsviçre/Tribune  </title>
<description><![CDATA[İsviçre'nin Cenevre Kantonunda basılan günlük Fransızca gazetelerden Tribune de Genève, 12 Mayıs 2010 tarihli baskısında Lozan'da Beaulieu Sarayında gerçekleştirilecek olan Harun Yahya konferanslarını konu aldı. 175.000 okuyucusu olan gazetenin haberinde Sayın Adnan Oktar <b>"Allah'ın adıyla Darwin'in teorisini reddeden kişi"</b> ifadeleriyle anıldı.<br><br>Söz konusu haberde Evrim Aldatmacası Konferansı ve yazarın Darwin karşıtı faaliyetleri ile aktarılan bilgilerden bir kısmı şöyle oldu:<br><br><b>Bu afişleri gözden kaçırmak çok zor. Birkaç günden beri, Darwin'in evrim teorisinin üzerini çizen afişler, İsviçre'nin Fransızca konuşulan bölgelerinde ve İsviçre'nin başka büyük şehirlerindeki istasyonları ve caddeleri kaplamış durumda.</b> Ünlü bir Müslüman Yaratılışçının Lozan'daki Beaulieu Sarayı'na gelişini bildiren etkileyici bir bildiri kampanyası söz konusu. Gerçek adı Adnan Oktar olan Harun Yahya, 25 Mayıs'ta dünya görüşünü ortaya koymaya hazırlanıyor.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17889</link>
</item>

<item>
<category>Belgesel</category>
<pubDate>2010-08-14</pubDate>
<title>Kıyamet Alametleri</title>
<description><![CDATA[Tarih boyunca pekçok insan içinde yaşadığı evrenin sonsuza kadar var olacağını sanmıştır. Bu yanılgı, çok tanrılı Sümer ve Mısır dinlerinin, maddeci Yunan felsefelerinin de bel kemiğini oluşturmuştur. Bu batıl inancın en önemli nedeni ise pek çok kimsenin, hak dinlerin bildirdiği gerçeklerden habersiz olması ya da bu gerçeklere yüz çevirmesidir.<br><br>Geçmiş dönemlerdeki yetersiz bilim ve teknoloji düzeyi de insanların böyle yanlış bir anlayışa kapılmalarında etkili olmuştur. Oysa günümüzde, evrenin bir başlangıcı olduğu ve gelecekte de mutlaka bir sonunun olacağı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu büyük gerçek günümüzden 1400 yıl önce gönderilmiş olan Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim'de de açık bir biçimde haber verilmektedir: Evren bir gün kesinlikle son bulacaktır. Diğer bir deyimle, "Kıyamet mutlaka kopacaktır ve bunda hiçbir şüphe yoktur."<br><br>Bu filmde, Peygamberimizin (sav) kıyametin yaklaşmasına doğru gerçekleşeceği bildirdiği belli başlı alametler anlatılmaktadır.<br><br><a href="http://www.kiyametgunu.com" class="SidesTableText" target="_blank">www.kiyametgunu.com</a> ]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/685</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-13</pubDate>
<title>Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır</title>
<description><![CDATA[Mufazzal bin Ömer der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: <b>"...Ve HALKIN EN ŞİRRETLİLERİ OLDUĞUNDA, ZUHUR VUKU BULACAKTIR (HZ. MEHDİ (A.S.) ORTAYA ÇIKACAKTIR)."(Gaybet-i Numani, s. 187)</b><br><br>Hz. Mehdi (a.s.) ahir zamanda; Darwinizmin, komünizmin, materyalizmin ve ateizmin yani diğer bir adıyla deccaliyetin insanlar ve toplumlar üzerinde en şiddetli tahribat yaptığı bir dönemde zuhur edecektir. Deccaliyet insanların Allah'a iman etmekten iyice uzaklaşmalarına, birçok ülkede dindarların toplum içinde yadırganmasına, din ahlakının yaşanmasının ve anlatılmasının adeta suç gibi algılanmasına neden olacaktır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17890</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-13</pubDate>
<title>Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: Hz. Mehdi İstanbul'da Çıkacak</title>
<description><![CDATA[Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Iğdır'da yapılan Mehdiyet konulu toplantıda, İslam alemini Peygamberimiz (sav)'in sahih hadislerine ve Kuran ayetlerinin işari manasına dayanarak Hz. Mehdi (as)'ın 5 yıl içinde İstanbul'da açıkça ortaya çıkacağı konusunda müjdeledi.<br><br><b>Sayın Hatemi konuşmasında şunları söyledi:</b><br>"Bugün İslam ülkeleri güçlü değil. Hz. Mehdi gelecek ve <b>İSLAM'I KARŞILAŞTIĞI ZULÜMLERDEN KURTARACAK...    İSTANBUL'DA ORTAYA ÇIKACAKTIR.</b> Peygamberimiz bunu bildiğinden Hz. Eyüp'ü İstanbul'a Mehdi'ye kılavuzluk    etsin diye göndermiştir. <b>HZ. MEHDİ 5 YIL SONRA GELECEK. Alametleri belirmiştir.</b> Allah bu gelişi görmeyi bana      nasip eder inşaAllah. Ümidinizi kesmeyin, <b>Allah sevgi üzerine dünyayı yaratmıştır."</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17888</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-12</pubDate>
<title> Bir Kısım Zahir Ulemalar Hadisleri Hurafevari Açıklıyorlar   </title>
<description><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Kastamonu Lahikası`nda bir kısım cahil din alimlerinin hadislerin sadece zahiri anlamına bakarak, aklın ihtiyarını kaldıracak açıklamalarla yorumladıklarını, bu sebeple de akıl ve vicdanla çok rahat anlaşılacak konularda kendilerinin de şüpheye düşecekleri, aynı zamanda bilgisi zayıf olan Müslümanlara da bu şekilde zarar vereceklerini ifade etmektedir. Said Nursi Hazretleri ahir zaman Müslümanlarının sıkça karşılaştıkları bu konuyu veciz bir şekilde anlatmıştır.<br><br><i><b>... BİR KISIM ZAHİRÎ ÜLEMALAR </b>(hadislerin dış anlamlarına bakarak hüküm veren alimler), <b>O RİVAYET VE HADÎSLERİN ZAHİRİNE</b> (dış anlamlarına) <b>BAKIP ŞÜPHEYE DÜŞMÜŞLER. VEYA SIHHATİNİ</b> (doğruluğunu) (hurafe gibi, masallarda anlatılan gerçek dışı bir şey gibi yanlış) <b>İNKÂR EDİP VEYA HURAFEVARİBİR MANA VERİP ÂDETA MUHAL BİR SURETİ</b> (adeta imkansız, aklın vicdani kanaatle karar verme özelliğini ortadan kaldıracak özelliklerde bir şahsı) <b>BEKLER BİR TARZDA</b> (anlattıkları için), <b>AVAM-I MÜSLİMÎNE</b>(böyle metafizik açıklamalara inanmada zorlanacakları veya bu sebeple hiç inanmayacakları için, halktan bilgisi olmayan Müslümanlara imani yönden) <b>ZARAR VERİRLER.</b></i> (<i>Kastamonu Lahikası</i> S. 80)<br><br>Nitekim günümüzde de kimi cahil din alimleri ortaya çıkarak, Peygamber Efendimiz`den rivayet edilen hadisleri aynı Said Nursi Hazretleri`nin bildirdiği şekilde zahiri anlamına göre yorumlamakta ve bu şekilde kendilerince güya Hz. Mehdi (a.s.)`nin gelişini örtbas etmeye çalışmaktadırlar. Said Nursi`nin bu sözünde bahsettiği din alimlerinin günümüzde de aynı yöntemlerle insanları aldataya çalışmaları, Allah`ın dilemesiyle Bediüzzaman`ın bir kerameti, bir harikasıdır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17876</link>
</item>

<item>
<category>Web Sitesi</category>
<pubDate>2010-08-12</pubDate>
<title>bediuzzamanvemehdi.com</title>
<description><![CDATA[Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)'ın geleceğini söyledi mi?<br><br>Bediüzzaman Said Nursi'nin, farklı tarihlerde yaptığı açıklamaların hepsinde, Hz. Mehdi (a.s.)'ın geliş zamanı olarak Hicri 1400'lü yılların başlarına işaret edilmiştir. Bediüzzaman bir sözünde, Hz. Mehdi (a.s.)'ın Asr-ı Saadet döneminden 1400 sene sonra çıkacağını şöyle belirtmektedir:<br><br>"İstikbal-i dünyeviyede (dünyanın geleceğinde) <b>1400 sene sonra gelecek bir hakikati</b> asırlarında karib (yakın) zannetmişler." (Sözler, 318)<br><br><a href="http://www.bediuzzamanvemehdi.com" class="SidesTableText" target="_blank"><b>bediuzzamanvemehdi.com</b></a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16805</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-12</pubDate>
<title>Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Ahit Sandığını Anlatıyor</title>
<description><![CDATA[İçinde bulunduğumuz ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)`in hadisleri doğrultusunda; fitnelerin çoğalması, İran-Irak Savaşı, Kabe baskını ve Kabe`de kan akıtılması, Fırat Nehri`nin suyunun kesilmesi, Ramazan ayında iki kez Güneş ve Ay tutulmalarının olması gibi Hz. Mehdi (a.s.)`ın çıkış alametleri peş peşe gerçekleşmiştir. 2009 yılında Lulin kuyruklu yıldızının çıkması ve geçtiğimiz aylarda Hz. Nuh (a.s.)`ın gemisinin Ağrı Dağı`nda bulunmasının ardından ise tüm iman sahipleri Sayın Adnan Oktar`ın röportajlarında müjdelediği ``Hz. Musa (a.s.)`ın Ahit Sandığı`nın bulunmasını`` da büyük bir şevkle beklemektedirler.<br><br>Ahit sandığı, Yüce Rabbimiz`in Kuran`da bildirdiği ve içinde Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.)`dan eşyalar bulunan değerli bir sandıktır. Kuran`da bu sandığın Allah`ın müminlere güven duygusu ve huzur veren bir nişanesi olduğu bildirilmektedir. (Bakara Suresi, 248) Bu nedenle yıllardan beri hem Museviler, hem Hıristiyanlar, hem de Müslümanlar Ahit Sandığı`nın bulunması için çaba sarf etmişlerdir. Ancak MÖ. 587 yılından bu yana bu kutsal sandığın yeri bilinmemektedir. Peygamberimiz Hz. Mu-hammed (s.a.v.)`in hadislerinden anlaşıldığı üzere sandık ahir zamanda bulunacaktır. Ancak sandığın çok önemli bir özelliği daha vardır:<br> <br>Bu kutsal sandığı bulma şerefi, ahir zamanın kutlu şahıslarından Hz. Mehdi (a.s.)`a nasip olacaktır. Bu nedenle sandığın bulunması Hz. Mehdi (a.s.)`ın çıkışının en önemli alametlerinden biri olacaktır. Aynı zamanda bu işaret, onun hükümranlığının da bir sembolü sayılacaktır. (Doğrusunu Allah bilir.)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17847</link>
</item>

<item>
<category>Dergi</category>
<pubDate>2010-08-12</pubDate>
<title>İlmi Araştırma Sayı 74</title>
<description><![CDATA[<b>KAPAK KONUSU	</b><br>Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)`ın Ahir Zamanda Bulunacak Olan Ahit Sandığını Anlatıyor<br><br><b>Karun Kıssası`nda Gizlenen Hikmetler: </b> Dıştan Görünenlere Aldanmamak	<br><br><b>Peygamber Efendimiz (s.a.v.)`in Verdiği Haberlerden Biri Daha Tahakkuk Etti	<br><br>Mübarek Ramazan Hayırlı Olsun!	<br><br>İNCELEME</b>	<br>SAYIN ADNAN OKTAR`IN TÜRKİYE - İSRAİL İLİŞKİLERİ İLE İLGİLİ İSRAİL BASININA YAPTIĞI AÇIKLAMALAR]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17846</link>
</item>

<item>
<category>Kitap</category>
<pubDate>2010-08-12</pubDate>
<title>Deccal Nasıl Öldü? ''150 Yıl Süren Darwinist Aldatmacanın Sonu'' - 1. Baskı</title>
<description><![CDATA[Canlıların tesadüfen meydana geldiğini iddia eden, insanın maymun ataları olduğunu savunan, insanı yeryüzünde sorumsuz bir hayvan olduğuna inandırmaya çalışan, güçlü olanın zayıf olanı ezmesi gibi sapkın bir fikirle yola çıkarak kitleleri katleden, savaşları başlatan, insanları küçük ve aşağılık gören dünyaya hakim olmuş sahte inanç sistemi, deccalin en büyük oyunlarından biri olan Darwinizm'dir.<br> <br>Darwinizm, tarihin en sapkın ve en büyük kitle aldatmacasıdır. 150 yıl boyunca devam etmiş olan bu kitle aldatmacası, şu an Darwinistlerin şaşkın bakışları altında çöküşe uğramaktadır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/15516</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-11</pubDate>
<title>Risalelerde ''Bir Asır Sonra Gelecek Mehdinin Talebeleri'' İfadesini Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hicri 1400 De Zuhur Edecek Olan Hz. Mehdi (a.s.) Ve Talebeleri İçin Kullanmıştır</title>
<description><![CDATA[<b>...Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ'NİN ŞAKİRTLERİ OLABİLİR.`` ...</b><br>(Şualar, 1. Şua, s. 605)<br>(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sf. 90)<br><br>Bediüzzaman bu sözünde <b>i>``BUNDAN BİR ASIR SONRA``</b></i> ifadesiyle açık bir şekilde içinde bulunduğu dönemden <b>bir asır</b> yani <b>yüz yıl sonrasına</b> dikkat çekmektedir. Ayrıca üstad, bundan bir asır sonra Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin, çok müthiş ve etkili bir tebliğ faaliyeti ile dünyada o güne kadar hakimiyet sağlamış olan Darwinizmi, komünizmi, materyalizmi tam olarak susturacaklarına özel dikkat çekmiştir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17864</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-11</pubDate>
<title>Bediüzzaman Hazretleri Türkiye'nin İslam Aleminin Lideri Olacağını Söylemiştir</title>
<description><![CDATA[<b>Said Özdemir Ağabey'in Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir anısı:</b><br><br>"Ben ise Hicaz`a gitmek istediğimi söyleyince ‘Niye?` diye sordu. ‘Efendim` dedim, ‘memleketin halini görüyorsunuz. Gittikçe daha fenalaşacak. Orada olsam çocuklarım da kurtulur, ben de` dedim.<br><br><b>"KARDEŞİM`, DEDİ, ‘BEN ORADA OLSAM BURAYA GELİRDİM. ALEM-İ İSLÂM KAPISININ KİLİDİ TÜRKİYE`DİR. BU KİLİT BU KAPIYI ÂLEM-İ İSLÂM ÜZERİNE AÇAR. KAT`İYEN BURADAN GİTMEK İÇİN İZİN YOK` DEDİ.<br><br>(Necmettin Şahiner, Son Şahitler)</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17863</link>
</item>

<item>
<category>Kitap</category>
<pubDate>2010-08-11</pubDate>
<title>Hz. Mehdi (as) Hakkında Bilgiler - 1. Baskı</title>
<description><![CDATA[Bu kitabın hazırlanma amacı; içinde yaşadığımız Ahir Zamanda zuhur edecek olan, gelmiş geçmiş en büyük müceddid olan Hz. Mehdi (a.s.) hakkında Üstad Bediüzzaman Hazretleri'nin Kuran'ı Kerim ve Peygamberimiz (s.a.v.)'in hadis-i şerifleri ışığında yapmış olduğu tüm izahları, hiç bir yoruma hiçbir tevil ya da tefsire başvurmadan orijinal halleriyle sunmaktır.<br><br>Bazı şahısların Risale-i Nur Külliyatı'nı anlaşılmaz ve tefsire ihtiyaç gerektirir bir eser olarak tanıtmalarının aksine, Bediüzzaman`ın eserleri son derece açık ve anlaşılırdır. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin kendi anlatımıyla Risale-i Nur Külliyatı, bir ortaokul çocuğu ya da okuma yazma bilen bir kadının kendi kavrayış güçleri oranında gayet rahat bir şekilde anlayabilecekleri kadar açık ve anlaşılır yazılmış bir eserdir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17179</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-11</pubDate>
<title>33.Bediüzzaman 'Mehdi' Değildir Çünkü "Hz. Mehdi (a.s.) 'Büyük Bir Maddi Kuvvet Ve Hakimiyet Sahibi' Olacaktır. Bediüzzaman Böyle 'Büyük Bir Maddi Kuvvet' Ve 'Dünya Çapında Böyle Bir Hakimiyet' Sahibi Olmamıştır.''</title>
<description><![CDATA[...O zatın ikinci vazifesi, Şeriatı icra ve tatbik etmektir (İslam ahlakının esaslarını hayata geçirmektir). Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, <b>BU İKİNCİ VAZİFE, GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ, O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN (yerine getirebilsin). </b>(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)<br><br>Bediüzzaman bu açıklamasında, Hz. Mehdi (a.s.)'ın, tüm dünyayı kapsayacak şekilde Kuran ahlakının gereklerini toplum içerisinde hayata geçirme vazifesinin ancak <b>‘BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİNİ`</b> belirtmiştir. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)`dır. Maddi güç ve hakimiyetin olması diğer vazifelerin de yerine getirilmesine vesile olacaktır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17765</link>
</item>

<item>
<category>Makale</category>
<pubDate>2010-08-10</pubDate>
<title>Hz. Mehdi (a.s.) Zamanında Ömürler Uzayacak</title>
<description><![CDATA[Hadislerde de haber verildiği gibi, ahir zamanın ve Hz. Mehdi'nin zuhurunun alametlerinden biri de bu kutlu dönemde "ömürlerin uzayacak olması"dır. Konuyla ilgili hadis ve rivayetlerden bazıları şöyledir:<br><br><i>"<b>Onun (Hz. Mehdi'nin) zamanında ömürler uzayacak.</b> Ömürlerin uzaması onun (Hz. Mehdi'nin) da uzun ömürlü olmasını gerektirir."</i> (<i>Kıyamet Alametleri</i>, s. 184)<br><br><b>"<i>Onun (Hz. Mehdi'nin) zamanında... ömürler uzayacak</i> ve emanet zayi olmayacaktır..."</b> (<i>El-Kavlu`l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar</i>, s. 43)<br><br><i>"<b>Ömürler uzayacak</b>, emanetler yerine teslim edilecek."</i> (İmam Suyuti, <i>Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş</i>, sf. 1699, Sf. 179)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17836</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-08</pubDate>
<title>21.Bediüzzaman 'Mehdi' Değildir Çünkü, Bediüzzaman “Hz. Mehdi (a.s.)'ın Dünyadaki Tüm İnsanlar Üzerinde 'Hakim' Vasfını Taşıyacağını Bildirmiştir, Ancak Bediüzzaman Böyle Bir Vasıf Ve Güç Sahibi Olmamıştır.''</title>
<description><![CDATA[<b>... Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette  EN BÜYÜK BİR MÜÇTEHİD</b> (ihtiyaç oluştuğunda ayetlerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi) <b>hem EN BÜYÜK BİR MÜCEDDİD</b> (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi, yenileyen, yenileyici), <b>hem  HAKİM,hem  MEHDİ  hem MÜRŞİD (doğru yolu gösteren kişi) hem  KUTB-U AZAM (Müslümanların kendisine bağlandıkları büyük evliyalardan, zamanın en büyük mürşidi)  olarak  BİR ZAT-I NURANİYİ (nurlu bir zatı) GÖNDERECEK  ve  O ZAT da,  EHL-İ BEYT-İ NEBEVİDEN (Peygamberimiz (sav)`in soyundan) OLACAKTIR.</b> (Mektubat,  Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Risale Olan Yedinci Kısım, s. 411-412)<br><br>Bediüzzaman'ın kullandığı <b>``HAKİM``</b> kelimesinin sözlük anlamı, "Haklı ve haksızı ayırıp adalet üzere hükmeden, idare eden"dir. Bediüzzaman eserlerinde Hz. Mehdi (a.s.)'ın yerine getireceği görevlerinden bahsetmiş; halihazırda dağınık halde bulunan tüm İslam dünyasını birleştirip bu birlikteliğin manevi liderliğini üstlenmenin de Hz. Mehdi (a.s.)'ın bu görevlerinden biri olduğunu belirtmiştir. Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)'ın, burada belirtilen <b>``HAKİM``</b> sıfatını kullanarak, tüm İslam aleminin manevi lideri olacağını ve Müslümanların meselelerine çözüm getireceğini bildirmiştir. Buna göre, Hz. Mehdi (a.s.)`ın adil hükümleri ve yönlendirmesiyle dünya çapında tüm İslam dünyası huzura, güvenliğe ve refaha kavuşacaktır. Böyle bir gelişme şu ana kadar ne Bediüzzaman ne de bir başka İslam aliminin döneminde gerçekleşmemiştir. Nitekim <b>Bediüzzaman da bu gerçeği hatırlatarak Hz. Mehdi (a.s.)'ın henüz  gelmediğini çok açık bir şekilde dile getirmiş; Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde , tüm dünyayı etkisi altına alacak olan bu ``hakim vasfını taşımasıyla`` , Hz. Mehdi (a.s.)'ın tüm insanlar tarafından açıkça tanınabileceğine`` dikkat çekmiştir.</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17781</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-08</pubDate>
<title>Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar?</title>
<description><![CDATA[Peygamberimiz (s.a.v.)`den rivayet edilen sahih hadislerde ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)`ın hem fiziksel özellikleri hem de zuhuru öncesi ve sonrası meydana gelecek önemli olaylar çok detaylı bir şekilde bildirilmiştir. Tüm bu deliller Hz. Mehdi (a.s.)`ın mutlaka bir şahıs olarak zuhur edeceğini göstermekte, onun bir şahsı manevi olarak geleceği iddiasına olanlara cevap vermektedir. Ayrıca üstad risalelerinde yaklaşık 70 ayrı yerde Hz. Mehdi (a.s.)`ın <b>``bir zat, bir şahıs`` yani yaşayan bir kişi</b> olacağını vurgulayarak risalelerin asla Mehdi olmadığına da cevap vermiştir. Yani Hz. Mehdi (a.s.) bir şahsı manevi değil bir şahıs olacaktır. Risale-i Nur`ları kendisine bir program yaparak insanların imanının kurtulmasına vesile olacaktır.<br><br><b>Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. ....Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17780</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-07</pubDate>
<title>Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretleri'nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki:</title>
<description><![CDATA[<b>``Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretleri'nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki: Gavs hazretleri bir sohbetlerinde; ``Evliya yetiştirme mektepleri olan tarikatler, artık iman kurtarma mektepleri haline geldi.`` ``Eskiden insanlar yıllarca gezer, kendilerine şeyh ararlardı. Şimdi ise şeyhler kapı kapı dolaşıp Müslümanların imanlarının kurtulması için çağırıyor ve topluyorlar. Şah-ı Hazne (Ahmed Naznevi) Ümmet-i Muhammed`in imanını kurtarmaya çalıştı. Yoksa bu zamanda tarikat meselesi diye bir şey olmuyor. Şimdi bir oyalamadır gidiyoruz. Maksad iman kurtarmaktır. Tam hidayet Mehdi Aleyhirrahme zamanında olacaktır`` buyurdu.  <br><br>``Gavs hazretlerine sorulmuş: efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, Vird ehli vardı. Şimdi hepsi gevşemişler ve temellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor? Gavs hazretleri buyurmuş: ``Evet artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir durumu muhafazadır, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet şimdi Hz. Mehdi (a.s.)`in elindedir. Tam manasıyla hidayeti o yapacak. Biz ise çoluk çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz`` (Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.)'nin hayatı, dr. A. Selahaddin Kınacı, sy. 87)</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17773</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-07</pubDate>
<title>Hz. Mehdi (a.s.) Döneminde Tüm Çatışmaların ve Anlaşmazlıkların Sona Ermesi</title>
<description><![CDATA[<b><i>"Savaş (erbabı) da ağırlıklarını (silah ve malzemelerini) bırakacak."</i></b> (<i>Sünen-i İbn Mace</i>, 10/334)<br><br><b><i>"Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir."</i></b> (<i>Sahih-i Müslim</i>, 1/136)<br><br><b><i>"Harp (erbabi) ağırlıklarını (yani silah ve saireyi) bırakır."</i></b> (<i>Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri</i>, 496)<br><br><i>"<b>Düşmanlık ve kini de kaldıracaktır.</b> Zehirli olan her hayvanın zehri de sökülüp alınacaktır. Hatta küçük oğlan çocuğu, elini yılanın ağzına sokacak da yılan ona zarar vermeyecektir. Kurt, koyun-keçi sürüsü içinde sürünün köpeği gibi olacaktır."</i> (<i>Sünen-i İbni Mace</i>, Kitabü-l fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab 33, sf. 331-335)<br><br><i>"<b>Onun zamanında kurtla koyun birarada oynayacak, yılanlar çocuklara zarar vermeyecektir.</b> İnsan bir avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir."</i> (<i>El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar</i>, sf. 43)]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17766</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-06</pubDate>
<title>13.Bediüzzaman 'Mehdi' Değildir Çünkü Bediüzzaman, 'Hz. Mehdi (a.s.)'ın ‘Kendisinden Sonra' 'Ahir Zamanda Gelecek Bir Müceddid-İ Ekber' Olduğunu' Söylemiştir.</title>
<description><![CDATA[Bazı ayat-i kerime (ayetler) ve hadis-i şerife (hadisler) <b>AHİR ZAMANDA GELECEK</b> BİR MÜCEDDİD-İ EKBER-İ mana-yı işari ile haber veriyorlar. Fakat <b>O GELECEK ZATIN</b> ve cemiyetinin üç vazifesinden en ehemmiyetlisi (önemlisi) olan ve zahiren (görünüşte) en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; <b>O GELECEK ZATA DAİR HABERLERİ VE İŞARETLERİ, RİSALE-İ NUR'UN ŞAHS-I MANEVİSİNE HATTA BAZEN TERCÜMANINA DA TATBİKE ÇALIŞMIŞLAR</b> ve şeriatı ihya (Kuran ahlakının esaslarını hatırlatarak yeniden hayata geçirme) ve hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu <b>İKİ MÜHİM VAZİFESİNİ NAZARA ALMAMIŞLAR...</b> (Tılsımlar Mecmuası, s. 168)<br><br>Tılsımlar Mecmuası, Risale-i Nur`un çeşitli kısımlarından derlenmiş bir kitaptır. Bediüzzaman, Tılsımlar Mecmuası`nda yer alan bu sözlerinde geçen, <b>"AHİR ZAMANDA GELECEK BİR MÜCEDDİD-İ EKBER", "O GELECEK ZATIN…"</b> ve <b>"O GELECEK ZATA DAİR HABER VE İŞARETLERİ"</b> ifadeleriyle Hz. Mehdi (a.s.)'ın, kendi zamanında henüz gelmediğini; beklenen bu mubarek şahsın kendinden sonraki bir dönemde yani Ahir Zaman'da geleceğini belirmiştir.<br><br><a href="http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/27168" class="SidesTableText">'Bediüzzaman kendisinin 'Ahir zamanın büyük Mehdisi' olmadığını delilleriyle birlikte açıklamıştır' makalesine geri dönmek için tıklayın.</a>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17804</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-05</pubDate>
<title>Hz. Mehdi (a.s.)'ın Üç Görevini Sözde 3 Ayrı Kişinin Yapacağı İddiası Tamamen Yanlıştır</title>
<description><![CDATA[Nurcu kardeşlerimizden biri; Üstad`ın Ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)`ın yapacağı üç büyük görevi ile ilgili açıklamasını son derece çarpıtarak tefsir etmektedir. Üstad`ın bu ifadelerinde Ahir zamanda sözde üç tane Hz. Mehdi (a.s.) geleceğini ve Hz. Mehdi (a.s.)`ın diyanet, siyaset ve saltanat aleminde yapacağı üç büyük görevini ayrı ayrı bu kişilerin yerine getireceklerini söylediğini iddia etmektedir. Ancak bu açıklaması Nurcu kardeşimizin çok büyük bir yanılgı içinde olduğunu göstermektedir. Üstad, Risalelerin hiçbir yerinde üç vazifeyi ayrı ayrı yapacak 3 ayrı Mehdi olacağı gibi bir mantıktan bahsetmemiştir.<br><br>Aksine Üstad, Emirdağ Lahikası`nda Ahir zamanın büyük Mehdisinin üç büyük vazifesi olacağını, bu üç vazifeyi bir arada yapabilme gücünde ve iktidarında olması nedeniyle de kendisine ``Ahir Zamanın büyük Mehdisi`` ünvanı deneceğini ifade etmiştir:<br><br><b>Mehdî`nin üç vazifesi</b><br><br>Nurun ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şakirdi (talebesi), çokların namına (başkaları adına) benden sordu ki: "Nurun halis ve ehemmiyetli bir kısım şakirdleri, pek musırrane (ısrarla) olarak ahirzamanda gelen al-i Beytin büyük bir mürşidi seni zannediyorlar ve o kadar çekindiğin halde onlar ısrar ediyorlar.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17759</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-05</pubDate>
<title>Hz. Mehdi (a.s.)'in Zuhuruna Yönelik Olarak Risalelerde Yeri Olmayan Çok Yanlış İzahlar Yapılmaktadır</title>
<description><![CDATA[Son dönemde bazı Nurcu kardeşlerimiz Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri`nin, Hz. Mehdi (a.s.)`ın gelişi ile ilgili çok açık beyanlarına son derece yanlış yorumlar getirmektedirler. Bu yorumlar Bediüzzaman Hazretlerinin Mehdiyet konusundaki açık ve net izahlarıyla alenen çelişmektedir. Üstelik Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde haber verdiği bilgilere de uygun değildir.<br><br>Özellikle Nur talebelerinin içindeki abilerden bazıları Üstad`ın Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili açık ve sarih izahlarını yanlış bir bakış açısıyla değerlendirmektedirler. Oysa Üstad Risalelerinde yer alan ifadelerini Peygamberimiz (s.a.v.)`in hadisleri ve büyük İslam alimlerinin görüşleri doğrultusunda yapmıştır. Ve açık bir şekilde Hz. Mehdi (as)'ın Hicri 1400'de yani içinde yaşadığımız çağda gelecek bir zat olduğunu anlatmıştır. Ancak söz konusu Nur talebeleri Üstadın son derece sarih izahlarını sanki müteşabihlermiş, anlaşılması zor ifadelermiş gibi değerlendirip tekrardan Üstad`ın sözlerini şerh etme cihedine gitmektedirler. Bu son derece büyük bir hata ve  Üstad`ın şahsına karşı yapılmış bir ayıptır. Üstad son derece hikmetli konuşan, Risalelerinde çok açık ve net ifadeler kullanarak olayları izah eden bir müceddiddir. Onun açıklamalarını tekrardan tefsir etmeye kalkmak, tefsirin tefsirini, şerhin şerhini yapmak gibi olur ki bu da hiç doğru bir yöntem olmaz.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17758</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-05</pubDate>
<title>38.Bediüzzaman 'Mehdi' Değildir Çünkü Bediüzzaman, ''Hz. Mehdi (a.s.)'ın 'Tüm Müslüman Aleminin Lideri Olarak Hıristiyanlarla İslam Dünyası Arasında İttifak Sağlayacağını' Bildirmiştir. Ancak Bediüzzaman Böyle Bir Olaya Vesile Olmamıştır.''</title>
<description><![CDATA[<b>... O ZATIN üçüncü vazifesi, HİLAFET-İ İSLAMİYE`Yİ</b> (İslam halifeliğini -Müslümanların manevi liderliğini-) <b>İTTİHAD-I İSLAM`A BİNA EDEREK</b> (İslam Birliği üzerine kurarak), <b>İSEVİ RUHANİLERİYLE (dindar Hıristiyanlarla ve Hıristiyan alimleriyle) İTTİFAK EDİP (iş birliği ve dayanışma içerisine girerek) DİN-İ İSLAM`A (İslam dinine) HİZMET ETMEKTİR.  BU VAZİFE, PEK BÜYÜK BİR SALTANAT ve KUVVET  ve  MİLYONLAR FEDAKARLARLA</b> (milyonların fedakarane katılımıyla) <b>TATBİK EDİLEBİLİR</b> (yerine getirilebilir). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)<br><br>Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)'ın üçüncü vazifesinin <b>‘İslam toplumunu birleştirmek ve bu birliğin başındaki şahıs olarak Hıristiyan alemiyle ittifak yapmak olduğunu`</b> belirtmiştir. Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)'ın bu vazifesinin yerine getirilebilmesi için pek büyük bir saltanat, büyük bir kuvvet ve milyonların fedakarane katılımının gerektiğini bildirmiştir.<br><br><b>Hz. Mehdi (a.s.)'ın üçüncü vazifesi olan Hıristiyan önderlerle ittifak etmesi ve bu vesilesiyle İslam'a hizmet etmesi Bediüzzaman'ın yaşadığı dönemde oluşmamış olaylardır. Her iki dinin ittifak ederek, İslam ve Hristiyanlığın ortak cephesi olan "materyalizm ve dinsizliğe" karşı ittifak etmeleri de Bediüzzaman döneminde gerçekleşmemiştir.</b>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17757</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-04</pubDate>
<title>Hz. İsa (a.s.)'ın 2000 Yıl Önce Kullandığı Kişisel Eşyası Bulundu</title>
<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haberde, Kudüs ve çevresinde yapılan araştırmalarda Hz. İsa (as) dönemine yani 2000 yıl  öncesine ait bir kupa bulunduğu açıklandı. Üzerinde " Rab, geri döndüm" yazısı bulunan kupanın Hz. İsa (as)'ın bundan 2000 yıl önce kullanmış olduğu kişisel bir eşyası olması ihtimali çok yüksektir. O dönemde kullanılan yazı türüyle yazılmış olan bu yazı, kupanın Hz. İsa (as)'ın önceki hayatına dair bir eşya olduğunu göstermektedir:<br>"Son dönemde en fazla dikkat çeken gelişmelerden biri ise, bir süre önce Siyon Dağı`nda keşfedilen ve üzerinde <b>``Hz. İsa, geri döndüm`` yazan iki bin yıllık bir kupanın bulunması oldu. Arkeologları şaşırtan şey, bu sözün Ölü Deniz Parşömenleri`ndekine benzer bir kod ile yazılmış olmasıydı."</b> (Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010)<br><br>İçinde bulunduğumuz Hicri 1400, Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği gibi, Hz. İsa (as)'ın Allah'ın izniyle dünyaya dönüş çağıdır. Hz. İsa (as), Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden ve İslam alimlerinin açıklamalarından anlaşıldığı üzere şu anda yeryüzündedir ve faaliyet halindedir. Önümüzde 10-20 yıl içinde ise, Allah'ın izniyle, tüm insanlık alenen O'nun nurlu yüzünü yeniden görecektir.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17696</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-02</pubDate>
<title>Hadislerde 1997 ve 1999 Yılına Olan İşaretler</title>
<description><![CDATA[Hz. Mehdi'nin ortaya çıkış alametlerinin haber verildiği hadislerden birinde de, 1997 ve 1999 yıllarına dikkat çekilmektedir:<br><br><i><b>"İnsanlar 95. seneye kadar malik olacaklar, yani işler iyi gidecek. 97. ve 99. senede mülkleri zail olacak..."</b></i><br><br>(<i>El-Kavlu'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar</i>, sf. 54<br><br>Hadisteki "95. sene" şeklindeki ifade ile 1995 yılına dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. 1995 yılına kadar insanların nispeten daha müreffeh bir yaşam sürmüşler, yaşam koşullarının o kadar zorlaşmamıştır. Bundan sonra ise çeşitli zorluklar başgöstermeye başlamıştır. 1997 yılında çeşitli siyasi sıkıntılar yaşanmıştır. 1999 yılında ise Marmara bölgesinde ve Türkiye çapında meydana gelen depremlerde son yılların en büyük can ve mal kaybı olmuştur.<br>]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17702</link>
</item>

<item>
<category>Yeni Bilgiler</category>
<pubDate>2010-08-01</pubDate>
<title>Allah, Hz. Mehdi (a.s.)'ı Vesile Ederek Süfyani Fikir Sistemini Yerle Bir Edecektir</title>
<description><![CDATA[``...Onun ordusunun başında, ... <b>Şuayb bin Salih (Hz. Mehdi (a.s.)`ın bir adı da Şuayb bin Salih`dir) diye çağrılan bir kişi vardır. O kumandan, Süfyanî`leri hezimete uğratır... Bu sırada insanlar Mehdî`yi temenni ediyor ve arıyorlardır.``<br>(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi -40)<br></b><br>Peygamberimiz (s.a.v.)`den rivayet edilen bu hadis-i şerifte müslümanların;  Hz. Mehdi (a.s.)`ın zuhuru ve sonrasında yapacağı yoğun fikri ve ilmi mücadele neticesinde, süfyani düşüncenin etkisinden tamamen kurtulacaklarına dikkat çekilmektedir.<br><br>Allah Hz. Mehdi (a.s.)`ı vesile ederek, din ahlakından uzak, Kuran ruhunu yaşamaktan gaflete düşmüş, Allah`ın varlığı ve birliği inancından tamamen uzaklaşmış ve Mehdiyete karşı açık bir mücadele içinde olan deccali ve süfyani zihniyeti fikren hezimete uğratacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)`ın bu büyük ilmi ve ahlaki mücadelesinin sonucunda, yüzyıllardır Allah'a iman etmeleri nedeniyle zulme, baskı ve şiddete maruz kalan, ezilen, yurtlarından sürülüp çıkarılan ve Allah'tan kendilerine bir kurtarıcı, bir hidayet önderi göndermesini dileyen müslümanlar, söz konusu süfyani sistemin yıkıcı etkisinden tamamen kurtulacaklardır.]]></description>
<link>http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17684</link>
</item>

</channel>
</rss>